teoman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teoman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2010 Pazartesi

SMS'e para vermeyin veya Orhan Baba'nın önerisini dinleyin

Bugünkü Milliyet Cadde yazısı...



UYGULAMALAR SMS’İN YERİNİ ALDI

  • Blackberry ve iPhone arasındaki rekabet alanlarından biri de “anlık mesajlaşma” sağlayan uygulamalar.
  • Bu uygulamalardan en popüler olan iki tanesi BB Messenger ve WhatsApp.
  • BB Messenger; Blackberry kullanıcılarına özel olarak üretilmiş bir uygulama.
  • WhatsApp ise Blackberry, Nokia, Android ve iPhone sahipleri tarafından kullanılabiliyor.
  • BB Messenger ücretsiz. WhatsApp içinse 90 günlük deneme sürümünden sonra yıllık 1.99 dolar ücret ödüyorsunuz.
  • Kullanım; standart ödediğiniz internet bağlantısı ücreti dahilinde ve her iki uygulama için de ücretsiz.
  • BB Messenger listenize Blackberry sahibi bir arkadaş eklemek için o kişinin PIN koduna ihtiyacınız var. Yani arkadaş eklemek biraz meşakkatli…
  • WhatsApp kullanıcısı olan ve telefonunuzun adres defterinde olan tüm arkadaşlarınızı ise tek hareketle arkadaş listenize ekleyebiliyorsunuz.
  • BB Messenger iletişim güvenliği açısından WhatsApp’ten daha iddialı.
  • Her iki uygulamada da yine ücretsiz olarak; resim, anında kaydettiğiniz ses dosyası, bulunduğunuz konumu gösteren harita paylaşımı gibi fevkalade faydalı özellikler var.
  • Kısacası Blackberry ve iPhone (hatta Nokia ve Android) kullanıcıları için SMS ve MMS tarihe karışıyor. Hem paralar cepte kalıyor, hem de bu uygulamalar aracılığıyla iletişim kurmak çok daha eğlenceli.
  
MAGA-ZİHİN

  • 46Dergisi’nin Black Edition’ı için Lady Macbeth olan Tuğçe Kazaz çekimler öncesinde role girmek için epeyce Shakespeare okumuş; hatta bu durum çekim sırasında da sürmüş. Bu arada 46’nın “siyah” sayısının kapağı Beyazıt Öztürk. Ama siyahi bir Beyaz…
  • Internet üzerinde iki enfes radyo… İlki www.fm34.com sürekli tertemiz rock dinlemek için. Diğeri ise www.radyofil.com ; programlar ve saatleri için siteye girmeniz yeterli. Bizim radyo kanalları nedense resmi cep telefonu uygulamalarını hazırlamakta dahi çok hantal. Dünyada ise internet radyoları ve mobil radyo uygulamaları almış başını gitmiş durumda. Geleceğin radyoculuğunu daha iyi idrak etmek için tıklayın dinleyin…
  • Cihangir’deki cafe sahipleri; dükkanları neredeyse tamamen boşaldığı için haftanın iki gününden nefret ediyorlar. Birincisi bugün, yani “Ezeltesi”; ikincisi ise “Perşembe’nin Suçu Ne?”. Bu da demek oluyor ki oyuncu tayfası da eve kapanıp kaçırmadan izliyor bu iki diziyi :)
  • Teoman’dan www.yalnizkalplersutunu.com … Yaklaşım olarak Nil Karaibrahimgil’in www.kirildim.com ‘una benziyor. Teoman’ın adresindeki görsel öğelere tıklayarak şarkıya kendi klipinizi çekiyor ve dilerseniz kendi yönettiğiniz bu klipi sosyal medya ortamlarında paylaşabiliyorsunuz. Görsel olarak da, fikir olarak da çok başarılı… Artık sadece müzisyenlerin değil show dünyasındaki tüm sanatçıların; böyle internet fikirlerine kafa yorması lazım.
  • Orhan Gencebay; “Single yapacağım, single daha iyi diyor”. Elbette single daha iyi Orhan Baba, işin özü şarkı çünkü. Ama kimi Unkapanı muhafazakarları hala direniyor bu değişime. Çünkü her yeni single; yeniden CD basmak, mecburen klip çekmek demek onlar için. Bu da ekstra maliyet... Demiyorlar ki; şu single’ları sudan ucuz yapalım, kasa yanında para üstü olarak peynir ekmek gibi satalım. Fiziksel satış düştü diye sızlanmak yerine bu kafayı toptan değiştirelim…
  • Şehir Fırsatı, Kipru, Grupanya, Grupfoni, Markapon, Grupça, Markafoni, Limango ve diğerleri… İnternet üzerindeki indirim siteleri kıyasıya bir rekabet içinde. Hatırı sayılır indirimler verdikleri de bir gerçek. Ancak asıl başarıyı; örneğin şık ve pahalı bir restorana % 90 indirimli yemek avantajı ile giden müşterilerinin diğer müşterilerle aynı muameleyi gördüğü gün kazanmış olacaklar. Ayrıca birçoğu ürünleri zamanında yollamayı beceremiyor hala. Güzellik merkezlerinde falan da randevuyu haftalar sonrasına veriyorlar.
  • Binbir Gece’nin, Yaprak Dökümü’nün Balkan ve Ortadoğu Ülkelerinde hatta İsveç’te ilgi görmesine şaşırmıyorum ben. Bence bu dizileri ülke dışına pazarlama işini daha bir ciddiyetle ele almak lazım. Hayatın numarası varsa, Türklerin draması var!
  
