Aşağıda iki tane liste var. Hayır, bunlar 2009'un en iyi albümleridir demiyorum. Ama diyorum ki ben bunları seçtim :)
ELOĞLU
MUSE/THE RESISTANCE
ANIMAL COLLECTIVE/MERRIWEATHER POST PAVILION
BOB DYLAN/TOGETHER THROUGH LIFE
BRUCE SPRINGSTEEN/WORKING ON A DREAM
PJ HARVEY&JOHN PARISH/A WOMAN A MAN WALKED BY
THE BLACK EYED PEAS/ THE E.N.D.
SONIC YOUTH/THE ETERNAL
MADNESS/THE LIBERTY OF NORTON FOLGATE
THE HORRORS/PRIMARY COLORS
PRODIGY/INVADERS MUST DIE
BİZİMKİLER
AYLİN ASLIM/ CANINI SEVEN KAÇSIN
MaNgA/ ŞEHR-İ HÜZÜN
FOMA/ALBÜM
SILA/İMZA
TEOMAN/İNSANLIK HALLERİ
123/AKSEL
GÖKSEL/ MEKTUBUMU BULDUN MU
UMUT KAYA/UMUT KAYA
ATİYE/ ATİYE
BORA UZER/B1
REDD/21
DUMAN/1&2
NİL KARAİBRAHİMGİL/NİL KIYISINDA
28 Aralık 2009 Pazartesi
8 Kasım 2009 Pazar
ROLL'A VEDA VE DERYA'NIN MEKTUBU

TENK YU ŞEYTAN
Müsaadenizle bir veda sigarası yakalım, bir veda “kalem”i yuvarlayalım. Diyarbakır meyhanelerinde “kalem” deniyor “yolluk”a...
İlk yudum Turgut Uyar’ın ruhuna:
“Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız, yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak endişenizin zevkiyle çalışacaksınız.”
İkincisi de Uyar’a:
“Nedir sonsuzdan bir önceki sayının adı diyelim sonsuz eksi bir hayatın adıdır bu.”
Üçüncüsü Latin aşkına:
“Sonuncu yoktur, sondan bir önceki vardır!”
Dördüncüsü, 144. Roll’a, sonsuzdan bir önceki sayıya. Veda sayısına. 13 yıl önce bu mevsimde şeytana uyduk. Uyunca da, baktık olmazsa olmayacak, zaten olmuş olmayacak olan, “olan oldu bir defa, bari hepimize yarasın” deyip yola çıktık. 13 yıl önceki kasım ayının ilk günlerinden bu yana 144 defa buluştuk –altı da “özel”i, toplam 150.
Yaradı valla. Hepimize yaradı.
Ya şeytana uymasaydık?
George Harrison, “Beatles olmasaydı dünya sıkıntıdan patlardı” demiş. Doğru. Şu da doğru: Roll olmasaydı sen-ben-o sıkıntıdan patlardık.
Vedalaşırken gözlerinden öpelim Léo Ferré’yi: Tenk yu şeytan! Bize Roll’u verdiğin için.
VE ROLL'UN SON SAYISINDAKİ KONULAR:
THE BEATLES
Walrus’un kalbine seyahat
JUSTIN ADAMS
Yol
ARCTIC MONKEYS
Kaktüs ve nane şekeri
VIC CHESNUTT
Bilinçaltıma müteşekkirim
BRIAN ENO
Başka dine ait bir şamdan
İMAM BAİLDİ
Türkiye’nin rebetikosu ne?
CUMHUR CANBAZOĞLU “KENTİN TÜRKÜSÜ”NÜN HİKAYESİNİ YAZDI
Yunan polisinden Moğollar’a ödül
FETHİ TANER
Sıfırla seksen metre arasında
BİRSEN TEZER
Çığlıksız çığlıklar
ZARDANADAM
Koy küllük Nazan küllük yok
MİKA
Neşenin demokrasisi
EDA KARAYTUĞ
Elde var hüzün
6 Kasım 2009 Cuma
Aklıma takılanlar...
* Tarkan'ın şarkılar bomba gibi oluyormuş. Ayrıca Pamela'nın albümü de şahane oluyormuş. Geçen gün Can Şengün ile konuştuk o söyledi. Pek yakında stüdyoya gidip olaya yerinde müdahale edeceğim. Can da söz verdi Jack açacakmış :) Neyse ki sarhoş olsam bile iyi şarkı ile kötü şarkıyı ayırt edebiliyorum :)))

