gripin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gripin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2010 Cuma

Bence 2010/Kişisel liste

2010 TOLGA’NIN BEĞENDİKLERİ
(Sıralama yok)

Sertab Erener/ Rengarenk
Athena /Pis
Şebnem Ferah/ Benim Adım Orman (2009 Aralık)
Tarkan/ Adımı Kalbine Yaz
Soner Sarıkabadayı /Sadem
Multitap/ Takım Oyunu
Kaçak/ Silahlı ve Tehlikeli
110/Sıfır
TNK/Söyle Ruhum
123/Aksel (2009 Aralık)
Ceylan Ertem/Soluk
Melis Danişmend/Daha Az Renk
Redd/Prensesin Uykusuyum

İKİ ÇİFT LAF ETMEK İSTEDİKLERİ

Mor ve Ötesi/ Masumiyetin Ziyan Olmaz (Grubun en iyi albümlerinden biri diyemem. Ama çok daha fazla ilgiyi hak ediyordu; zamanla anlaşılacağını düşünüyorum.)

Emre Aydın/ Kağıt Evler (Aslında sound olarak Emre Aydın kariyerinin dönüm noktalarından olacaktır. Ben Emre Aydın’ın bu ağlak halden, aynı kadına yazılan loser adam şarkılarından yavaş yavaş uzaklaşacağını ve asıl şarkı yazarlığını o zaman göreceğimizi düşünüyorum.)

Gripin/ MS 05.03 (Gripin’in kendi miladı olarak gördüğü bu albüm aslında grup için bir devrin kapanışı gerçekten. Kitleselleşme anlamında olumlu bir adım gibi görünen bu değişiklik eski Gripin severler için biraz hayal kırıklığı. Şimdi Gripin, daha fazla insan tarafından tanınan ve pop tarafı ağır basan bir pop-rock grubu. Üstelik “Durma Yağmur” şarkısı yüzünden Emre Aydın’la araları da bozuldu. İyi dostlardı, üzüldüm.

maNga (Grup bildiği yolda tam gaz devam ediyor. MTV ve Eurovision başarıları sonrası sürekli çalışan grup Avrupa’da sesini duyurmaya gerçekten müsait belki de tek Türk grubu şu dönemde. Ben yürekten inanıyorum bunu başaracaklarına. Grubun gitaristi “Guitar Player” Dergisi’nin hall of fame’ine çıkacak duruma geldiyse grup oralarda artık tanınıyor demektir.)


16 Kasım 2007 Cuma

Dinozor metalcilerin doomgünü partisi



Uzun süredir ihmal ediyordum bir sürü arkadaşımı. Şimdi bu vicdan azabı yükünden kurtulma dönemindeyim. Bu proje kapsamında çarşamba akşamı çook eski arkadaşım Çağlayan Kent'in (hayır kocasının adı Clark değil, Ayhan) doğumgünüsüne iştirak ettim. Üstelik beklenmedik bir performans göstererek totomu kaldırdım ve Erenköy'e gittim. Nedense eskiden beri karşıya giderken zorlanırım. Başka bir şehire gelmişim gibi hissediyorum karşıya geçince. Bir de her tarafına Fenerbahçelilik sızmış bir muhit orası, ondan da sevmiyor olabilirim :)

Neyse; Mazhar'la Candan beni Dedeman Oteli'nin önünden aldılar sağolsunlar. Arabaya bindiğimde Mazmaz'la Candan'ın ben görmeyeli 2 yaşına gelmiş olan güzel oğulları Alp ile tanıştım. Mevzunun derinine inmeden şimdiye kadar ismi geçenleri bir tanıtayım size. Çağlayan Kent Ergönül; Blue Jean'in yayın yönetmenliğine başladığım yıllarda birlikte çalıştığım bir arkadaşım. Daha sonra, Çağlayan'dan da eski tanıdığım bir diğer arkadaşım Ayhan'la evlendi kendisi. Onların da Uzay adlı evlatları 4 yaşına gelmiş. Mazmaz ve Ayhan'ın ortak özelliği bir dönemin efsane metal grubu Metallium'un elemanları olmaları. Mazmaz böğürürdü, Ayhan da davul dümbürdetirdi; hey gidi hey.

