“10 yıldır; sadece kadınların değil tüm insanların ruhundan
anlayan çok iyi kalpli bir dostum var benim. Kitabı okuduğunuzda onunla
tanışmamış olsanız bile siz de böyle hissedeceksiniz. İyi hissedeceksiniz…”
5 Ağustos 2014 Salı
“ÖZÜR DİLERİM ÇOK SEVDİM” İÇİN NE DEDİLER
“10 yıldır; sadece kadınların değil tüm insanların ruhundan
anlayan çok iyi kalpli bir dostum var benim. Kitabı okuduğunuzda onunla
tanışmamış olsanız bile siz de böyle hissedeceksiniz. İyi hissedeceksiniz…”
1 Ağustos 2009 Cumartesi
Pop anahtarı her kapıyı açar...

Naim Ağabey'le dostluğumuz eskilere dayanıyor. Hatta Naim Ağabey'in Akyıldız familyasıyla dostluğu babama kadar uzanıyor. Aradan geçen onca yıl... Şimdi ikimiz müzik yazarı olarak aynı yoldayız. Ben de bir nevi eski terbiyeden geldiğim için :) birçok konuda hemfikirizdir Naim Dilmener'le; hem müziğe hem de hayata dair...
Bir konuda, eskilerden bir plağı bir besteciyi falan unutsam hiç tereddüt etmem ararım. Abartmıyorum; insan biraz tereddüt eder, "Dur Tolga bir bakayım söyleyeyim sana" falan der değil mi? Yok, demez! Pat diye söyler sorunun cevabını. Asıl mesleği mali müşavirlik olan ve çok eski yıllarda müzikle özel bir bağ kurmayı becermiş bu iyi yürekli, mütevazı adamla aramda bir usta çırak ilişkisi olduğu için gurur duydum hep. Kendini usta sanıp kasım kasım kasılanların aksine içi dışı, özü sözü bir olmayı tercih etmiş; ne kadar ünü varsa fazlasını hak eden bir ağabey; Naim Dilmener.
Geçenlerde; bir nevi eğlence müdürlüğünü yaptığım Narpera'da bir gece çalması ile ilgili ricada bulunduğumda da hiç ikiletmedi Naim Ağabey. İnanın, çalmam deseydi de hiç alınmazdım. Çünkü bu işte bir öncüdür, bir markadır. Seve seve geldi, eğlenerek çaldı dün akşam. Narpera da özel gecelerinden birini yaşadı.
Sigara yasağına rağmen mekanın iç kısmı da dolmuştu dolmasına ama yaz yağmuru bardaktan boşanınca herkes içeri girdi. Ve oradan sonrası inanılmaz eğlenceliydi. Bendeniz bile oturamadım. Hatta Naim Ağabey; "dans ettin gördüm! :)" diyerek dalgasınıbile geçti benle. Aslında pek severim dans etmeyi de bu gece mekanları ile ilgili işler biraz köreltti beni. Dün dans ederken aldığım keyfi düşününce ne büyük bir hata yaptığımı daha iyi anlıyorum.

Genelde partilerden sonra gelmeyenlere nisbet olsun diye "kaçırdınız" falan denir ya; aslında pek birşey kaçmamıştır da öyle dersiniz gıcıklık olsun diye. İnanın; "kaçırdınız"!!!
Çok pozitif, çok eğlenceli bir geceydi. Unutulmaz bir cuma oldu.
Dün facebook profilime Sevin Abla (Sevin Okyay) bu geceyle ilgili şöyle yazmış: "Naim'ciğim, açamadığın kapı kalmasın; Tak çocuğa da sevgiler!"
Dün gece Naim Ağabey o pop anahtarı ile açamayacağı kapı olmadığını gösterdi bize. Bu iş sadece cd'leri arka arkaya çalmak değil. İçtenlik, ustalık, elektrik, aşk mühim...
Tak çocuktan Naim Ağabey ve Sevin Abla'sına sevgilerle...
27 Temmuz 2009 Pazartesi
NARPERA'DA BU HAFTA
29 Temmuz Çarşamba/21.00
Gelmiş geçmiş en güzel film müzikleri. Ödüllü blog www.tersninja.com'un kurucusu gazeteci Ege Görgün’ün kendi arşivinden çok özel şarkılar çalacağı film müzikleriyle gerçekleşecek Ters Ninja Geceleri’nin ikincisi 29 Temmuz Çarşamba NARPERA’da...
http://www.facebook.com/event.php?eid=131984101981&ref=ts
NAİM DİLMENER'LE POP ANAHTARI
31 Temmuz Cuma/21.00
Şimdilerde pek moda olan envai çeşit Türkçe pop partisinin piri; Ajda Pekkan'dan Orhan Gencebay'a, Zerrin Özer'den Asya'ya, Erol Büyükburç'tan Cici Kızlar'a, Altın Mikrofon'lara, Eurovision'lara; hep bir ağızdan söylediğimiz o unutulmaz şarkıların gecesi... Arife tarif gerekmez: NAİM DİLMENER'le Pop Anahtarı.
Bilet yok, giriş yok, gam yok, tasa yok. Sadece pop var, dans var, eğlence var.
http://www.facebook.com/event.php?eid=109647953738
NARPERA
Asmalımescit Mahallesi Gönül Sokak 9/B Beyoğlu
0212 245 36 29
info@narpera.com
11 Nisan 2008 Cuma
45'lik devir hayatlar

