10 Nisan 2013 Çarşamba
AÇIK SAHNE 15 MART 2013 OFFICIAL VIDEO
3 Ocak 2011 Pazartesi
Eurovision ve Fizy
Yüksek Sadakat; biliyorsunuz “Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer”le popüler müzik havuzuna çivileme atlamış bir grup. Daha güzeli; geçen zaman içinde kendine ait bir sound yaratmış; Türkiyeli olmayı becermiş bir rock grubu.
Elektro gitarla türkü söylemek, kitleleri coşturmak başka bir şey; bizim ritimleri, melodik yapıları esas alarak “rock” yapmak başka bir şey…
Baktığınızda Atiye; Eurovision için biçilmiş kaftandır. Ama daha genç Atiye; biraz daha pişer, seneye gider. Atiye olamadı çünkü TRT’nin; Hadise deneyiminden sonra sıtkı sıyrılmıştır. Kurum olarak “kadın” temsilci tercih etmiyor olabilirler bir süredir. O da ayrı bir tartışma konusu.
Baktığınızda; içimden “Hayko Cepkin gitseydi” demek geçiyor; yıksın o sahneyi, herkesi şaşırtsın. Ermeni kökenli bir Türk vatandaşının bu ülkede neler yaptığını göstersin. Ama bunu söylemiyorum; çünkü Hayko için, en azından şimdilik, doğru bir hareket olacağını düşünmüyorum. TRT’den de böyle bir açılım beklemiyordum.
Hande Yener olmaz mıydı dersiniz? Olurdu tabii… Türkiye’yi bir Lady Gaga şakası ile temsil etmek istiyorsak neden olmasın, olurdu. Ama Atiye’yi bile potaya sokmayan TRT’nin Hande’yi düşünme ihtimali zaten azdı. Şebnem Ferah, Bengü ve Demet Akalın konusuna girmiyorum bile…
Yüksek Sadakat olmasa kim olurdu koşullar itibariyle TRT için? Gripin olurdu… Emre Aydın olurdu…
Şimdi Yüksek Sadakat; TRT’ye 3 şarkı önerecek, birisi seçilecek. Çok büyük olasılıkla İngilizce söz ve hareketli bir şarkı tercih edecekler.
Geçen yıl; maNga gibi Eurovision için çok uygun bir gruba bile hoyrat eleştirilerimizle neler çektirdiğimizi düşününce, Yüksek Sadakat’a sabırlar diliyorum.
Aradığımız Fizy’ye bir süredir ulaşılamıyor çünkü MÜ-YAP, mahkeme kararıyla kapattırdı Fizy’yi. Hem de Fizy; bir Türk girişimi olarak dünyanın en önemli internet ödüllerinden “Mashable Ödülleri”nin ilk 3’üne girmişken… Perşembe günü Las Vegas’ta ödülü alacaklar.
Bu; MÜ-YAP’ın yasal hakkıdır. Bunu tartışmanın bir manası yok. MÜ-YAP Türkiye’deki müzik yapımcılarının en büyük meslek birliğidir. Görev tanımı bellidir, yetkisi bellidir.
MÜ-YAP Başkanı Bülent Forta’ya sordum; “bize erişim engelleme kararı aldırmaktan başka bir çare bırakmıyorlar, yoksa hiç tercih ettiğimiz bir yöntem değil” dedi.
Kapatmak zorunda mı yani MÜ-YAP, bu telifi almanın başka bir yolu yok mu?
MÜ-YAP’ın bir an önce bir halkla ilişkiler departmanı kurması gerekiyor. Mekanik hak nedir, temsili hak nedir, komşu hak nedir; MÜ-YAP, MESAM, MSG, MÜYORBİR kimdir; hak ve yetkileri nelerdir; lisanslama nedir, pazarlama nedir, hak paylaşımı nasıl olmaktadır; herkese “basitçe” anlatması gerekiyor.