* Saçma sapan bir haber okudum geçen Habertürk Gazetesi'nde; efendim Kargo'nun eski elemanları Koray ve Serkan Maskott adında yeni bir grup kurdular malumunuz. Şarkılarını bitirdiler. Fiziksel bir albüm yapmayacaklar, dijital olarak paylaşacaklar falan. Buraya kadar eski haber zaten. Habertürk'te neredeyse tam sayfa bir haber vardı. Neymiş efendim Seattle'da Koray ve Serkan hep bir arada gezip aynı evde kaldıkları için oradaki kızlar bunları eşcinsel sanıyormuş, sürekli soruyorlarmış. Bu dedikodu buralara kadar gelmiş de işte buradaki genç kız hayranları pek üzülmüş. Koray ve Serkan da facebook üzerinden "küçük beyinli insanlar..." diyerek başladıkları mesajlarını "bizim aramızdaki sevgi bambaşka bir sevgi" diyerek bitirmişler. Tam sayfa işgal eden haber bu! Ne komik di mi?
Ben de bir kutu yazayım bu habere bari:
Koray'ı da Serkanı da bilen biliyor ama diyelim ki eşcinsel bir çift bunlar; bunun haber değeri nedir? Ayıp değil midir böyle şeyler yazmak?
Koray ve Serkan; siz niye cevap verip böyle saçma sapan şeylere de haber sıkıntısı çeken kimilerine malzeme yaratıyorsunuz?
Son olarak sevgili HT Gazetesi; Seattle'daki hatunların bu kadar yakışıklı iki adama durmadan siz gay'misiniz diye sormalarının altında yatan amacı anlayamıyor musunuz :)))
* Okan Bayülgen'in cumartesi, pazar ve pazartesi günleri yayınlanan krallı program üçlemesinin jenerik adamı Hayko Cepkin ve "Consume, Obey, Die" adlı şarkı oraya çok yakışmış. Zaten kendine has ve ihtişamlı bir sahne adamı olan Hayko'nun bir diğer enteresan kişilik olan Okan Bayülgen'le kumaşı çok iyi uyuşuyor. Okan da bunun farkında bence. Keza Hayko için de hem yeni çıkacak albümü öncesi güzel bir duruş hem de program süresince o jenerikte varolacak olması itibariyle uzun vadeli bir güzellik. Hayko başından beri gayet kararlı ve planlı bir biçimde (hepsinden önemlisi içtenlikle) kendi bildiği yolda ilerliyor.

* Önce maxi single daha sonra da albümünü çıkartan ardından Rock'n Coke'un alternatif sahnesinin headliner'lığını yaparak (hem de Prodigy Konseriyle rekabet ederek) sevenleriyle buluşan FOMA; boş durmuyor. RNC'den sonra hiç vakit kaybetmeden yeni şarkılar yazmaya başlayan FOMA kayıtları bitirdi. Duyduğuma göre bu şarkıları hayranları ile paylaşmak için yeni bir albüm yapmayı beklemeyecek olan FOMA'nın yeni şarkılarının radyolarca çok sevileceği de kulağıma gelenler arasında.

