yalin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2009 Cuma

YALIN'IN BİT PAZARI ÇALINTI MI

Yalın'ın yeni albümündeki çıkış şarkısının (Bit Pazarı) Eurovision'un açık ara birincisi Norveç'in "Fairy Tail" adlı parçasından "çalıntı" olduğuna dair iddialar (bakın çalıntı diyorlar alıntı ya da esinlenme değil) ortalığı kasıp kavurdu. Hemen yorum yapmak yerine suların biraz durulmasını bekledim. Hani bu çok bilen, ahkamcılar eteklerindeki taşları döksün, kim ciddi kim cahil ortaya çıksın diye...
Özetle, müzikten birazcık anlayan birinin bu tip bir iddiayı ciddiye alması mümkün değil. Popüler müziği tüketen ve Yalın'a saldırmak için fırsat kollayan insanların da; ortalıkta gazeteciyim, yazarım diye dolaşan kimi ahkamcıların da iyi niyetinden şüphe ediyorum. İki şarkının birbiriyle zerrece ilgisi yok. Çalıntı iddiasına neden olan tek unsursa her iki şarkının intro'sunda yer alan keman partisyonu. Evet bir iki nota farkla birbirine çok benzeyen iki intro var ortada.
Eğer bir suçlama yapılacaksa bile bu suçlama şarkının yazarı Yalın'a değil, düzenlemeyi yapan Alper Erinç'e yönelik olabilir. Ama ben Alper Erinç'i iyi tanıyorum. Emin olun Norveç'in şarkısının düzenlemesini yapan her kimse ondan çok daha iyi bir müzisyen, çok daha yaratıcı bir aranjör. Yalın'ın şarkısının ne kadar uzun bir süre önce yapıldığını ise bizzat biliyorum. Yani Alper'den zerrece şüphem olmaz. Ne o introyu araklamaya ihtiyacı var bir müzik adamı olarak ne de Eurovision'da yarışan bir şarkıdan araklayacak kadar aptal bir adam.
Özetlersek neymiş? Ortada bir çalıntı yokmuş. Mevzu bahis benzerlik intro'daki keman partisyonundan kaynaklanmaktaymış. Konunun muhattabı Alper Erinç bu düzenlemeyi çok önce yapmış. Bit Pazarı'nın nakarat melodisinin Fairy Tale'in nakaratı ile, akor yürüyüşleri ile zerrece alakası yokmuş. O zaman bu kadar cahil değilsek bu saldırganlık niye? Ya kötü niyetliyiz ya da bilgi sahibi olmadan fikir sahibiyiz. Bir şeyi ne kadar kötülersek o kadar saygı göreceğimizi düşünüyoruz da ondan.
Beni en çok üzense koskoca MESAM Başkanı Ali Rıza Binboğa'nın sözleri oldu. Binboğa aşağı yukarı şöyle birşey dedi "çok kötü bir durum, eğer Norveçli yetkililerden şikayet gelirse Yalın büyük ceza alır ve albümü toplatmak zorunda kalabiliriz"...
Ali Rıza Binboğa Türkiye'de eser sahiplerinin haklarını koruyan iki büyük meslek örgütünden birinin başkanı. Üstelik bir müzisyen. Nasıl oluyor da böyle bir açıklama yapabiliyor, aklım almıyor. Şarkıları dinleyip de yaptıysa ayrı, dinlemeden yaptıysa ayrı skandal bana göre bu açıklama.
Çamur atmanın başkentinden herkese selamlar...

16 Şubat 2008 Cumartesi

teo'ya nazire...


Hürriyet/16.02
Doksanların ilk yarısında Teoman ve Şebnem Ferah’ın ilk albümleri Türkçe rock’ın kitleselleşme eğilimi gösterdiğine; Unkapanı patronlarının ezberini bozacak şekilde büyük ticari potansiyel arz ettiğine dair önemli işaretlerdi. Şebnem Ferah, ilk albümüyle büyük bir patlama yaparken; Teoman’ın geniş kitlelere ulaşması ikinci albüm “O” ve özellikle üçüncü albüm “Onyedi” ile oldu. Teoman, “Ne Ekmek Ne De Su” ve “Papatya” gibi iki büyük hit barındıran “Teoman” adlı ilk albümünden sonra çok sayıda konser verdi. Arkasından “Sus Konuşma”, “O”, “Bazı Yalanlar”, “Gemiler”, “Paramparça”, “On Yedi”, “Rüzgâr Gülü”, “Uykusuz Her Gece”, “İki Yabancı” gibi dillerde neredeyse marş kıvamına gelen şarkılar Teoman’ı; bir rock müzisyeninin Türkiye’de gelebileceği belki de en popüler noktaya taşıdı.