Ama şunu da anlatması gerekiyor MÜ-YAP’ın: MÜ-YAP, Bir “patronlar kulübü” müdür? MÜ-YAP’ın asil üyeleri mi yemektedir gelen paraların kaymağını? O kaymağı başkası yemesin diye asil üye olmanın yolu kapatılmış mıdır? Mesela Turkcell’e ya da Türk Telekom’a MÜ-YAP dijital şarkı havuzu pazarlandığında, oradan gelen milyon dolarlar nasıl paylaşılmaktadır?
Hukuk çerçevesinde gerçekleşen tüm bu uygulamaların, herkese “açık seçik” anlatılması gerekiyor. Bunu yapamıyorsa MÜ-YAP; günah keçisi olmaya alışmalı.
27 Ekim 2010 Çarşamba
Benim anket Atiye dedi...
Bu aralar her yerde bir Eurovision anketi var... Mevsimidir. Pek yakında TRT'nin kimi seçeceği de belli olacak zaten. Bu blogun anketine tamamen kendi arzularıyla ve aşağı yukarı 120 kişi katıldı (biri de benim). Katılan herkes tıpkı benim gibi sadece 1 tek oy kullandı. Süreç içinde herkesin girip oyunu değiştirme hakkı vardı elbet.Bu anketin temel meselesi de şuydu aslında: çok sevdiğimiz Erol Evgin'in "Süper Aile" Yarışması vardı eskiden belki hatırlarsınız. Hani şu "100 kişiye sorduk lafını meşhur eden ve "en popüler cevabı" arayan.
İşte bu anketin en popüler cevabı %38'le "Atiye Yakışır" oldu. İkinci popüler cevap %26 ile "Hayko Cepkin kana bular"; ve üçüncüsü %20 ile "Hande Yener kopartır" olarak sıralandı. Şaka olsun diye koyduğum seçenek "Fazıl Say utanır" ise hiç de popüler olmayan bir cevaptı ki, tersi çıksa ben utanırdım :))) 4 Ekim 2010 Pazartesi
İstiklal'e ruh eşi ve Eurovision
- HANDE YENER giderse bir dans problemi yaşarız. Hande büyük çaba sarf ediyor ama ne yazık ki iyi dans edemiyor. Kaldı ki bir Sinan Akçıl şarkısıyla Lady Gaga SMS alır mı?
- HAYKO CEPKİN giderse rahat durmaz; Eurovision sahnesini alt üst eder. Böğürtülü vokalini de, “The Crow” makyajını da yapar; öyle çıkar. Eurovision hazır da, TRT buna hazır mı?
- TARKAN giderse çok acayip olur. Hazır; yıllar sonra eli ayağı düzgün bir albüm yapmışken, Eurovision kafasına girmeyi kabul eder mi Tarkan? Bence etmez…
- ATİYE giderse çok şahane olur. Ama bu yıl, ama öbür yıl illa ki gitsin Atiye. Genç kız, iyi şarkı söylüyor, iyi dans ediyor; biçilmiş kaftan.
- ŞEBNEM FERAH giderse tuhaf olur. Hani kendisi inansa, gitse başarılı olur olmaya da; ben Şebo’yu düşünemiyorum o sahnede. “Ne gerek var” diyecektir…
- MURAT BOZ giderse enteresan olur. Yakışıklıdır, iyi dans eder, bir de fingirdek şarkı bulursa 12 puan olur. Hem böylece etek boyu, göğüs dekoltesi derdi de olmaz TRT açısından.
- MÜSLÜM GÜRSES giderse Fazıl Say bozulur.
MAGA-ZİHİN
- Sıra VIMEO’ya geldi. Facebook ve Twitter’daki üye sayısıyla dünyayı şaşırtan güzel ve yalnız ülkemizde bütün video paylaşım sitelerine erişim bir bir engelleniyor. Birileri mahkeme kararıyla engelliyor. Birileri bilgisayarında DNS ayarları ile oynayıp erişiyor. Ama dünyanın gözünde biz; internet yasaklarıyla ünlü bir memleketiz son tahlilde.
