Malum geçen pazar Zaga Band'le ilgili bir yazı yazdım burda. Şimdi o yazının hafta dönümü...
O yazıyı yazdıktan sonra çok daha iyi idrak ettim ki "yeni" gazetecilik; gazeteci olduğunu unutmayanların işi olacak; orası kesin. Bunu ister seni anlayan düzgün gazete patronlarının yanında yap, ister kendi küçük blog'unda... İnsandan değil doğrudan taraf olduğunda mutlaka karşılığını görüyorsun.
Bu minvalde Twitter'da o yazıyı ( http://takyildiz.blogspot.com/2010/11/zaga-band-neden-gitti.html ) yeniden tweet'leyenlere, Facebook'ta paylaştıkça paylaşanlara, sözlüklerde onlarca giriş yapıp başlık açanlara tek bir nedenle teşekkür ederim: aklımı başıma getirdikleri için... Nerede yazdığının değil, ne yazdığının önemli olduğunu hatırlattıkları için.
Yeni gazetecilik; yazdığı "iş"in içinde olan; dedikodu değil emin olduğunu yazan; sonra da yazdıklarının arkasında durabilen birinin işi olabilir ancak. Genç gazeteci arkadaşlarımın da sadece bunu idrak edebilmesini dilerim. Ne tuhaf ki idrak etmelerini dilediğim şey gazeteciliğin esasıdır.
Şimdi diyeceksiniz ki; sen Okan Bayülgen'in program orkestrasının neden gittiğini yazdın da dünyayı mı kurtardın. Çok "mühim meseleler" üzerine de yazabilirim elbet; yazacağım da. Ama çelişki gibi gözükmesin; ben bunun da mühim bir mesele olduğunu düşünüyorum.
En azından elinde televizyon kılıcı olan; on numara zeki ve yetenekli bir ağabeyimin; vefayla, dostlukla ve hatta samimiyetle ilgili meselesinden söz etmek o kadar önemsiz değildir. Bilakis Okan Bayülgen'le ilgili gecikmiş bir yazıdır benim açımdan.
Örnek biriktirmek için beklemedim. Bekledim çünkü içimden geleceğini biliyordum bir gün. Herkesleri küçümseyerek anti kahraman "olan" TV karakteri Okan Bayülgen'le ilgili "Disko Kralı çıplak" (bu tabir için yazar ve müzik insanı Doğu Yücel'e teşekkür ederim) diyeceğim bir anın geleceğini biliyordum. Başım göğe mi erdi? Yok; aynı baş, aynı gök benim tarafta...
Fazla geyik yapmaya gerek yok; diyeceklerim maddeli biçimde özetli aşağıda...
* Zaga Band'i kişisel olarak hiç tanımam. Kendilerine olan sevgim, saygım müzisyenlikleri ve duruşları nedeniyledir. Yalan olmasın; Murat Çopur'la iki muhabbetimiz var ama hiç bu konuları konuşmadık.
* Zaga Band bu yazı yazılmadan önce bana herhangi bir telkinde bulunmamış, en küçük bir bilgi vermemiştir. Yazdıklarım tamamen kendi gözlemlerimden, duyumlarımdan ibarettir.
*Zaga Band'in gidişi ile ilgili yazdıklarımın tamamen doğru oluşuna zerrece seviniyor değilim. Çünkü sevdiğim bir ağabeyim olarak Okan Bayülgen'in yanlış yaptığını; yiğitliğe bok sürdürmemek için aynen devam ettiğini; içten içe de bu duruma çok üzüldüğünü biliyorum.
* Bu saatten sonra söz konusu ağabeyimin fazlaca şişmiş egosuna pansuman yapmanın bile mümkün olmadığını da gayet iyi biliyorum.
* O yazı bir Zaga Band yazısı mıydı sadece; onu da tekrar düşünmek lazım. Okan Bayülgen birlikte çalıştığı yetenekli insanları bu şekilde kaybetmek yerine o "Gece Kuşu" zamanlarındaki heyecanını, sokak çocukluğunu, nezaketini, vefasını hatırlayarak onu Okan Bayülgen yapan değerlerle bu olgun çağında yeniden barışırsa tadından yenmez bir televizyoncu olarak. Lütfen onun programlarında boy göstermiş ve sonra sessiz sedasız gitmiş insanları (müzisyen, oyuncu, televizyoncu) bir hatırlayın... Onun bugün "toy zamanlarım" dediği döneme ait heyecanı aslında bu sözlük yazarları, tweeter'lar için en mühim değerdir, lütfen unutmasın.
Son sözüm şu: Sevgili Zaga Band sen de bu durumu fırsat olarak gör lütfen. Bir sıkıntı da şu ki; albüm bu kadar önemsediğiniz bir hadise olmasına karşın bu kadar zaman eyvallah dediniz Okan'a...