* Saçma sapan bir haber okudum geçen Habertürk Gazetesi'nde; efendim Kargo'nun eski elemanları Koray ve Serkan Maskott adında yeni bir grup kurdular malumunuz. Şarkılarını bitirdiler. Fiziksel bir albüm yapmayacaklar, dijital olarak paylaşacaklar falan. Buraya kadar eski haber zaten. Habertürk'te neredeyse tam sayfa bir haber vardı. Neymiş efendim Seattle'da Koray ve Serkan hep bir arada gezip aynı evde kaldıkları için oradaki kızlar bunları eşcinsel sanıyormuş, sürekli soruyorlarmış. Bu dedikodu buralara kadar gelmiş de işte buradaki genç kız hayranları pek üzülmüş. Koray ve Serkan da facebook üzerinden "küçük beyinli insanlar..." diyerek başladıkları mesajlarını "bizim aramızdaki sevgi bambaşka bir sevgi" diyerek bitirmişler. Tam sayfa işgal eden haber bu! Ne komik di mi?
Ben de bir kutu yazayım bu habere bari:
Koray'ı da Serkanı da bilen biliyor ama diyelim ki eşcinsel bir çift bunlar; bunun haber değeri nedir? Ayıp değil midir böyle şeyler yazmak?
Koray ve Serkan; siz niye cevap verip böyle saçma sapan şeylere de haber sıkıntısı çeken kimilerine malzeme yaratıyorsunuz?
Son olarak sevgili HT Gazetesi; Seattle'daki hatunların bu kadar yakışıklı iki adama durmadan siz gay'misiniz diye sormalarının altında yatan amacı anlayamıyor musunuz :)))
* Okan Bayülgen'in cumartesi, pazar ve pazartesi günleri yayınlanan krallı program üçlemesinin jenerik adamı Hayko Cepkin ve "Consume, Obey, Die" adlı şarkı oraya çok yakışmış. Zaten kendine has ve ihtişamlı bir sahne adamı olan Hayko'nun bir diğer enteresan kişilik olan Okan Bayülgen'le kumaşı çok iyi uyuşuyor. Okan da bunun farkında bence. Keza Hayko için de hem yeni çıkacak albümü öncesi güzel bir duruş hem de program süresince o jenerikte varolacak olması itibariyle uzun vadeli bir güzellik. Hayko başından beri gayet kararlı ve planlı bir biçimde (hepsinden önemlisi içtenlikle) kendi bildiği yolda ilerliyor.

* Önce maxi single daha sonra da albümünü çıkartan ardından Rock'n Coke'un alternatif sahnesinin headliner'lığını yaparak (hem de Prodigy Konseriyle rekabet ederek) sevenleriyle buluşan FOMA; boş durmuyor. RNC'den sonra hiç vakit kaybetmeden yeni şarkılar yazmaya başlayan FOMA kayıtları bitirdi. Duyduğuma göre bu şarkıları hayranları ile paylaşmak için yeni bir albüm yapmayı beklemeyecek olan FOMA'nın yeni şarkılarının radyolarca çok sevileceği de kulağıma gelenler arasında.
yaftaları
can sengun,
foma,
hayko cepkin,
koray candemir,
maskott,
okan bayulgen,
tarkan
Yürü be maNga!