- MTV Türkiye’nin anlaşmasının bitmesine yaklaşık 1 yıl var. Ama MTV Networks bu işi bir an önce bitirmek istiyor. NR1 deseniz güncel tabiriyle apaçi stili video’lara ağırlık veriyor. Dream TV de Dijitürk’ten çıkacakmış diye duydum. Yabancı video yayınlayan kanallar arasında tek umut Dream TV’yken, bence büyük hata olur.
- İstanbul 2010 Rock’n Roll başkenti… Bir hafta içinde üst üste; Ozzy Osbourne, Die Toten Hosen, New Model Army ve Scorpions… Hangi birine gideceğimizi şaşırdık ama Ozzy bir başkaydı.
- F Klavye; Türkçe metinlerin en hızlı biçimde yazılması için tasarlanmış bir klavye türü. Ama sadece yolu daktilodan geçmiş gazeteciler kullanıyor o klavyeyi. Onların da nesli hızla tükeniyor. Çünkü genç meslektaşlarımız Q Klavyeci. F Klavye notebook bulmak çok zor. Ben itiraf edeyim; aldığım Q klavye notebook’un klavyesi üzerine zor bulunan F klavye çıkartmalarından yapıştırıyorum. Diğer bir deyişle hızla yaşlanıyorum.
- Bir gün herkesin kendine ait bir cep telefonu uygulaması olacak; Blackberry’sinden, iPhone’undan eşine dostuna yollayacak. Dediydi dersiniz.
- Soner Arıca’nın; 4 buçuk yıl aradan sonra çıkardığı albümünün ilk klipi “Yarın Her Şey Değişebilir”. Bu klip; Arıca’nın 46. video klipiymiş. Bu albümden 4 klip daha çıkartıp 50’ye tamamlayacakmış. Bu klipin ve bundan sonraki klip “Kayıp”ın yönetmenliğini ise NTV Gece Gündüz programının muhabirlerinden Suat Kavukluoğlu yapıyor. İzleyin, 2 bölümlük dizi gibi; bu arada 46 klip de, şaka gibi…
- Kişiye özel tasarım pastalar, kurabiyeler, ev yapımı çikolatalar, kişler ve daha fazlası; www.homemadehappiness.org
- Türkçe rock’ın en sıkı canlı performans video’ları; hem ekranlardan hem de konserlerden… Tıkla izle; www.canliperformans.tv
- Çok seksi ablaların servis yapıp müşterilerle sohbet ettiği Hooters’ın İstanbul şubesi Aralık’ta açılıyor. Şimdi hanımlar beyleri yalnız yollamaz oraya. Çift gidilse beyler kafasını kaldıramaz masadan. Ne anladık Hooters’tan? Hem tavuk-bira bize uyar mı ki? Olmadı, “bir arkadaşa bakıp çıkacaktık” deriz.
- İstanbul 2010 çerçevesinde Avrupa Birliği’nin hibe desteği kazanan Sound Shift Projesi; ses enstalasyonları ve performanslarıyla 14-17 Ekim arası Kadıköy Moda’da…
- Hepsi grubundan ayrılan Gülçin Ergül’ün solo albümü pek yakında çıkıyor. Bakalım “Destiny’s Child’tan çıkan Beyonce” olacak mı Gülçin...
- İstanbul’a 3. Köprü yapılırsa tam 2 milyon ağaçtan olacağız. Bu durum canınızı sıkıyor ve tepkinizi nasıl göstereceğinizi bilmiyorsanız tıklayın lütfen; www.2milyonistanbullu.com
6 Kasım 2009 Cuma
Aklıma takılanlar...

* Saçma sapan bir haber okudum geçen Habertürk Gazetesi'nde; efendim Kargo'nun eski elemanları Koray ve Serkan Maskott adında yeni bir grup kurdular malumunuz. Şarkılarını bitirdiler. Fiziksel bir albüm yapmayacaklar, dijital olarak paylaşacaklar falan. Buraya kadar eski haber zaten. Habertürk'te neredeyse tam sayfa bir haber vardı. Neymiş efendim Seattle'da Koray ve Serkan hep bir arada gezip aynı evde kaldıkları için oradaki kızlar bunları eşcinsel sanıyormuş, sürekli soruyorlarmış. Bu dedikodu buralara kadar gelmiş de işte buradaki genç kız hayranları pek üzülmüş. Koray ve Serkan da facebook üzerinden "küçük beyinli insanlar..." diyerek başladıkları mesajlarını "bizim aramızdaki sevgi bambaşka bir sevgi" diyerek bitirmişler. Tam sayfa işgal eden haber bu! Ne komik di mi?