Televizyon şovu yapan bu adamdan işe müzisyen tarafından bakmasını beklediniz. Frank Zappa'yı, Led Zeppelin'i sevmek falan tamam da; müzisyen tarafında olmak için başka bir kalp lazım.
tuncer tunceli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tuncer tunceli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Kasım 2010 Pazar
7 Kasım 2010 Pazar
Zaga Band Neden Gitti
Dün akşam Disko Kralı'nı izleyenler Okan Bayülgen'in "Ayılar" dediği program orkestrası Zaga Band'in yerinde başka bir grup olduğunu gördü. Evet; Zaga Band; Okan Bayülgen'le yollarını ayırdı. Ve hayır, bildiğim kadarıyla dün akşam dışardan destek vererek program orkestrası işlevini yerine getiren SATTAS da kalıcı değil... Peki bunca yıldır Okan'la birlikte program yapan; bir program orkestrasının çok ötesinde karizma ve yetenek sahibi Zaga Band; ne oldu da topluca istifa etti bu işten?
Derhal söyleyeyim; Okan çok uzun süredir oyalıyor Zaga Band'i... Sadece Okan'a duydukları sevgi ve saygıdan sabreden Zaga Band için belki de bardağı taşıran son damla Okan'ın "Nahide Ekengil" için DMC ile albüm anlaşması imzalaması olmuştur. Haksızlar mı? Değiller. Sittin senedir albümlerini çıkartmak için Okan'dan destur bekleyen, Okan'ın "sizin albümünüzü ben yapacağım, bekleyin" pışpışlarını yemek durumunda kalan adamlar dünkü çocuk değil. Tuncer ve Yusuf Tunceli Kardeşler ayrı ayrı; aklıyla, kalbiyle, müzik görgüsü ve enstrümanistliğiyle "iyi müzisyen" tırnağı içine pek yakışır. Murat Çopur deseniz; çok iyi bir basçı olmasının ötesinde kendini yaptığı işlerle müzisyen olarak kanıtlamış şahsına mühhasır bir adamdır.
Okan Zaga Band'i albümünüzü ben çıkartacağım diye oyalıyor da oyalıyor dediğim gibi. Hatta çocuklar çok ısrar ettiği zaman "çıkartırım ama solist ben olursam" gibi şaka mı ciddi mi olduğu belli olmayan tuhaf laflar da ediyor. Arada iki iltifat ediyor, iki ayı diyor ve bir süredir idare ediyor Zaga Band'i...
Aslında Zaga Band'in kendi albümünü çıkartıp, başarılı olması umurunda değil Okan'ın. Çocuklara el verip sonra gurur duyması falan da mümkün değil. Çünkü bugüne kadar keşfettiği, kariyerine yön verdiği tüm yetenekli sanatçılar dahil olmak üzere (Engin Günaydın'dan tut da Zafer Algöz'lere kadar) hiç kimse davul zurnayla gitmemiştir oradan. Okan, öyleymiş gibi yapar. Ama onu "terk edenlerden" nefret eder. İster ki; bütün yetenekli insanlar onun etrafında olsun; onun ağzının içine baksın, sözünden çıkmasın. Onu "bırakıp gidenlere" de düşman olur. Bir "okul"muş gibi davranır. Bir okulun başarılı öğrencilerinin mezuniyetlerinde küsme hakkı varmış gibi...
Zaga Band albüm çıkarırsa "beni terk edip gider" diye düşünüyordu içten içe Okan Bayülgen. Ama haysiyet sahibi, tek derdi müzik olan yetenekli insanları da orda asker gibi tutamazsın işte. Bu konuda stratejik bir hatası var Okan'ın en başından beri. Programında boy gösteren tüm yetenekli insanlar için geçerli bu.
Yeni yetme, görgüsüz pop starları tiye alan Nahide Ekengil tiplemesinin gerçek bir albüm yapması onun bir anti kahraman olarak altını çizdiği noktayı parlatacağı için Nahide Ekengil albümünün anlaşmasını alelacele imzalamıştır DMC ile...
Aynı DMC'nin Zaga Band'e albüm yapması da Okan'ın iki dudağı arasındadır. Ama işine gelmediği için bunu yapmamıştır Okan; durum bu kadar basit. Ve bunca zaman sabreden Zaga Band de büyük olasılıkla Okan'ın Nahide Ekengil albümü konusundaki heyecan ve acelesini görünce gerçekle yüzleşmiş ve istifayı basmıştır.
Dikkat ettiniz mi; bunca yıllık yol arkadaşları olmalarına karşın dün programda Zaga Band'in gidişi ile ilgili tek bir kelime etmedi Okan Bayülgen. Telefon bağlantılarından birinde konuyla ilgili yorum yapıldığında ise birşeyler geveledi sinirle... Yememişler içmemişler program jeneriğinden Zaga Band görüntülerini çıkarmışlar ilk iş. Çünkü Okan Bayülgen, gidenleri sevmez. Haklı bile olsalar, mağdur bile olsalar; "onları ben yarattım, bana kazık attılar" diye düşünmektedir çünkü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