Dün akşam bir yandan maçlar, bir yandan MTV EMA zorlayıcı bir geceydi. Ben Türk adaylar arasından oraya gitmesinin doğru olacağına inandığım iki aday olarak maNga ve Bedük'ü seçmiştim kafamda. MTV EMA için benim adayım Bedük'tü açık söyleyeyim. Sebebi şu; o sahnede bir şekilde Emre Aydın vesilesiyle Türkiyeli rock sound'u neye benzer birşeydir göstermiş, karşılığını da fazlasıyla almıştık. maNga Eurovision'a gitmeli gibisinden değişik bir saplantım vardı :) Athena ve Mor ve Ötesi ile gördüğümüz ilgiden daha fazla bir ilgi göreceklerini düşünüyordum. Yemişim Eurovision'ununu değil mi? Değil aslında. O açıdan bakacak olursanız bu MTV EMA de daha havalı ama yapısal olarak pek de farklı bir organizasyon değil.
MTV EMA'de de iki yıldır üst üste kazanıyor olmamızda elbette Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının katkısı inkar edilemeyecek kadar çok. Tıpkı sms oylamasına geçildiğinden beri Eurovision'da ilk 10'u garanti etmiş olmamız gibi bu avantajımız nedeniyle MTV EMA'de de belki 5-0 önde başlıyoruz maça.
Kimsenin yanlış anlamasını istemem; ne Emre'nin ne de maNga'nın başarısını küçümsüyorum. Diğer adayları dinleyenler, bizim çocukların aldıkları ödülleri sonuna kadar hak ettiklerini de görecektir.
Demek istediğim şu; bunları birer yarışmadan çok birer platform, birer sahne olarak görmek lazım. Ve evet çok ciddiye almak lazım. Dediğim gibi bizim sanatçılar için bulunmaz bir fırsat, Avrupa sahnesinde müziğini dinletmek için parayla satın alınmayacak kadar büyük bir tanıtım mecrası. O nedenle sms oylarıyla seçilmiş, Türklerden oy almış falan bu tür komplekslerden sıyrılmak gerek. Önemli olan oraya Emre Aydın, maNga gibi doğru isimleri yollayabilmek. Ve işte bugün olduğu gibi karşılığını almak. Sağolun çocuklar...
5 Kasım 2009 Perşembe
29 Ekim 2009 Perşembe
CUMHURİYET BAYRAMI
Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"Ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
"Yaşasın Cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı
Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, umumumuzun
Sade küçüklerin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet
CAN YÜCEL
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"Ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
"Yaşasın Cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı
Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, umumumuzun
Sade küçüklerin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet
CAN YÜCEL
30 Ağustos 2009 Pazar
TAZE HABERLER
Geçen gün Metin'le (Metoboy) karşılaştık Tezgah'ta, Şebnem'in albümünü sordum. Aslında bitirmişler. Fakat Şebo albüme çok özeniyor, tekrar tekrar elden geçiriyormuş. Bu nedenle piyasaya çıkması bir miktar gecikebilirmiş. Ancak Metin'in söylediğine göre bomba bir albüm olmuş. Sound olarak da bizi şaşırtacakmış. Çok meraklandım.
Asmalımescit Narpera'da otururken bir akşam (Habitus yazarı Melike Karakartal'la sohbet ediyorduk)Şemsettin Göktaş (Sony Müzik Ceo'su)geldi. Ayaküstü lafladık. Enteresan bir projeden söz etti. Kargo'yu biliyorsunuz. Koray ve Serkan bir süre önce Kargo'dan ayrıldıklarını açıkladılar ve Seattle'a gittiler. Arada gidip geliyorlar karşılaşıyoruz Koray'la. Grubun geri kalanı ise yanlarına grubun önemli elemanı MŞŞ'yi de yeniden alarak yine Kargo olarak devam etmeyi seçtiler. Bir süredir çalışıyorlar. Geçenlerde bir şarkıyı Mirkelam'la birlikte kaydetme kararı almışlar. Ortaya çıkan iş o kadar iyi olmuş ki o gazla 6-7 şarkı kaydetmişler. Şimdilerde bunu neden bir proje haline getirmiyoruz diye düşünüyorlar. Yani pek yakında Kargo'nun solisti olarak Mirkelam'ı görürseniz şaşırmayın.