MÜZİK KUTUSU

  • Michael Jackson’ın ölmeden önce kaydettiği ve hiç dinlemediğimiz şarkılarının ilki; “Breaking News” bugün itibariyle www.michaeljackson.com adresi üzerinden 1 hafta süreyle dinlenebilecek. “Michael” adını taşıyan albüm ise 14 Aralık’ta…
  • Müslüm Baba’nın yeni albümü “Yalan Dünya” bugün piyasada. Şarkısı, türküsü, uzun havasıyla 11 şarkılık bir cover albüm. Albümün prodüktörü star’ların senfonik konserlerinden tanıdığımız Şef Orhan Şallıel. Çıkış şarkısının Şebnem Ferah’tan “Sigara” olmasına ayrıca sevindim. Şebnem’in en özel şarkılarından biridir.
  • Nihan Devecioğlu… Buralarda haber olmaz diye söylüyorum. Kendisi Avrupa’nın en önemli müzik okullarından Mozartium mezunu bir mezzo-soprano. Geçtiğimiz Çarşamba Salzburg Caz Festivali’nde New Yorklu ünlü caz vokalisti Lisa Sokolov’la birlikte konser verdi. Arkasında falan değil, birlikte… Hem de Brad Mehldau, Dianne Reeves, Ron Carter, Roy Hargrove, Jessye Norman gibi ağır ağabeyler ve ablalarla birlikte bilet satarak…
  • Doğa İçin Çal Karavanı bugün itibariyle müzik ve doğa için yola çıkıyor. Yolculuğun bütün ayrıntılarını www.dogaicincal.com adresinden izleyebilirsiniz. Eğer karavan sizin oralara uğrarsa t-shirt, dvd, araç kokusu gibi armağanlar var, ısrarla isteyin. Doğa İçin Çal Projesi “Divane Aşık Gibi” ve “Uzun İnce Bir Yoldayım” video’larıyla önce internet ortamında sonrasında medyada hak ettiği ilgiyi gördü görmesine de; sponsorların bu projeyi destekleme konusunda niye tereddüt ettiklerini anlamış değilim. Özellikle şu karavan cuk oturmaz mıydı?


16 Şubat 2008 Cumartesi

teo'ya nazire...


Hürriyet/16.02
Doksanların ilk yarısında Teoman ve Şebnem Ferah’ın ilk albümleri Türkçe rock’ın kitleselleşme eğilimi gösterdiğine; Unkapanı patronlarının ezberini bozacak şekilde büyük ticari potansiyel arz ettiğine dair önemli işaretlerdi. Şebnem Ferah, ilk albümüyle büyük bir patlama yaparken; Teoman’ın geniş kitlelere ulaşması ikinci albüm “O” ve özellikle üçüncü albüm “Onyedi” ile oldu. Teoman, “Ne Ekmek Ne De Su” ve “Papatya” gibi iki büyük hit barındıran “Teoman” adlı ilk albümünden sonra çok sayıda konser verdi. Arkasından “Sus Konuşma”, “O”, “Bazı Yalanlar”, “Gemiler”, “Paramparça”, “On Yedi”, “Rüzgâr Gülü”, “Uykusuz Her Gece”, “İki Yabancı” gibi dillerde neredeyse marş kıvamına gelen şarkılar Teoman’ı; bir rock müzisyeninin Türkiye’de gelebileceği belki de en popüler noktaya taşıdı.