Ayhan şimdi EMI'da, Mazmaz'sa Citroen'de çalışıyor. Candan, Mazmaz'ın karısı. Partide yine metal aleminin eskilerinden Akmar sakini; endüstriyel tasarımcı Polat Bayraktarlar da var. Sonracıma Çağlayan'ın pr şirketinde çalışan Dilber var; Çağlayan'ın iki okul arkadaşı var; EMI'dan Arzu var. Orta yaşlı çekirdek bir grubuz yani. Gecenin ilerleyen saatlerinde bizim foto Serkan da geliyor. Tam adı Serkan Eldeleklioğlu. Uzman müzik fotoğrafçısı kendisi. Onunla da birlikte başlamıştık Blue Jean'e. Bizim Ergün Arsal tanıştırmıştı beni Serkan'la. Kendisi Ataköy tayfasının en iyi kalpli, en temiz adamlarından biridir. Bu da ek bilgi olsun.


Gece boyunca müzik endüstrisinin durumundan, Facebook geyiklerinden konuştuk, bol bol dedikodu yaptık. Bu arada EMI'da çalışmakta olan taze çiftimiz Nalan ve Barış... Bunlar sittin senelik arkadaşlıktan sonra sevgili oldular. Biraz buldumcuklar, çok aşıklarmış birbirlerine; daha Allah mutluluklarını daim etsin ne diyim :))) Hadi Barış göriym seni...


Benim için gecenin en önemli mevzusu Mazmaz'la Candan'ın oğlan Alp'le kurduğum sıcak iletişim oldu. Benim ona olduğu gibi onun da bana kanı ısındı. Süper bir frekans kurduk Alp'le. Kimsenin kucağına gitmezken benim kucağımdan inmedi. İnsanın zamanı gelince bünyesi "baba ol!" sinyalleri yolluyor, bu kesin :)
Akmar Pasajı'ndan, deli gibi kafa salladığımız metal konserlerinden tanıdığım arkadaşlarımla çoluk çocuğa karışmış bir vaziyette mülayim bir doğumgünü geçirdik. Alp ve Uzay adlı iki erkek çocuğunu da tekrar göresim var :)

Haa bu arada Gripin Birol'la karşılaştım dün. Tuba Ünsal klipte oynamayı kabul etmiş. Yılbaşına yakın albümde olmayan bir şarkıya çekilecek olan trenli, kompartımanlı yeni klipte Tuba oynayacak. Grup elemanlarından Murat'ınsa Tuba Hanım'a beslediği hayranlık konuşuluyor şu sıralar ortamlarda :)

13 Kasım 2007 Salı

MUSIC FOR HANG VE GRIPIN'İN YENİ KLIPI



Dün akşam Baykuş'ta kendime güzel bir yemek ısmarladım. Ispanak beğendili tavuk, yanında bol yeşillik ve bir kadeh kalecik karası. Misler gibi yedim. Barda oturuyorum bu arada. Eş dost geliyor ne haber ne yapıyorsunlar, masadan masaya sataşmalar, Engin'le didişmeler; bilindik Baykus aksamlarımdan birini geçiriyorum. Bu, diğerlerine benzeyeceğine emin olduğum yağmurlu pazartesi akşamından bir enteresanlık beklemiyorum. Kaderime razıyım. Yapılabilecek en enteresan şey 12'den sonra Mojo'ya gidip Üçnokta1 dinlemek. Ancak ne o saate kalacak mecalim ne de öyle bir havam var...

