download etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
download etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2008 Salı

indirmek, şimdi bedava!

Hürriyet/12.01.2008

Türkiye’de müzik sektörünün internet üzerinden paylaşım ve korsan sitelerden download gibi nedenlerle aldığı darbe azımsanamayacak kadar büyük. Birçok sanatçı artık albüm yapamayacak noktaya geldi. Çünkü prodüktör şirketler de bu işe yatırım yapamayacak, hatta kepenk kapatacak noktada. Bugün; bir müzisyenin ayakta kalması için konser yapması, konser yapması için de şarkılarının tanınması lazım. Peki albüm yapmadan, klip çekmeden nasıl tanıtacaksın şarkını? Kitleler ne sebeple konserlerini dolduracak? Şarkılarını bilmeden nasıl hep bir ağızdan söyleyecekler? Eskiden albüm satışından tonla para kazanan prodüktör şirketler, sanatçılarının konser gelirlerinden pay almadan, diğer bir deyişle “menajer şirket” olmadan nasıl varlıklarını sürdürecekler? Albüm yapamıyorlarsa, nasıl konserlerden pay almayı talep edecekler? Dijital müzik satışı gelirlerinden MÜYAP aracılığıyla aldıkları yapımcı hakkı dışında bir pay alabilmek için ne gibi stratejiler geliştiriyorlar? Geliştirmeye niyetleri yoksa; müzik taşıyıcı olarak audio cd’nin yerini mp3 çalarlara bıraktığı, albüm konseptinin yok olduğu, kliplerin Youtube üzerinden yayınlandığı bir dönemde neyin prodüktörlüğünü yapmayı düşünüyorlar, örneğin bir 10 yıl sonra?

Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil elbette. Ancak Türkiye’den farklı olarak dünyada dijital müzik satışının tüm satışlardan aldığı pay % 20’ler seviyesine gelmiş durumda. Çünkü Türkiye, bu internet meselesinin bu noktaya geleceğini öngörecek kadar farkında değildi gelişmelerin. Galiba henüz “sektör” değildi müzik Türkiye’de. Daha birkaç yıl önce; sokaktaki korsan CD tezgahlarının nasıl kaldırılacağını konuşuyorduk. Çok değil birkaç ay önce, televizyonda bir grup ünlü sanatçının, toplumun ilgisini çekmek maksadıyla korsan CD’leri kırdığını gördüm. Korsan CD’si mi kaldı artık arkadaşlar? Korsan CD yapıp satanlar bile internet üzerinden paylaşımdan muzdarip, siz hala oralardasınız… Oralarda olduğumuz için de maalesef buralara kadar geldik.

Tüm dünya bu yeni dönemde müziğin ne şekilde satılacağı ve hak sahiplerinin haklarını hangi yöntemlerle alacağı konusunda kafa patlatıyor. Herkes etkileniyor bu değişimden; Madonna’sı, Radiohead’i, Prince’i… Herkes bir yol, bir yöntem bulmaya çalışıyor. Soru şu, tekrar altını çiziyorum: müziği nasıl satacağız, hakları nasıl paylaşacağız? Eser sahipleri, yorumcular, konser organizatörleri, menajerler, prodüktör şirketler, radyocular, televizyoncular, müziğe para yatıran sponsorlar hatta bu işin en alt kademesinde çalışan emekçisine kadar herkesin aklındaki soru bu.

Geçtiğimiz aylarda, dört meslek örgütü; MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYORBİR’in mobil iletişim firmalarıyla yaptıkları anlaşma, mobil müzik satışını ciddi oranda artırdı. Cep telefonlarının bu yeni dönemde bir müzik taşıyıcı olarak arz ettikleri değer düşünülecek olursa, şaşılacak bir gelişme değil. Artık eser sahibi de, yorumcu da, yapımcı da telefonunuza indirdiğiniz melodilerden ve şarkılardan hak ettiğini büyük ölçüde alıyor.

Peki, internet ortamında yasal olmayan yöntemlerle indirilen şarkılar? Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de internet paylaşımını yasal zemine çekmek, buradan bir ekonomi yaratmak maksatlı girişimler oldu. Ama bedava baldan tatlı. İnsanlar “bedavadan biraz daha pahalı” bile olsa yasal olan yerine baldan tatlı olanı tercih ediyor. Bu bir süreç ve zamana ihtiyaç var bu algının değişmesi için.

Bu anlamda geçtiğimiz günlerde meslek örgütlerinin TTNet’le imzaladığı anlaşmanın öneminin bilmem farkında mısınız?

Bugün itibariyle; 1 MBPS/4GB kotalı aboneler dışında (ki onlar da 2 YTL’lik bir fark ödeyerek aynı hakka sahip olabiliyorlar) tüm TTNet ADSL aboneleri 80 bini aşkın şarkı barındıran bir arşivi ayda 500 şarkıyı geçmemek kaydıyla ücretsiz indirme hakkına sahip artık. Tarkan gibi bir star’ın yeni albümü de o arşivde, önümüzdeki günlerde yayınlanacak birçok star’ın albümü de orada olacak. Pek yakında yabancı müzik içeriği de aynı paket kapsamında TTNet abonelerinin hizmetinde olacak. Siz ne idiğü belirsiz korsan sitelerden yasa dışı ve güvensiz yöntemlerle şarkı indirmek yerine, iç rahatlığıyla www.ttnetmuzik.com üzerinden indireceksiniz istediğiniz şarkıları. Hak sahipleri de hakkını alacak. Hak sahibi hakkını almazsa ortada sektör falan kalmayacak çünkü. Bu konuda duyarlı olmanız ricasıyla…

9 Kasım 2007 Cuma

DİJİTAL ŞİRKET OLMAK

www.pafil.com/2007
Önce korsan tezgâhlar vardı. Çok değil bundan 3–5 sene önce; sokakta korsan CD satan tezgâhlar ortadan kalktığında sorunun çözüleceğine inanıyor; ilgili makamları göreve çağırıyorduk. Derken ev kopyası diye bir durumla yüz yüze geldik. İlerleyen teknoloji, hemen her kişisel bilgisayarı bir korsan haline getirmişti. İsteyen, istediği albümü evinde dilediği sayıda kopyalayabiliyordu artık.