Birçok konu için geçerli olduğu üzere, Teoman’ın şarkı yazarlığı da en çok dil uzatılan konulardan biridir. Meyve veren ağaç taşlanır deyip işin içinden sıyrılmak da mümkün. Ancak bazı şarkılarda, nakarat melodileri için değil belki ama altyapılar açısından, esinlenmenin ötesinde kimi benzerlikler olduğuna tanık olduk. Öte yandan, samimiyetle söyleyebilirim ki, hiçbir zaman Teoman’ın dinleyicilerini bile isteye aptal yerine koyduğuna inanmadım. Çünkü kendisinin aptal bir adam olmadığını biliyorum. Hoş, akıllı da olsan; iyi niyetli de olsan yine söyleyen söyleyeceğini söylüyor ya neyse…

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Söz-Müzik Teoman” adlı saygı albümünü (Teoman mütevazılığından “sevgi” albümü denmesini tercih ediyor) gördüğümde Teoman’ın aslında ne kadar şanslı bir adam olduğunu düşündüm önce. Sezen Aksu, Candan Erçetin, Yaşar, İzel, Yavuz Bingöl, Mirkelam, Nil Karaibrahimgil, Harun Tekin, Emre Aydın, Yalın, Hayko Cepkin ve diğerleri… Hemen herkes bu albümde bir Teoman şarkısı söylemek için gönüllü olmuş. Bu Teoman’ın ne kadar iyi bir şarkı yazarı olduğunun, müzisyenlerin de Teoman şarkılarıyla özel bağlar kurduğunun en önemli göstergesi. Üstelik bu albüm serinin ilk ürünü; bir bu kadar daha şarkı ve sanatçı pek yakında piyasaya çıkacak ikinci albümde sizinle buluşacağı günü bekliyor.

Bu ilk saygı albümünde yer alan 14 isim, özgürce yorumlamışlar Teoman şarkılarını. Hani Müslüm Gürses başkasının şarkısını söylediğinde o şarkıyı ustalıkla bir Müslüm Gürses şarkısına dönüştürüyor ya; işte biz de bu albümün şarkılarını değerlendirirken aynı kriteri uygulayacak olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor (tabii düzenlemenin önemini de göz ardı etmeyerek)…

Benim kişisel favorim kesinlikle İzel’in “Senden Önce Senden Sonra” yorumu. Daha sonra Yaşar’ın “Rüzgar Gülü” ve Mirkelam’ın “Güzel Bir Gün” yorumları diyebilirim. Emre Aydın’ın “Sürpriz” ve Yavuz Bingöl’ün “İki Çocuk” icraları da özellikle düzenlemelerine emek verilmiş kaliteli işler. Candan Erçetin’in “Kim?”, Nil Karaibrahimgil’in “İstanbul’da Sonbahar”, Hayko Cepkin’in “Gökdelenler”, Kreş’in “Bugün” yorumlarıysa; doğru şarkı seçimi ve doğru düzenlemelerle icracıların kendi albümlerine gönül rahatlığıyla koyabilecekleri kıvama gelmiş.

Mor ve Ötesi’inden Harun Tekin, “İstasyon İnsanları”nda abartısız vokali ve Sunay Özgür’ün yumuşak düzenlemesiyle iyi bir iş çıkartıyor. Rashit, “Kişisel Bir Şey” yorumuyla bildiğiniz Rashit kıvamında.

Gelelim albümün ağır misafiri Sezen Aksu’ya… Teoman’ın en mühim hitlerinden “Paramparça”yı seslendiriyor Aksu albümde. Nasıl diyecek olursanız; Sezen Aksu düzeyinde bir yorumcunun “Paramparça” gibi bir şarkıyı kötü söylemesi ne kadar mümkün ki zaten derim cevaben. Ama sanki şarkı seçimi daha farklı olsaymış Sezen Aksu’nun, kendi ruhunu işin içine daha fazla katma imkânı olabilirmiş gibi geliyor. “Paramparça”da bir şeyler eksik kalmış.

Ve son olarak albümün kıyasla isimsiz yorumcusu İrem Candar... Can Şengün’ün usta dokunuşunun da yardımıyla, “Duş” yorumunda çok güzel bir iş çıkartmış İrem. Vega’dan Deniz Özbey’in çok sevdiğimiz üslubunu tatlı tatlı andıran vokaliyle ve güzelliğiyle dikkat çekecek İrem’i kendi şarkıları ile dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.


15 Aralık 2007 Cumartesi

TEOMAN'IN KROŞESİ VE MVÖ


Teoman, gece dışarı çıkmayan bir adam olsaydı; daha doğrusu çıktığı yerlerde paparazzi ekiplerine yakalanıyor olmasaydı, siz bu kadarına tanık olmayacaktınız belki. Öte yandan, magazinci arkadaşların alkol konusunda Teoman’ın üzerine özellikle gittikleri de bir gerçek. Evet, Teoman da sütten çıkmış ak kaşık değil; alkol, güzel kadınlar ve eğlence ekseninde yaşamayı seviyor ve bol bol malzeme veriyor magazincilere.

