Teoman'ın Babylon Aya Yorgi'de son Türkiye konseri vardı bu gece... Baya tribüt gibi olmuş. Ben yoktum. Gazeteler "Teo n'olur müziği bırakma, bu bir başlangıç olsun" gibisinden haberler geçtiler kendi internet sitelerine... Ya, ben anlamıyorum bu işi; sonunda fatura yine Teo'ya kesilecek; "madem bırakıyorsun, adam gibi bırak git işte medyayı aldın yanına popülist mopülist" diyecekler...
Oysa, bin yıldır Teo'nun temel sorunu bu. Samimi olduğundan şüphe eden varsa ben o kişinin samimiyetinden şüphe ederim de; samimiyet de öyle saldım çayıra mevlam kayıra bir his değil işte maalesef... Kim o sahneye çıkıp, o ilgiyi görünce coşmaz ki? Peki kim, Teo ilgiden coştukça, bir boşluk buldum buradan çakayım demez? Ben demem, ama diyecek olan çok...
Yalçın Çınar... Babamın; çok eski yıllardan, Bab-ı Ali yıllarından, Cağaloğlu'ndan silah arkadaşı... Silah? Adam öldürmeyen cinsten. Gazeteciliğin gazetecilik olduğu yıllardan, bir haber fotoğrafının ajans işi olmadığı yıllardan kalan temiz bir isim zihnimde; Yalçın Çınar... Kanser belasına yenik düştü, dün uğurladık. Babam orda ilgilenir kendisiyle diye tahmin ediyorum. Tek sıkıntım görememiştim uzun zamandır, babama bir selam yollayamadım vesilesiyle... Milliyet koridorlarında büyümüş biri olarak Yalçın Ağabey gibi birini kaybetmek nedir bilirim Türk basını açısından (medyası değil basını)...
Sertab Erener bizim gazeteye verdiği röportajda demiş ki "Fazıl Say, doğumgünü için çağırdığında yaptığı gibi telefon açıp, yüzüme söyleseydi söyleyeceğini keşke; Twitter'dan şakımasaydı". Haklı Sertab! Hikayeyi biliyorsunuz. Somali'ye AKP ile gittiği için eleştirdi Mösyö Say, Sertab'ı...
Partizanlıktır dedi, bakın bana CHP'den teklif geldi bana partizan demesinler diye onu da reddettim dedi. Ama hala gitmedin oraya? Bu saldırganlık beni sıkıyor artık. Gitmen de gerekmiyor zaten. Ama oturduğun yerden saldır; kafanı toplamadan, kıçını kaldıramadan saldıroğlusaldır... Hic gerek yok bunlara... Sen yaz usta... Bin diyezlere bemollere, uç git; biz anlarız. Politik olmak için, tepkini göstermek için ne hacet çirkinleşmeye...
Ahmet Hakan, Şahan'a "durum komedisisin kendine gel" demiş, Şahan da "sen sincapsın Ahmet, seni anime edeceğim, ele güne rezil edeceğim, yeni filmimde sincap rolü vereceğim" demiş. İki "ters kompleks" bir köprüde karşılaşmış... Ahmet Hakan, Cem Yılmaz ligini belirlemek ister, "ben o ligteyim" demek ister. Öbürü Bentley'ini park edecek yer bulamamış çünkü sitede oturuyor o kadar paranın içinde... Sadece 1 araba parkına izin varmış. Çok arabası var, gerisini sokağa park etmek zorunda kalıyormuş. Sitede oturmak, ama lüks sitede oturmak önemli Şahan için. Ahmet Hakan için de, "Cem Yılmaz daha iyi" demek önemli. Herkes kendini bir şekilde belirliyor. Cem, bize fazla bu arada. Nal toplamak da bu arkadaşlara düşüyor.
Ben Doktorlar dizisinin çılgın tekrarları devam etsin istiyorum. İlk yayınlar sırasında bu kadar sevmemiştim. Günde 8 saat Doktorlar seyrettim, Toraks BT falan, kardiyovasküler bişey bişey hepsini öğrendim. Twitter'daki etkin arkadaşlar gibi dalga da geçmiyorum. Grey's Anatomy'den sıkılıyordum bunu böyle hep seyrediyorum, terapik bişey... @CuneytTurel başhekimse ben izlerim arkadaş :) Günde 8 tekrara rağmen AB'de, Türkiye genelinde ilk 10'da Doktorlar... Memleket doktora meraklı, ister gerçek ister yalan olsun; yeter ki doktor olsun :)
Facebook futursuzca siliyor grupları. Benim PopVirus grubumu sildiler, cengaverce saldırdık, geri geldi. Ama pek yakında yeni formata geçiyorlar. Grupları tutacaklar ama üyeleri silecekler. Eğer önemliyse sizin için o grup, derhal Fan Page'e geçirin şimdiden.