O zaman dedik ki; bırakalım korsan tezgâhları ile uğraşmayı da şu ev kopyasına bir çözüm bulalım. Ancak, ne kopya korumalar, ne DRM kodları kar edebildi bu hızlı gelişmeler karşısında…

Henüz ev kopyası şokunu atlatamamıştık ki, bu sefer “p2p” tabir edilen paylaşım biçimi ile tanıştık. Napster ve benzeri kimi oluşumların bir havuzdan bedava dağıttığı mp3 formatlı şarkıların yarattığı büyük hasar dünya müzik endüstrisini derinden yaralamıştı. Büyük grupların açtığı büyük davalar yasal olmayan bu paylaşım biçimini ortadan kaldırdı kaldırmasına ama sanal âlemde çareler tükenmiyordu. P2p (peer to peer/arkadaştan arkadaşa) de işte tam bu sıralarda ortaya çıktı.

Napster ve benzeri oluşumların yaptığı hatadan yola çıkan yazılımcılar en kısa tanımıyla ev kullanıcılarının bilgisayarlarını birbirlerine bağlayarak kişisel müzik arşivlerini ortak kullanıma açan programlar yarattılar. Bu formül, yasal yaptırımın önünü de kapatmıştı. Bugün Emule, Limewire gibi programlar tüm dünyada milyonlarca kullanıcı tarafından kullanılıyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken doğal olarak dünyada CD satışları düşme trendine girdi. CD türü plastik taşıyıcılar, tüketicinin algısında da değer yitiriyor, koleksiyoner eğilimler hızla yok oluyordu.

Öte yandan internet ortamı üzerinden yasal müzik satışı da rayına oturmaya başlamış, tüm dünyadaki müzik satışları pastasından belirgin bir dilim kapmayı başarmıştı. Ancak dijital satışların yükselen yıldızının mobil satış olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Tüm dünyada yaklaşık 2,6 milyar cep telefonu kullanıcısı olduğu, servis sağlayıcıların verdiği sayısız hizmet, bluetooth teknolojisi gibi unsurlar; hele hele mobil ortamda yasal olmayan paylaşımın engellenmesinin internet ortamına kıyasla daha kolay olması da düşünülünce, bu trendin nedenleri daha iyi anlaşılıyor.

Sektörel açıdan baktığımızda, geçtiğimiz 7 yıl içinde yaşanan tablo ana hatlarıyla böyle. Ancak diğer taraftan öyle önemli gelişmeler yaşanmakta ki; olayın sadece internet paylaşımı, ev kopyası, mobil satış gibi nedenlerden ötürü konvansiyonel albüm satış yöntemlerinin pazar kaybetmesinin ötesinde bir dönüşüm sancısı olduğunun da önemli işaretlerini veriyor.

Arkadaşlık, sevgili bulma, kendini ifade etme gibi amaçların etrafında şekillenen cemaat sitelerinin belki de en olgun iki örneği “A Place For Friends” sloganıyla yola çıkan Myspace ve “Broadcast Yourself” sloganıyla yola çıkan Youtube.

Ağırlıkla olarak müzik konsepti üzerine inşa edilen Myspace’teki sayfanıza kendi evinizde ürettiğiniz şarkılarınızı koyabiliyor, Youtube’da video’nuzu yayınlayabiliyorsunuz örneğin (daha birçok şey yapabildiğiniz gibi).

Bu ve benzeri sitelerin ürettiği imkânlar tüm dünyada birçok internet starının doğmasına neden oluyor. Büyük müzik şirketleri de deyim yerindeyse minimum promosyon maliyeti gerektiren bu tip potansiyel internet starlarının peşinden koşuyor artık.

Bugün yeni starlar bulmak için internet ortamında dolaşan büyük şirketlerin yarın tarih olmamaları için dijital dönüşümün kodlarını dikkatle okumaları gerekiyor. Çünkü söz konusu dijital dönüşümü gerçekleştiremezlerse ve plastik taşıyıcıların konvansiyonel yöntemlerle satışının daim olacağı masalına inanmaya devam ederlerse yok olup gidecekler. Artık herkes potansiyel bir star ve çok yakın bir gelecekte kimsenin dünyaya ulaşmak için prodüktör şirketlerin vereceği desteğe gereksinimi kalmayacak.

Bir yandan dijital dönüşümü gerçekleştirirken diğer yandan plastik ya da başka format taşıyıcıların varlığını sürdürmesi için gerekli stratejileri geliştirmek, koleksiyonerlik duygusunu besleyecek yatırımlar yapmak gerekiyor.

Bunu öngören müzik şirketleri ayakta kalacak, gerisi içinse yapacak bir şey yok maalesef…