Ben de bir kutu yazayım bu habere bari:
Koray'ı da Serkanı da bilen biliyor ama diyelim ki eşcinsel bir çift bunlar; bunun haber değeri nedir? Ayıp değil midir böyle şeyler yazmak?
Koray ve Serkan; siz niye cevap verip böyle saçma sapan şeylere de haber sıkıntısı çeken kimilerine malzeme yaratıyorsunuz?
Son olarak sevgili HT Gazetesi; Seattle'daki hatunların bu kadar yakışıklı iki adama durmadan siz gay'misiniz diye sormalarının altında yatan amacı anlayamıyor musunuz :)))
* Okan Bayülgen'in cumartesi, pazar ve pazartesi günleri yayınlanan krallı program üçlemesinin jenerik adamı Hayko Cepkin ve "Consume, Obey, Die" adlı şarkı oraya çok yakışmış. Zaten kendine has ve ihtişamlı bir sahne adamı olan Hayko'nun bir diğer enteresan kişilik olan Okan Bayülgen'le kumaşı çok iyi uyuşuyor. Okan da bunun farkında bence. Keza Hayko için de hem yeni çıkacak albümü öncesi güzel bir duruş hem de program süresince o jenerikte varolacak olması itibariyle uzun vadeli bir güzellik. Hayko başından beri gayet kararlı ve planlı bir biçimde (hepsinden önemlisi içtenlikle) kendi bildiği yolda ilerliyor.

* Önce maxi single daha sonra da albümünü çıkartan ardından Rock'n Coke'un alternatif sahnesinin headliner'lığını yaparak (hem de Prodigy Konseriyle rekabet ederek) sevenleriyle buluşan FOMA; boş durmuyor. RNC'den sonra hiç vakit kaybetmeden yeni şarkılar yazmaya başlayan FOMA kayıtları bitirdi. Duyduğuma göre bu şarkıları hayranları ile paylaşmak için yeni bir albüm yapmayı beklemeyecek olan FOMA'nın yeni şarkılarının radyolarca çok sevileceği de kulağıma gelenler arasında.
24 Nisan 2009 Cuma
AYLİN YENİDEN SAHNEDE

Çarşamba günü Aylin Aslım'ın üçüncü albümünün ilk konserini dinlemek üzere cümbür cemaat Jolly Joker Balans'taydık. İpek (Atcan), Murat (Tümer), Eren (Erdem), Mehmet (Turgut), Harun(Tekin), Hayko (Cepkin), Ogün (Sanlısoy), Selim (Serezli), Şemsettin (Göktaş), Özge (Fışkın), Ayça (Şen), İzzet (Öz), Nihan (Kızıltan), Evrim (Sümer), Mirgün (Cabas) hatırladıklarım. Bayağı kalabalık bir ekip olduk. Balans'ta üst katta sahneye giden asma kattan seyrediyoruz. Aşağıda kim var kim yok onu kesiyorum bir yandan da. Eskiden orda durulmuyordu ama şimdi masayı sahneyi tam karşıdan görecek şekilde taşıdılar. İyi oldu böyle.
Masa deyince masada Sarp (Özdemiroğlu) var. Aylin'le Sarp bir süredir beraberler. İyi de gidiyor gördüğüm kadarıyla. Albümü de Sarp'ın stüdyosunda Sarp'la birlikte yapıyorlar. Şarkılar çok güzel. "Canını Seven Kaçsın" Aylin'in üçüncü stüdyo albümü belki ama bana göre Aylin'i en iyi taşıyan, ruhunu en iyi yansıttığı albüm oldu. Mayıs ortası gibi piyasada olacak. Kimden çıkacağını bilmiyorum ama Şemsettin Göktaş Sony'Den çıkacağını söyledi. Aylin'e soramadım o kargaşada. En son kendimiz finanse etmeyi düşünüyoruz sadece dağıtıma vereceğiz demişti. Sony'le anlaşma da söz konusu olabilir gibi gözüküyor.