Bloomberg'de Kelime Oyunu yerine o tuhaf yarışma geldi diye çok mutsuzum. Yeni format, soru kalıpları, yaklaşım pek kötü... Oysa Kelime Oyunu, içinde zeka barındıran, mizah barındıran, ulan bu memlekette kelimelerle doğru ilişki kuran insanlar da varmış diye düşündüren bir yarışmaydı. Format yaratıcısı, Türkçe dostu İhsan Bey de hiç mutlu görünmüyor sunarken...
Lady Gaga, "Amy Winehouse'un hayatı filme çekilecekse başrolü ben oynamalıyım" demiş. Amy yattığı yerden kalksa bi saç saça girse ya bunlar... Şimdi Amy adına konuşmayayım ben... :)
8-12 Eylül arası Bodrum Karnavalı var. Son gün Mazhar Fuat Özkan çıkacak. Gitmeyi düşünüyorum. Bir keresinde Özkan Uğur abimizle bir muhabbet sırasında bana dedi ki kendisi: "Mor ve Ötesi öyle anti emperyalist takılıyo arkasında büyük sponsorlar falan var". Ben de dedim ki cevaben, "e siz de kendinize emefö diyorsunuz, bi sürü reklamda oynuyorsunuz", cok bozuldu. Bozulacak bisey yok. Din kardeşiyiz birbirimizi yemeyelim :) Mazhar Fuat Özkan'ın hastasıyız. Hepimize geçmiş olsun.
Fida Film, TNT için Hababam Sınıfı'nı dizi yapmış. Yeni yayın döneminde yayınlanacak. Felsefeci Akil Hoca'yı (Akil Öztuna) Nihat Doğan, Bedenci Badi Ekrem'i (Şener Şen) Yılmaz Morgül oynayacakmış.
Felsefe bugün Türkiye'de; Nihat Doğan'ın oradan buradan arakladığı özlü sözler, beden eğitimi de işte Yılmaz Morgül'ün ağlamaklı kırıtması...
Rıfat Ilgaz'ın İnek Şaban'ı, çalışkandı belki. Kemal Sunal'ın çizdiği Şaban karakteri gibi değildi. Ancak yönetmen olarak ne Ertem Eğilmez, ne Kartal Tibet böyle bir küstahlığa cüret etti... Fida Film, sana bişey demiyorum. Hababam, güm güm güm diyorum sadece...
* Daha çok konu var aslında ama şimdilik burada kesiyorum. Uykum geldi.
cem yilmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cem yilmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Eylül 2011 Cuma
Kafadan konular
yaftaları
ahmet hakan,
cem yilmaz,
erhan akyildiz,
facebook,
fazil say,
hababam sinifi,
mfo,
mor ve otesi,
Nihat Dogan,
ozkan ugur,
popvirus,
sahan gokbakar,
sertab erener,
yalcin cinar,
Yilmaz Morgul
31 Aralık 2010 Cuma
2010; takstar özetliyor...
- Kesinlikle Soner Sarıkabadayı’nın yılıydı. Pop Erkek besteci ve solistleri arasında en fazla iki kategoriden söz edilebilir; Tarkan ve Serdar Ortaç kategorileri. İşte Soner Sarıkabadayı zoru başararak yeni bir kategori yarattı. Bu yıldan sonra onun taklitlerini izleyeceğiz artık. Ayrıca şarkılarını da çok beğendik kendisinin.
- Kadın Pop Şarkı yazar ve solistlerinin ana kategorisinin Sezen Aksu olduğunu düşünecek olursak tek alternatifi de “eller havaya” kategorisidir. İşte bu kategoride yaptıkları işlerle ve promosyon cıvıklıklarıyla kabak tadı veren Hande ve Demet Hanımların kendini tekrar ettiği yıldı. Burada kategori açma potansiyeline sahip tek isim de Sıla olarak gözüktü gözümüze…
- Popüler sanatçıların; sosyal medyanın önemini fark ettikleri yıldı. Önümüzdeki yıllarda işlerin; sadece kişiler, takipçileri ve arkadaş listeleri üzerinden gelişeceğini gördük.