Eski kırkbeşlikler; tozlu raflardan, antika dolaplardan, büyük arşiv odalarından çıktı. 30 yıl sonra; hem de daha modern kayıt teknolojileri yardımıyla temizlenmiş, makyajlanmış halleriyle yeniden tüketiciyle buluşan bu özel şarkılara gösterilen ilgi de büyük oldu. Dönemin şarkılarını seven koleksiyonerlerin dışında; yetişkin kategori tabir ettiğimiz, dolayısıyla o eski şarkılara iliklenmiş anıları olan orta yaş ve üstü tüketici ve hatta gençler bile bu şarkılarla eğlendiler eğlence mekanlarında. O dönemlerin şarkılarını çalan partiler, geceler moda oldu. O eski kırkbeşliklerden oluşan derlemelerin bu kadar başarılı olması büyük sürpriz değildi aslında. Televizyonlarda defalarca izlediğimiz birçok Türk filmi, aslında o şarkıların uzun metraj klipleriydiler ve bu toplamaların potansiyel bir hedef kitlesi olduğunu defalarca yazma fırsatı buldum bu köşede.
Türk müzik sektörü eski kırkbeşliklere gösterilen ilgi vesilesiyle; dünyada “back catalogue” tabir edilen ve ciddi bir gelir kaynağı olabilecek malzemeyi sonunda keşfetti. İyi ki de keşfetti çünkü hiçbir şeyin satmadığı, albüm konseptinin yerini dijital müzik taşıyıcılara bıraktığı bu günlerde asıl meselenin yetişkin kategoriye iş yapmak olduğunu fark etmeseler durumları daha da vahim olabilirdi. Koleksiyonerlik duygusunu besleyen, özel paketler içinde sunulan bu ürünleri almak için can atan bir tüketici vardı. Pazar gezmesi sırasında kredi kartlarını kullanarak satın alıyorlardı CD’lerini. Ama ne yazık ki satın alacak bir şey bulamadılar uzunca bir süre.
Şimdi sektör hala bu eski şarkıların ekmeğini yiyor. Hukuki engeller, telif sorunları gibi nedenlerle uzun süre yeniden yayınlanamayan eski albümlerin yeni baskıları; birden fazla albümü tek bir kutu içinde pazarlayan koleksiyon albümler, eski kırkbeşlik derlemeleri, Yeşilçam şarkıları hala sektöre can vermeye devam ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda “Bir Zamanlar Serisi”nin dördüncüsü piyasaya çıktı. Ajda Pekkan’dan “Ne Varsa Sende Var”, Seyyal Taner’den “Gülme Komşuna”, Sezen Aksu’dan “Kaybolan Yıllar”, Ayla Dikmen’den “Aşk Defteri”, Selçuk Ural’dan “Güle Güle Sana”, Rüçhan Çamay’dan “Ne Haber” ve diğerleri.
Sonra son dönemde çıkan Odeon Koleksiyon Serisi’nden “Sevdim Seni Bir Kere” adlı toplama var. Daha çok dönemin aşk şarkıları üzerine yoğunlaşmış bir albüm.
Şu anda bulunamayan albümlerin yeni basımları için yapılacak çok şey var daha sektör açısından. Ama şu nostaljik kırkbeşlik modası sanıyorum son demlerini yaşıyor. Hoş bu son iki toplamaya bakıyorum da ilk kez yayınlanan kırkbeşlikler var hala listelerinde. Öte yandan tabii, yetmişlerdeki malzeme de artık yavaştan tükenmeye başlıyor. Kısa bir süre sonra yapılan toplamalar birbirinin tekrarı olmaya mahkum olmakla birlikte yetişkin kategoriye dönük yapacak çok iş var daha bu memlekette.
LİVANELİ SESLERİ
Zülfü Livaneli denince aklıma barışçılığı, özgürlükçülüğü, demokratlığı, pozitifliği, dürüstlüğü, yazarlığı; bir dolu özelliği geliyor. Ama, müzik yazarı olduğum için söylemiyorum; çocuk yaştan beni dinlediğim Livaneli şarkılarının bendeki yeri ayrıdır. Diğer bir deyişle, Livaneli’nin şarkı yazarlığını diğer önemli özelliklerinden daha az önemli göremem. Bilakis, Livaneli dünya ile meselesini şarkılar yoluyla en etkin biçimde anlattığı için belki de en önemli özelliğidir şarkı yazarlığı. Bu vesileyle bu iddiayı doğrulayan; hem Livaneli hem de onu sevenleri gururlandıran iki CD’lik bir albümden söz etmek istiyorum. “Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları”; birçok dünya dilinde önemli solistlerce seslendirilmiş Livaneli şarkılarının bir bölümünü içeriyor. Zubin Mehta gibi şefler tarafından yönetilen; Londra Senfoni, Moskova Senfoni gibi dev orkestralarca icra edilen Livaneli eserlerini bu özel albümde gururla dinlemeniz dileğiyle.