Aylin epeyce kilo vermiş. Cihangir'den taşındığından beri pek görüşemiyorduk, özlemişim. Sahnede şahane görünüyordu. Ayça, Barış, Mert ve Erik Ponti'den oluşan grubu da canavar gibi çaldı. Grup böyle çok iyi oldu bence; Ayça'sız düşünemiyorum Aylin'i. Mert zaten çok iyi bir davulcu. Erik Ponti'yi bilenler biliyor Kaçak'tan. Barış zaten Aylin'in çok eski dostu...
Konserden sonra Jolly Joker'in üst katında after party tarzı küçük bi toplandık. İçki sohbet falan... Sonra da neredeyse hiç fire vermeden Hayal Kahvesi'ne Özge Fışkın'ı dinlemeye gittik. Ekip gene direkt üst kata çıktı. After party hesabı... Ben bir süre aşağıda kalmayı tercih ettim. Reyhan'la Cenk vardı arkadaslarım, onlarla takıldım biraz. Sonra onlar gidince ben de yukarı çıktım. Ogün'le muhabbet ettik uzun uzun. Daha sık görüşme kararı aldık. Sonra Hayko'nun sevgilisi Aslı geldi onla muhabbet ettik. Hayko'yla klasik geyiğimizi çevirdik. Harun yorgun olduğu için Hayal'e gelmemişti. Gecenin sonunda Harun'un sevgilisi Aylin'i evine bırakarak kendi evimin yolunu tuttum. Özlemişim... Hem Aylin'i hem de dostlar arasında olmayı...
26 Ocak 2009 Pazartesi
ROCK ALEMİNDEN
Aslına bakarsanız epey oldu albüm çıkalı. 2008’in en iyi işlerinden biriydi bana göre rock kategorisinde. İkincisi de Öztürk’e göre daha yeni ama; dikkatinizden kesinlikle kaçmamasını önereceğim Erdem Yener’in “Kirli” adlı albümü. Şimdi ikinci klibini “Hayvan” adlı parçasına çekti.
Geçen gün bir magazin programında Alişan’ı izledim. “Albümüm 100 bini buldu çok şükür” diyordu. Artık hangi kategoride olursa olsun herhangi bir albüm o kadar satıyor mu emin değilim. Alişan’ın yalancısıyım. Ama Öztürk ve Erdem Yener’i o kadar satmayacak olsalar da şiddetle tavsiye ederim.
Son dönem albümlerden Umut Kaya’nın kendi adını taşıyan albümünü de çok beğendim. Emre Aydın ile Duman arası bir yerde duran Umut’un kısa sürede fark edileceğine inanıyorum.
Kısa sürede büyük çıkış yakalayan Yasemin Mori’nin konserleri devam ediyor. Yasemin’in henüz sahnede izleme fırsatı bulamadıysanız önümüzdeki Perşembe İstanbul Ghetto’da sahne alacak. Sahnesi geçen her gün daha iyi oluyor Yasemin’in. Bu arada Hayko Cepkin’in geçtiğimiz Salı gerçekleştirdiği akustik senfonik performans da hala konuşuluyor. Hayko, çok damar nakarat melodileri yazabilen bir adam. Şarkılardan sert gitar partisyonlarını, brutal vokalleri çıkartınca bambaşka şarkılar çıkıyor ortaya. Bakalım bu akustik meselesini nereye kadar götürecek Hayko.
16 Şubat 2008 Cumartesi
teo'ya nazire...