Tam ikinci kadeh şarabımı söylesem mi diye düşünürken Bade geldi yanıma; "gelsene" dedi, "biraz bizimle otur"... Bade öyle şeyler yapmaz. Yani "gelsene bizle otur" falan diyorsa altından mutlaka birşey çıkacak. Gittim oturdum. Masada Bade dışında 3 kişi daha var. Elemanlardan birini önceden görmüştüm Bade'nin yanında; ona daha sıcak bir selam veriyorum başımla; diğerlerine de kısmen sıcak, mesafeli jestlerle kendimi tanıtıyorum. Biri yabancı. Bozuk da bir ingilizcesi var. Adının Davide olduğunu öğrendiğim bu rastalı, beyaz tenli, zayıf adam, ilk bakışta bizim Köprüaltı tayfasından elemanları hatırlatıyor bana.

Davide Swarup bir müzisyen, bir sokak müzisyeni. Perküsyoncu aslında ama konuştukça anlıyorum ki kendi müziğini arayan bir adam. Ama bunu dünyanın çeşitli kentlerini dolaşıp başkalarının müziğinden birşeyler kapmak suretiyle yapmıyor. Yani bu yüzden Türkiye'de değil. Hollanda'da, İtalya'da ya da Amerika'da takılırken de böyle değil. Kendi içinde çalan ama henüz dinleyemediği müziği bulmak için enstrümanı ile düşmüş yola. Yolculuk içerde bir yerlere o kesin. Dünyanın sokaklarını dolaşıp tozlu caddelerde müzik yapmasının nedeni ise o yolculukta işini kolaylaştıracak yeni müzikleri anlamak.

Davide'i ilginç kılan bir diğer unsur da enstrümanı. Davide, Hang çalıyor. Hang'in ne olduğunu biliyorsanız gerçekten tebrik ederim. Ben bilmiyordum. Sordum; Okay Temiz, Kerem Görsev, Mercan Dede falan da bilmiyormuş. Hepsi Davide'ten öğrenmiş. Hikaye şu aslında; Davide, yine dünya sokaklarından birinde oturmuş Hang'ini çalarken, şu anda bizim masada oturan yönetmen arkadaşla tanışmış. Kısa sürede kaynaşmışlar. Yönetmen arkadaş Hang'in hikayesini duyunca kafasında Hang'in dünyayı dolaştığı ve başka enstrümanlarla tanıştığı bir yolculuk hikayesi oluşmuş. Şimdi Hang, bir sokak müzisyeninin elinde dünyanın kentlerini, sokaklarını gezerken; bir de kamera eşlik ediyor ona. Hep birlikte o en içerdeki şarkıyı arıyorlar.

Şu Hang'ten biraz daha söz etmek lazım. Çünkü çok acayip, çok etkileyici bir alet. Görüntü olarak iki saç birbiri üzerine kapatılmış gibi. Çok büyük değil, çok ağır da değil. Saçların dışbükey kısımlarında küçük çukurlar var. Saçların her iki tarafı da çalınabiliyor. Orta bölüme vurarak ritim üretirken, küçük çukurlardan çok farklı titreşimler alabiliyorsunuz. Bade demişti "polifonik bir alet" diye ama bu kadarını beklemiyordum. Davide, çıkardı Hang'ini çalmaya başladı. Büyülendim, hiç abartmıyorum. Davide dünyanını neresine gitse, hangi sokağında çalsa Hang'in tınısını duyarsanız durur dinlersiniz; kayıtsız kalmak imkansız.



Hang 2000 yılında (yanlış duymadınız 2000) iki İsviçreli tarafından üretilmiş çok genç bir perküsyon enstrümanı. Sabina Scharer ve Felix Rohner'in buluşu. Konuşmanın arasında Davide "bir kadınla bir erkeğin çocuk dışında birlikte yapabildikleri en iyi şey" dedi Hang için; birlikte güldük. Davide 2005 yılının nisan ayında tanışmış Hang'le. Ve o gün bugündür hayatı olmuş Hang. Enstrüman çok yeni olduğu için metodu, kuralı da yok. Daha doğrusu Hang çalan insanlar kendilerinden kattıklarıyla, kendi yollarıyla Hang'in hafızasını oluşturuyorlar. Davide dünya üzerinde bilinen en iyi Hang virtüozuymuş; ayaküstü canlı seyrettim; hakikaten içimde bir yerlere dokundu Hang.