Öte taraftan Yasemin Mori cephesinden de enteresan haberler geldi kulağıma. Yazılarımı takip edenler bilirler, ben kendisini başından beni çok seviyor ve destekliyorum. Şebnem Ferah'tan sonra bu kadar heyecan verici bir kadın rock vokal çıkmış olması, şarkı da yazabiliyor olması, arkasında prodüktör olarak Ozan Çolakoğlu ve Emre Irmak gibi müzik adamlarının olması beni çok umutlandırdı.
Medyadan da hatırı sayılır bir destek aldı Yasemin. Yani bu kadar dört dörtlük bir çıkış her yeni sanatçıya nasip olmaz.
Yasemin genç bir kadın. Rock'n roll bir gelenekten geliyor. Gotik dönemlerini hatırlıyorum, punk eğilimi olduğunu biliyorum. Doğayı seviyor, çevre bilinci olan bir genç kadın. Aktivist bir yönü de var. Ama kazandığı başarının, geldiği noktanın pek farkında değil gibi geliyor bana. Önce yılların kurt menajeri, çok sevdiğim dostum Funda Sanlıman'ı küstürüp kaybetti; şimdi de Ozan Çolakoğlu ve Emre Irmak'la bazı sıkıntılar yaşıyor galiba. Emre ve Ozan'ın bu işe ne büyük bir aşkla giriştiklerini, hatırı sayılır bir yatırım yaptıklarını biliyorum. Eğer bu noktada bir sıkıntı oluyorsa, gerçekten çok üzücü Yasemin.
Yarattığı enerjiden doğru biçimde faydalanır çevresinde onu destekleyen hem de kendisinden kat be kat tecrübesi olan insanları küstürmezse insani hedeflerine ve dilediği yaşam biçimine daha çabuk ulaşacağına inanıyorum.
Mutsuz punk olarak kalmak değil mesele, o mutsuzluktan söz edecek müzisyen derinliğine sahip olmak ve dolduruşa gelmemek. Çünkü dönüm noktasında müzik kariyerinin...

Emre Aydın, Haluk Kuruosman ve Hadi Elazzi ile karşılaştım sonra... Emre'nin yeni albüm çalışmaları tam gaz. Yeni albümde benim çok sevdiğim eski bir şarkıyı yorumlayacakmış Emre; "Duymak İstiyorum"... Doksanlara bomba gibi düşmüştü Cemali. Türk new wave'i denmişti hatırlarsanız. Çok kaliteli bir işti. Emre'nin yorumuna çok yakışacak.

Son haberim de Atiye ile ilgili. Süheyl Atay'ı tanıyorsunuzdur. Adını Tarkan'ın avukatı olarak duyduğumuz, hem iş yapış biçimini hem insan olarak çok sevdiğim bir dostum. Bildiğiniz üzere Eurovision süreci ve öncesinde Hadise'nin menajerliğini yapıyordu. Hadise'nin ve Türkiye'nin başarısı için canını dişine taktı ben bizzat şahitim. Ama sonra ne oldu? Bana göre fazlasıyla havaya giren Hadise, bir miktar da çevrenin gazına gelerek atay ile yollarını ayırdı. Büyük bir haksızlığa uğradı Süheyl Atay; iyi niyetinin ve duygusallığının kurbanı oldu bile denilebilir.
Geçenlerde Hürriyet'te Atiye'nin albümü ile ilgili yazdığım yazıda belirtmedim ama aklımdan geçirmiştim; Atiye de bence yetenekleri ve mutevazılığı itibariyle bir pop star adayı. Tam Suheyl'lik dedim içimden. Keşke onun menajeri olsa... Sanki beni duymuş gibi bir gün sonra aradı. İş tamammış. Bundan sonra Atiye'nin menajeri Süheyl Atay. Siz de gelişmeleri takip edin.
Asmalımescit Narpera'da otururken bir akşam (Habitus yazarı Melike Karakartal'la sohbet ediyorduk)Şemsettin Göktaş (Sony Müzik Ceo'su)geldi. Ayaküstü lafladık. Enteresan bir projeden söz etti. Kargo'yu biliyorsunuz. Koray ve Serkan bir süre önce Kargo'dan ayrıldıklarını açıkladılar ve Seattle'a gittiler. Arada gidip geliyorlar karşılaşıyoruz Koray'la. Grubun geri kalanı ise yanlarına grubun önemli elemanı MŞŞ'yi de yeniden alarak yine Kargo olarak devam etmeyi seçtiler. Bir süredir çalışıyorlar. Geçenlerde bir şarkıyı Mirkelam'la birlikte kaydetme kararı almışlar. Ortaya çıkan iş o kadar iyi olmuş ki o gazla 6-7 şarkı kaydetmişler. Şimdilerde bunu neden bir proje haline getirmiyoruz diye düşünüyorlar. Yani pek yakında Kargo'nun solisti olarak Mirkelam'ı görürseniz şaşırmayın.