Hürriyet/16.02
Birçok konu için geçerli olduğu üzere, Teoman’ın şarkı yazarlığı da en çok dil uzatılan konulardan biridir. Meyve veren ağaç taşlanır deyip işin içinden sıyrılmak da mümkün. Ancak bazı şarkılarda, nakarat melodileri için değil belki ama altyapılar açısından, esinlenmenin ötesinde kimi benzerlikler olduğuna tanık olduk. Öte yandan, samimiyetle söyleyebilirim ki, hiçbir zaman Teoman’ın dinleyicilerini bile isteye aptal yerine koyduğuna inanmadım. Çünkü kendisinin aptal bir adam olmadığını biliyorum. Hoş, akıllı da olsan; iyi niyetli de olsan yine söyleyen söyleyeceğini söylüyor ya neyse…
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Söz-Müzik Teoman” adlı saygı albümünü (Teoman mütevazılığından “sevgi” albümü denmesini tercih ediyor) gördüğümde Teoman’ın aslında ne kadar şanslı bir adam olduğunu düşündüm önce. Sezen Aksu, Candan Erçetin, Yaşar, İzel, Yavuz Bingöl, Mirkelam, Nil Karaibrahimgil, Harun Tekin, Emre Aydın, Yalın, Hayko Cepkin ve diğerleri… Hemen herkes bu albümde bir Teoman şarkısı söylemek için gönüllü olmuş. Bu Teoman’ın ne kadar iyi bir şarkı yazarı olduğunun, müzisyenlerin de Teoman şarkılarıyla özel bağlar kurduğunun en önemli göstergesi. Üstelik bu albüm serinin ilk ürünü; bir bu kadar daha şarkı ve sanatçı pek yakında piyasaya çıkacak ikinci albümde sizinle buluşacağı günü bekliyor.
Bu ilk saygı albümünde yer alan 14 isim, özgürce yorumlamışlar Teoman şarkılarını. Hani Müslüm Gürses başkasının şarkısını söylediğinde o şarkıyı ustalıkla bir Müslüm Gürses şarkısına dönüştürüyor ya; işte biz de bu albümün şarkılarını değerlendirirken aynı kriteri uygulayacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor (tabii düzenlemenin önemini de göz ardı etmeyerek)…
Benim kişisel favorim kesinlikle İzel’in “Senden Önce Senden Sonra” yorumu. Daha sonra Yaşar’ın “Rüzgar Gülü” ve Mirkelam’ın “Güzel Bir Gün” yorumları diyebilirim. Emre Aydın’ın “Sürpriz” ve Yavuz Bingöl’ün “İki Çocuk” icraları da özellikle düzenlemelerine emek verilmiş kaliteli işler. Candan Erçetin’in “Kim?”, Nil Karaibrahimgil’in “İstanbul’da Sonbahar”, Hayko Cepkin’in “Gökdelenler”, Kreş’in “Bugün” yorumlarıysa; doğru şarkı seçimi ve doğru düzenlemelerle icracıların kendi albümlerine gönül rahatlığıyla koyabilecekleri kıvama gelmiş.
Mor ve Ötesi’inden Harun Tekin, “İstasyon İnsanları”nda abartısız vokali ve Sunay Özgür’ün yumuşak düzenlemesiyle iyi bir iş çıkartıyor. Rashit, “Kişisel Bir Şey” yorumuyla bildiğiniz Rashit kıvamında.
Gelelim albümün ağır misafiri Sezen Aksu’ya… Teoman’ın en mühim hitlerinden “Paramparça”yı seslendiriyor Aksu albümde. Nasıl diyecek olursanız; Sezen Aksu düzeyinde bir yorumcunun “Paramparça” gibi bir şarkıyı kötü söylemesi ne kadar mümkün ki zaten derim cevaben. Ama sanki şarkı seçimi daha farklı olsaymış Sezen Aksu’nun, kendi ruhunu işin içine daha fazla katma imkânı olabilirmiş gibi geliyor. “Paramparça”da bir şeyler eksik kalmış.
Ve son olarak albümün kıyasla isimsiz yorumcusu İrem Candar... Can Şengün’ün usta dokunuşunun da yardımıyla, “Duş” yorumunda çok güzel bir iş çıkartmış İrem. Vega’dan Deniz Özbey’in çok sevdiğimiz üslubunu tatlı tatlı andıran vokaliyle ve güzelliğiyle dikkat çekecek İrem’i kendi şarkıları ile dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.