Güneşli bir Pazar sabahı Boğaz hattında bir kafede kahvaltı edip gazetesini okurken yakalama olasılığınız düşüktür Teoman’ı. Gündüz uyur çünkü. Gece hayatını sever. İçerek eğlenir, içti mi de çok içer; durumunun özeti bu.

Benzer bir muameleyi Engin Günaydın’a da yapıyorlar magazin muhabirleri. Günaydın, artık nasıl kaçacağını bilemiyor. Takıyor kapüşonunu; önüne bakmadan, konuşmadan yürüyor. Geçen gün böyle bodoslama giderken yolda duran bir kamyona çarptı.

Şimdi bir insanı bu duruma mecbur ederek haber çıkartmak ne kadar ahlaklı bir davranıştır? Gece çıkmış, eğlenmiş evine doğru ilerleyen ünlü birinin yürümesini engelleyebilir misiniz? Bir barın önünde nöbet tutup, sabahın 5’inde içerden çıkan ünlü insanlara “alkol var mı efendim?” diye sormak akıllı işi midir; o insanların alkollü hallerinden faydalanıp üzerlerine giderek haber çıkarmaya çalışmak ayıp mıdır yoksa mubah mı?

Magazin kameraları silah mıdır yoksa amaç halka mal olmuş kişilerin hayatını haber yapmaktan mı ibarettir gerçekten,,,

İnsanlar ne kadar kontrollü olmaya çalışırlarsa çalışsınlar herkesin bir kendini kaybetme noktası var. Hele bir de alkol varsa işin içinde.

Geçtiğimiz hafta televizyonlarda Teoman’ın o can sıkıcı görüntülerini izledim. Taksiye binmek üzere hızlı adımlarla yürürken nasıl hiddetle dönüp muhabir arkadaşı yumrukladığını, sonra hırsını alamayıp iki tane daha salladığını eminim sizler de görmüşsünüzdür.
Gördüğüm kadarıyla oradaki hiçbir muhabirin payı yok olayda. Yani bir kışkırtma, damara basma da söz konusu değil. Teoman da o bildiğiniz halleri kadar alkollü değil. Sadece, bir yanlış anlaşma oluyor ve aşırı öfkeleniyor Teoman; vuruyor yumruğu.

Yaptığı ayıp; o hareketin affedilecek bir tarafı yok, orası kesin. Profesyonel anlamda da hiç doğru değil. Ancak magazincilerin, kimi ünlülerin hoşgörü çıtalarını ne kadar aşağı çektikleri de kolayca görülüyor bu olayla.

Şimdi diyeceksiniz ki “Teoman’ın yumruk atmasından ala magazin malzemesi mi olur?” İşin kilitlendiği nokta da burası bence… Magazinci arkadaşlar, gözlerinin üzerine yumruğu yiyip, içten içe seviniyorlar şahane bir haber yakaladık diye. Olayın mağduru olmalarının da pek bir değeri kalmıyor o zaman. Tıpkı, aslında yakalanmak isteyen; yakalanınca olay çıkartan magazin güllerinin yaptığı gibi…

Çok kısa bir süre sonra, Teoman müthiş bir projeyle hayranlarının karşısına çıkacak. Dillere pelesenk olmuş Teoman şarkılarını ünlülerle birlikte yorumluyor, düet yapıyor Teoman yeni albümünde. 2008’in iddialı projelerinden biri. O zaman belki bu yumruklar reklam maksatlıdır. Öyle biri olsaydı; hanlar hamamlar dikerdi Teoman; planlı, programlı, oyunu kuralına göre oynayan… Zaten öyle biri olmadığı için bu kadar öfkeli olan bitene. Şimdi attığı yumruk nedeniyle de içtenlikle üzülüyordur, eminim.

MOR VE ÖTESİ EUROVISION’DA

Söylenenlere göre TRT; Mor Ve Ötesi ile Eurovision için prensipte anlaşmış. Ancak şarkının dilini belirleme inisiyatifi grubun elindeymiş. Gene başlamayalım lütfen bu İngilizce mi Türkçe mi meselesine… Hiç ayrıntıya girmeden birkaç şey söyleyip kapatayım konuyu. Evet, Mor ve Ötesi doğru seçimdir. Çünkü son iki albümle yarattıkları Türkiyeli ve modern sound orada da ilgi görecektir. Bana sorarsanız grubun potansiyel Avrupa kariyeri açısından şarkının İngilizce söylenmesi daha doğrudur. Artık TRT ile el ele verip, ne karar verirler bilmiyorum.