Öte taraftan Yasemin Mori cephesinden de enteresan haberler geldi kulağıma. Yazılarımı takip edenler bilirler, ben kendisini başından beni çok seviyor ve destekliyorum. Şebnem Ferah'tan sonra bu kadar heyecan verici bir kadın rock vokal çıkmış olması, şarkı da yazabiliyor olması, arkasında prodüktör olarak Ozan Çolakoğlu ve Emre Irmak gibi müzik adamlarının olması beni çok umutlandırdı.
Medyadan da hatırı sayılır bir destek aldı Yasemin. Yani bu kadar dört dörtlük bir çıkış her yeni sanatçıya nasip olmaz.
Yasemin genç bir kadın. Rock'n roll bir gelenekten geliyor. Gotik dönemlerini hatırlıyorum, punk eğilimi olduğunu biliyorum. Doğayı seviyor, çevre bilinci olan bir genç kadın. Aktivist bir yönü de var. Ama kazandığı başarının, geldiği noktanın pek farkında değil gibi geliyor bana. Önce yılların kurt menajeri, çok sevdiğim dostum Funda Sanlıman'ı küstürüp kaybetti; şimdi de Ozan Çolakoğlu ve Emre Irmak'la bazı sıkıntılar yaşıyor galiba. Emre ve Ozan'ın bu işe ne büyük bir aşkla giriştiklerini, hatırı sayılır bir yatırım yaptıklarını biliyorum. Eğer bu noktada bir sıkıntı oluyorsa, gerçekten çok üzücü Yasemin.
Yarattığı enerjiden doğru biçimde faydalanır çevresinde onu destekleyen hem de kendisinden kat be kat tecrübesi olan insanları küstürmezse insani hedeflerine ve dilediği yaşam biçimine daha çabuk ulaşacağına inanıyorum.
Mutsuz punk olarak kalmak değil mesele, o mutsuzluktan söz edecek müzisyen derinliğine sahip olmak ve dolduruşa gelmemek. Çünkü dönüm noktasında müzik kariyerinin...

Emre Aydın, Haluk Kuruosman ve Hadi Elazzi ile karşılaştım sonra... Emre'nin yeni albüm çalışmaları tam gaz. Yeni albümde benim çok sevdiğim eski bir şarkıyı yorumlayacakmış Emre; "Duymak İstiyorum"... Doksanlara bomba gibi düşmüştü Cemali. Türk new wave'i denmişti hatırlarsanız. Çok kaliteli bir işti. Emre'nin yorumuna çok yakışacak.

Son haberim de Atiye ile ilgili. Süheyl Atay'ı tanıyorsunuzdur. Adını Tarkan'ın avukatı olarak duyduğumuz, hem iş yapış biçimini hem insan olarak çok sevdiğim bir dostum. Bildiğiniz üzere Eurovision süreci ve öncesinde Hadise'nin menajerliğini yapıyordu. Hadise'nin ve Türkiye'nin başarısı için canını dişine taktı ben bizzat şahitim. Ama sonra ne oldu? Bana göre fazlasıyla havaya giren Hadise, bir miktar da çevrenin gazına gelerek atay ile yollarını ayırdı. Büyük bir haksızlığa uğradı Süheyl Atay; iyi niyetinin ve duygusallığının kurbanı oldu bile denilebilir.
Geçenlerde Hürriyet'te Atiye'nin albümü ile ilgili yazdığım yazıda belirtmedim ama aklımdan geçirmiştim; Atiye de bence yetenekleri ve mutevazılığı itibariyle bir pop star adayı. Tam Suheyl'lik dedim içimden. Keşke onun menajeri olsa... Sanki beni duymuş gibi bir gün sonra aradı. İş tamammış. Bundan sonra Atiye'nin menajeri Süheyl Atay. Siz de gelişmeleri takip edin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