- Facebook’un karizmasına karizma kattığı; Twitter’ın rüştünü ispatladığı: Wikileaks’in ise bilgiyle ilgili algı ayarlarımızla oynadığı yıldı.
- “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” adlı belgesel filmin sponsor ve oynayacak salon bulmakta zorlandığı yıldı. Türkiye’nin etnik ve müzikal zenginliğine; yüzyıllardır uyum içinde yaşayan kardeş halkların türkülerine yine teğet geçtik.
- U2 İstanbul Konseri’nin çeşitli spekülasyonlara rağmen, gelmiş geçmiş en önemli kitle konseri olarak İstanbul’un hafızasına kazındığı yıldı. Ama Atatürk Olimpiyat Stadı’na gitmek mi zor dönmek mi karar veremedik.
- Şehrin göbeğinde; bir metalci gencin rüyasında görse inanamayacağı büyüklükte bir stadyum festivali izlediği yıldı. Sonisphere İstanbul; yıllarca hor görülen rock ve metal aleminin intikamı gibiydi. Çıtayı da epey yükseltti.
- maNga’nın; MTV ve Eurovision başarılarından sonra “Avrupa’da bir Türk grubu ilk kez olacak galiba” dedirttiği yıldı.
- Türk Filmleri açısından azınlıkların izlediği “Çoğunluk”, haksız eleştirilere maruz kalan “Yahşi Batı” ve biraz da “Vay Arkadaş/Manik Tik Dildo”nun yılıydı. “Romantik Komedi” ve “Eyyvah Eyvah” bir miktar eğlendirdi. “Prensesin Uykusuyum” biraz geç kaldı.
- Hem kitabı, hem sinema filmi göz dolduran üç eser “Sosyal Ağ”, “Ejderha Dövmeli Kız” ve “Ye, Dua Et, Sev”in kazandıkları başarıyı hak ettikleri yıldı. Yeni “Matrix” bekliyorken “Inception” fos çıktı. Keza “Paranormal Activity”lerde hiç korkmadık.
- “Öyle Bir Geçer Zaman ki” ve “Behzat Ç”; benim için onların yılıydı.
- Fazıl Say’ın arabeske “yavşak” dediği, daha sonra o kelimeyi kullandığına pişman olduğu yıldı. Sonra bu magazin konvoyuna Haluk Bilginer de katıldı. Hiçbir yılın gündemini bu kadar meşgul etmez dilerim bundan sonra bit yavruları…
- Okan Bayülgen’in krallığı abarttığı, Beyaz’ın kendini tekrarladığı; “Komedi Dükkanı” ve “Bir Kadın Bir Erkek”in yerini perçinlediği, “Heberler”in hayatımıza renk kattığı; Nihal Yalçın’ın yeni komik kadın olarak, “geliyorum” sinyalleri verdiği bir yıldı.
- Türk Rock’ının yenileri; Multitap, TNK, Kaçak ve 110’un yılıydı.
- DOT’un tüm oyunlarını ilgiyle izlediğimiz; 123 adlı şahane grubu tekrar tekrar keşfettiğimiz; romanlar ülkesinde müthiş öykü kitapları yazan Yekta Kopan’ı “Bir de Baktım Yoksun’la takdir ettiğimiz yıldı.
- Tarkan’ın, Sertab Erener’in, Athena’nın, Eminem’in çok önemli “geri dönüş” albümleri yaptığı, Redd’in kendini bulduğu bir yıldı.
- iPhone ve iPad fetişizminin tavan yaptığı; Blackberry’nin kendini aştığı, cep telefonu uygulamalarının öneminin anlaşıldığı; Türk radyolarının kendi resmi uygulamalarını yapmayı yine beceremediği bir yıldı.
- Eğlenmek için Mini Müzikhol’e, 11.11’e, Eelence’ye, Nublu’ya, Flavio by Lokal’e, Offpera’ya gittiğimiz; Jash’ın, Mimolett’in, X’in, Münferit’in yemeklerine saygı duyduğumuz bir yıldı.
- İstanbul’un Kültür Başkenti olduğu yıldı. Aynı yıl; Emek Sineması az daha AVM oluyordu; AKM kaderine terk edilmiş bir şekilde Taksim’in göbeğinde duruyordu ve Haydarpaşa Garı cayır cayır yanıyordu…
yaftaları
123,
anadolu'nun kayip sarkilari,
behzat c,
cem yilmaz,
dot,
fazil say,
kacak,
Manga,
multitap,
oyle bir gecer zaman ki,
sertab erener,
sila,
soner sarikabadayi,
tarkan,
yekta kopan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





