harun tekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
harun tekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2010 Salı

mor ve ötesi'nin yeni albümü


Uzun süredir albüme konsantre olmuştu mor ve ötesi... Yeni albüm tüm grubun kafasının son derece aydınlık, içlerinin huzurlu olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Bunun etkilerini tüm albümü dinleyince hissedeceksiniz zaten. Albüm sound olarak "Dünya Yalan Söylüyor"la "Büyük Düşler" arasında bir yerde konumlanıyor diyebiliriz. Ama elbette kayıtlar ikisinden de iyi olmuş bana göre. Şimdi "Bir Derdim Var", "Cambaz" gibi şarkılar hakikaten çok az gelir. Yeni albümden öyle bir beklentiniz var mı bilmiyorum ama bütünlük içinde değerlendirdiğinizde çok seveceğiniz şarkılar mevcut. Öte yandan ben "Büyük Düşler"i de çok beğenmiştim. Birçok insan için fazla avant garde bir albümdü. Şimdi yeni albümün daha kitlesel olacağına, MVÖ'nün genç hayran sayısını artıracağına kesin gözüyle bakıyorum. Bu akşam çekirdek bir ekip toplanıp tekrar dinleyeceğiz tüm albümü... Klip de 10 numara olmuş bu arada.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

HARUN'LA SOHBET

Harun (Tekin)la epeydir görüşemiyoruz. Ben Baykuş Cihangir'le iş ilişkimi bitirdiğimden ve orası buluşma noktası olmaktan çıktığından beri taş çatlasın bir iki kere konuştuk, o da telefonla. Harun da bu mahalleden arkadaşım (bkz: bir önceki yazı). Harun; yok ama sitem etmiyorum, yanlış anlama :)
Harun'la üniversite arkadaşıyız biz. Harun, Alman Liselidir. Ne kadar serserilik yapsa disiplinini kaybetmez. Pek az insan bilir belki ama Türkiye'nin en köklü ve talep edilen üniversitelerinden birinden çok yüksek ortalamayla hem de iki bölümün birden diplomasını alarak mezun olmuştur. Bunu ineklik yapmadan beceren insanlara gıpta ederim, herkes de etmelidir. Ben 5 buçuktan 6 bir tip olduğum, son dakikacı olduğum için belki; hem serseriliğini hem de görevini yapabilen insanlara hep hayranlık duydum. Harun da bu listenin başında gelir. Neyse ki ikimiz de mezun olduk. Diplomada bu az önceki bilgiler yok neyse ki:) Hoş yazdığım birçok bilimsel makalede Harun'un büyük desteği olmuştur, onun yardımı olmasa benim mezuniyetim daha da uzardı. Bu vesileyle tekrar teşekkür ederim kendisine :))
Üniversitenin üzerinden çok zaman geçti. Galiba asıl dostluğumuz da üniversiteden sonra başladı.
Üç aydır neredeyse hiç yüz yüze görüşemiyorduk, demin de dediğim gibi.
Geçen gün yolda karşılaştık, uzun uzun sarıldık. Özlemişiz birbirimizi; Harun eve gidiyordu, ben bir arkadaşımla buluşacaktım ama kısa süreliğine plan değiştirip mahallemizin popüler kafelerinden birine oturduk.
Kırk beş dakikalık bir sohbetti ama yetti. Futbol, Playstation, müzik; kısa sürede ortak dünyalardan konuştuk. Ortak olmayanlardan da. Ama öyle tv programı gibi değildi sohbet, orada olup şamataya şahit olmanızı isterdim inanın.
MVÖ biliyorsunuz bu yaz çok ayaklı KoçFest performansını bitirdi. Şimdi Harun eve kapanmış ve yeni albümün şarkılarına; hadi albüm demeyelim "yeni şarkılara" konsantre olmuş durumda. Hem "Deli"nin hit olarak gücü, hem de çıkarttıkları hit dolu maxi single "Başıbozuk" sonrası sanıyorum 2010 baharına denk gelecek yeni şarkılar için bir nevi müzikal istihare denilebilir. Önümüzdeki sonbaharda ise sanıyorum Başıbozuk'un önemli şarkılarından "Sonbahar"a bir klip çekmeyi planlıyorlar.
Giderken arkasından dedim ki Harun'un "yav arada ara da planlı programlı buluşalım, olay sadece halı saha maçı, playstation gecesi değil ki:)))"
Güldü...