Birçok konu için geçerli olduğu üzere, Teoman’ın şarkı yazarlığı da en çok dil uzatılan konulardan biridir. Meyve veren ağaç taşlanır deyip işin içinden sıyrılmak da mümkün. Ancak bazı şarkılarda, nakarat melodileri için değil belki ama altyapılar açısından, esinlenmenin ötesinde kimi benzerlikler olduğuna tanık olduk. Öte yandan, samimiyetle söyleyebilirim ki, hiçbir zaman Teoman’ın dinleyicilerini bile isteye aptal yerine koyduğuna inanmadım. Çünkü kendisinin aptal bir adam olmadığını biliyorum. Hoş, akıllı da olsan; iyi niyetli de olsan yine söyleyen söyleyeceğini söylüyor ya neyse…

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Söz-Müzik Teoman” adlı saygı albümünü (Teoman mütevazılığından “sevgi” albümü denmesini tercih ediyor) gördüğümde Teoman’ın aslında ne kadar şanslı bir adam olduğunu düşündüm önce. Sezen Aksu, Candan Erçetin, Yaşar, İzel, Yavuz Bingöl, Mirkelam, Nil Karaibrahimgil, Harun Tekin, Emre Aydın, Yalın, Hayko Cepkin ve diğerleri… Hemen herkes bu albümde bir Teoman şarkısı söylemek için gönüllü olmuş. Bu Teoman’ın ne kadar iyi bir şarkı yazarı olduğunun, müzisyenlerin de Teoman şarkılarıyla özel bağlar kurduğunun en önemli göstergesi. Üstelik bu albüm serinin ilk ürünü; bir bu kadar daha şarkı ve sanatçı pek yakında piyasaya çıkacak ikinci albümde sizinle buluşacağı günü bekliyor.

Bu ilk saygı albümünde yer alan 14 isim, özgürce yorumlamışlar Teoman şarkılarını. Hani Müslüm Gürses başkasının şarkısını söylediğinde o şarkıyı ustalıkla bir Müslüm Gürses şarkısına dönüştürüyor ya; işte biz de bu albümün şarkılarını değerlendirirken aynı kriteri uygulayacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor (tabii düzenlemenin önemini de göz ardı etmeyerek)…

Benim kişisel favorim kesinlikle İzel’in “Senden Önce Senden Sonra” yorumu. Daha sonra Yaşar’ın “Rüzgar Gülü” ve Mirkelam’ın “Güzel Bir Gün” yorumları diyebilirim. Emre Aydın’ın “Sürpriz” ve Yavuz Bingöl’ün “İki Çocuk” icraları da özellikle düzenlemelerine emek verilmiş kaliteli işler. Candan Erçetin’in “Kim?”, Nil Karaibrahimgil’in “İstanbul’da Sonbahar”, Hayko Cepkin’in “Gökdelenler”, Kreş’in “Bugün” yorumlarıysa; doğru şarkı seçimi ve doğru düzenlemelerle icracıların kendi albümlerine gönül rahatlığıyla koyabilecekleri kıvama gelmiş.

Mor ve Ötesi’inden Harun Tekin, “İstasyon İnsanları”nda abartısız vokali ve Sunay Özgür’ün yumuşak düzenlemesiyle iyi bir iş çıkartıyor. Rashit, “Kişisel Bir Şey” yorumuyla bildiğiniz Rashit kıvamında.

Gelelim albümün ağır misafiri Sezen Aksu’ya… Teoman’ın en mühim hitlerinden “Paramparça”yı seslendiriyor Aksu albümde. Nasıl diyecek olursanız; Sezen Aksu düzeyinde bir yorumcunun “Paramparça” gibi bir şarkıyı kötü söylemesi ne kadar mümkün ki zaten derim cevaben. Ama sanki şarkı seçimi daha farklı olsaymış Sezen Aksu’nun, kendi ruhunu işin içine daha fazla katma imkânı olabilirmiş gibi geliyor. “Paramparça”da bir şeyler eksik kalmış.

Ve son olarak albümün kıyasla isimsiz yorumcusu İrem Candar... Can Şengün’ün usta dokunuşunun da yardımıyla, “Duş” yorumunda çok güzel bir iş çıkartmış İrem. Vega’dan Deniz Özbey’in çok sevdiğimiz üslubunu tatlı tatlı andıran vokaliyle ve güzelliğiyle dikkat çekecek İrem’i kendi şarkıları ile dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.