Davide'in bir de albümü var. Samekh Records'tan Mart 2007'de çıkmış. "Music For Hang" adını taşıyor. Sizin şu anda albüme ulaşmanız zor biraz, isterseniz www.samekhrecords.com'dan ısmarlabilirsiniz ama uzun iş. Ancak öte yandan Davide'in myspace'inde (www. myspace.com/davideswarup) neredeyse albümün tüm şarkılarını dinleyebiliyorsunuz. Oradaki kayıt kalitesi düşük ama siz kulaklığı takıp sesi sona getirerek dinleyin derim ben.
Davide'in myspace'inde Hang ve Davide'le ilgili tonla bilgi var onlara da bakın girmişken. En önemlisi İstanbul'da iki sergide ve bir kere de Babylon'da çalacak; onların tarihlerini sitede bulabilirsiniz.

Davide'le vedalaşıp yeniden bara dönüyorum. Zaten Badeler ve Davide de bir süre sonra kalkıyorlar. Gece Mojo'ya bakacaklarmış. Dedim ya benim halim yok.
Onlar gittikten sonra Birol geliyor mekana. Hangi Birol diye soracak olanlara el cevap; Gripin Birol. Arkasından Murat. Toplantı yapacaklarmış. Meraklı gazeteci olarak "ne toplantısı" diye soruyorum. Klip toplantısıymış. Gripin alışılmadık birşey yapacak ve albümde olmayan bir şarkıya klip çekecekler. Yılbaşına yetiştireceklermiş. İlk başta ne alaka diyorsunuz, niye albümde olmayan bir şarkı ama aslında son derece iyi bir fikir. Bunca klip çekiliyor da ne faydası oluyor satışlara? Alan almış albümü,şarkıları avantadan indiren çoktan indirmiş. Farklı birşey yapacaksın ki dikkatler yeniden albüme çevrilsin; atıyorum daha çok konser teklifi gelsin. Devir öyle bir devir. Klipi Evren yönetecek; Gürcan Keltek de süpervizörlük yapacak. Hikayeyi Gripin yazmış; bir trende geçecek; kompartımanlar arasında bir kadın ve bir erkek :) o kadar söylüyorum gerisi sürpriz olsun.

Kim olacak o kompartımanlar arasında dolaşan kız dersiniz. Bizimkiler Tuba Ünsal istiyorlarmış. Kafalarındaki hikayeye uygun bir yüz sanıyorum. Az sonra Tuba da geliyor. Konuşmaya başlıyorlar. Ben toplantının selameti açısından yanlarında oturmuyorum. Bir yandan enfes Baykuş pizzalarını lüpletiyorlar, bir yandan da konuşuyorlar. Konuşurlarken Birol ve Murat habire ayağa kalkıyor, oturuyor; anlam veremiyorum, çok komikler. Ben toplantının selameti açısından uzak duruyorum ama bizim Engin hiç oralı değil. Masaya gidip oturuveriyor. Artık kıza ne dediyse az sonra gidiyor Tuba :) Engin durup durup "tek beğendiğim selebriti" diyor. Aferim sana diyorum. Bildiğim kadarıyla Tuba'nın bu tip işlerde kaşesi yüksek. Para odaklı olmaz da projede bulunmak heyecanlandırırsa onu, iş olur. Öbür türlü sanmıyorum.

Artık demir alma vakti geldi. Şakır da şakır yağan yağmurun sesine bakarak evin yolunu tutuyorum.