24 Nisan 2009 Cuma

AYLİN YENİDEN SAHNEDE


Çarşamba günü Aylin Aslım'ın üçüncü albümünün ilk konserini dinlemek üzere cümbür cemaat Jolly Joker Balans'taydık. İpek (Atcan), Murat (Tümer), Eren (Erdem), Mehmet (Turgut), Harun(Tekin), Hayko (Cepkin), Ogün (Sanlısoy), Selim (Serezli), Şemsettin (Göktaş), Özge (Fışkın), Ayça (Şen), İzzet (Öz), Nihan (Kızıltan), Evrim (Sümer), Mirgün (Cabas) hatırladıklarım. Bayağı kalabalık bir ekip olduk. Balans'ta üst katta sahneye giden asma kattan seyrediyoruz. Aşağıda kim var kim yok onu kesiyorum bir yandan da. Eskiden orda durulmuyordu ama şimdi masayı sahneyi tam karşıdan görecek şekilde taşıdılar. İyi oldu böyle.
Masa deyince masada Sarp (Özdemiroğlu) var. Aylin'le Sarp bir süredir beraberler. İyi de gidiyor gördüğüm kadarıyla. Albümü de Sarp'ın stüdyosunda Sarp'la birlikte yapıyorlar. Şarkılar çok güzel. "Canını Seven Kaçsın" Aylin'in üçüncü stüdyo albümü belki ama bana göre Aylin'i en iyi taşıyan, ruhunu en iyi yansıttığı albüm oldu. Mayıs ortası gibi piyasada olacak. Kimden çıkacağını bilmiyorum ama Şemsettin Göktaş Sony'Den çıkacağını söyledi. Aylin'e soramadım o kargaşada. En son kendimiz finanse etmeyi düşünüyoruz sadece dağıtıma vereceğiz demişti. Sony'le anlaşma da söz konusu olabilir gibi gözüküyor.
Aylin epeyce kilo vermiş. Cihangir'den taşındığından beri pek görüşemiyorduk, özlemişim. Sahnede şahane görünüyordu. Ayça, Barış, Mert ve Erik Ponti'den oluşan grubu da canavar gibi çaldı. Grup böyle çok iyi oldu bence; Ayça'sız düşünemiyorum Aylin'i. Mert zaten çok iyi bir davulcu. Erik Ponti'yi bilenler biliyor Kaçak'tan. Barış zaten Aylin'in çok eski dostu...
Konserden sonra Jolly Joker'in üst katında after party tarzı küçük bi toplandık. İçki sohbet falan... Sonra da neredeyse hiç fire vermeden Hayal Kahvesi'ne Özge Fışkın'ı dinlemeye gittik. Ekip gene direkt üst kata çıktı. After party hesabı... Ben bir süre aşağıda kalmayı tercih ettim. Reyhan'la Cenk vardı arkadaslarım, onlarla takıldım biraz. Sonra onlar gidince ben de yukarı çıktım. Ogün'le muhabbet ettik uzun uzun. Daha sık görüşme kararı aldık. Sonra Hayko'nun sevgilisi Aslı geldi onla muhabbet ettik. Hayko'yla klasik geyiğimizi çevirdik. Harun yorgun olduğu için Hayal'e gelmemişti. Gecenin sonunda Harun'un sevgilisi Aylin'i evine bırakarak kendi evimin yolunu tuttum. Özlemişim... Hem Aylin'i hem de dostlar arasında olmayı...

16 Şubat 2008 Cumartesi

teo'ya nazire...


Hürriyet/16.02
Doksanların ilk yarısında Teoman ve Şebnem Ferah’ın ilk albümleri Türkçe rock’ın kitleselleşme eğilimi gösterdiğine; Unkapanı patronlarının ezberini bozacak şekilde büyük ticari potansiyel arz ettiğine dair önemli işaretlerdi. Şebnem Ferah, ilk albümüyle büyük bir patlama yaparken; Teoman’ın geniş kitlelere ulaşması ikinci albüm “O” ve özellikle üçüncü albüm “Onyedi” ile oldu. Teoman, “Ne Ekmek Ne De Su” ve “Papatya” gibi iki büyük hit barındıran “Teoman” adlı ilk albümünden sonra çok sayıda konser verdi. Arkasından “Sus Konuşma”, “O”, “Bazı Yalanlar”, “Gemiler”, “Paramparça”, “On Yedi”, “Rüzgâr Gülü”, “Uykusuz Her Gece”, “İki Yabancı” gibi dillerde neredeyse marş kıvamına gelen şarkılar Teoman’ı; bir rock müzisyeninin Türkiye’de gelebileceği belki de en popüler noktaya taşıdı.

Birçok konu için geçerli olduğu üzere, Teoman’ın şarkı yazarlığı da en çok dil uzatılan konulardan biridir. Meyve veren ağaç taşlanır deyip işin içinden sıyrılmak da mümkün. Ancak bazı şarkılarda, nakarat melodileri için değil belki ama altyapılar açısından, esinlenmenin ötesinde kimi benzerlikler olduğuna tanık olduk. Öte yandan, samimiyetle söyleyebilirim ki, hiçbir zaman Teoman’ın dinleyicilerini bile isteye aptal yerine koyduğuna inanmadım. Çünkü kendisinin aptal bir adam olmadığını biliyorum. Hoş, akıllı da olsan; iyi niyetli de olsan yine söyleyen söyleyeceğini söylüyor ya neyse…

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Söz-Müzik Teoman” adlı saygı albümünü (Teoman mütevazılığından “sevgi” albümü denmesini tercih ediyor) gördüğümde Teoman’ın aslında ne kadar şanslı bir adam olduğunu düşündüm önce. Sezen Aksu, Candan Erçetin, Yaşar, İzel, Yavuz Bingöl, Mirkelam, Nil Karaibrahimgil, Harun Tekin, Emre Aydın, Yalın, Hayko Cepkin ve diğerleri… Hemen herkes bu albümde bir Teoman şarkısı söylemek için gönüllü olmuş. Bu Teoman’ın ne kadar iyi bir şarkı yazarı olduğunun, müzisyenlerin de Teoman şarkılarıyla özel bağlar kurduğunun en önemli göstergesi. Üstelik bu albüm serinin ilk ürünü; bir bu kadar daha şarkı ve sanatçı pek yakında piyasaya çıkacak ikinci albümde sizinle buluşacağı günü bekliyor.

Bu ilk saygı albümünde yer alan 14 isim, özgürce yorumlamışlar Teoman şarkılarını. Hani Müslüm Gürses başkasının şarkısını söylediğinde o şarkıyı ustalıkla bir Müslüm Gürses şarkısına dönüştürüyor ya; işte biz de bu albümün şarkılarını değerlendirirken aynı kriteri uygulayacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor (tabii düzenlemenin önemini de göz ardı etmeyerek)…

Benim kişisel favorim kesinlikle İzel’in “Senden Önce Senden Sonra” yorumu. Daha sonra Yaşar’ın “Rüzgar Gülü” ve Mirkelam’ın “Güzel Bir Gün” yorumları diyebilirim. Emre Aydın’ın “Sürpriz” ve Yavuz Bingöl’ün “İki Çocuk” icraları da özellikle düzenlemelerine emek verilmiş kaliteli işler. Candan Erçetin’in “Kim?”, Nil Karaibrahimgil’in “İstanbul’da Sonbahar”, Hayko Cepkin’in “Gökdelenler”, Kreş’in “Bugün” yorumlarıysa; doğru şarkı seçimi ve doğru düzenlemelerle icracıların kendi albümlerine gönül rahatlığıyla koyabilecekleri kıvama gelmiş.

Mor ve Ötesi’inden Harun Tekin, “İstasyon İnsanları”nda abartısız vokali ve Sunay Özgür’ün yumuşak düzenlemesiyle iyi bir iş çıkartıyor. Rashit, “Kişisel Bir Şey” yorumuyla bildiğiniz Rashit kıvamında.

Gelelim albümün ağır misafiri Sezen Aksu’ya… Teoman’ın en mühim hitlerinden “Paramparça”yı seslendiriyor Aksu albümde. Nasıl diyecek olursanız; Sezen Aksu düzeyinde bir yorumcunun “Paramparça” gibi bir şarkıyı kötü söylemesi ne kadar mümkün ki zaten derim cevaben. Ama sanki şarkı seçimi daha farklı olsaymış Sezen Aksu’nun, kendi ruhunu işin içine daha fazla katma imkânı olabilirmiş gibi geliyor. “Paramparça”da bir şeyler eksik kalmış.

Ve son olarak albümün kıyasla isimsiz yorumcusu İrem Candar... Can Şengün’ün usta dokunuşunun da yardımıyla, “Duş” yorumunda çok güzel bir iş çıkartmış İrem. Vega’dan Deniz Özbey’in çok sevdiğimiz üslubunu tatlı tatlı andıran vokaliyle ve güzelliğiyle dikkat çekecek İrem’i kendi şarkıları ile dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.