27 Temmuz 2009 Pazartesi

NARPERA'DA BU HAFTA

TERS NİNJA/Ege Görgün
29 Temmuz Çarşamba/21.00

Gelmiş geçmiş en güzel film müzikleri. Ödüllü blog www.tersninja.com'un kurucusu gazeteci Ege Görgün’ün kendi arşivinden çok özel şarkılar çalacağı film müzikleriyle gerçekleşecek Ters Ninja Geceleri’nin ikincisi 29 Temmuz Çarşamba NARPERA’da...
http://www.facebook.com/event.php?eid=131984101981&ref=ts

NAİM DİLMENER'LE POP ANAHTARI
31 Temmuz Cuma/21.00

Şimdilerde pek moda olan envai çeşit Türkçe pop partisinin piri; Ajda Pekkan'dan Orhan Gencebay'a, Zerrin Özer'den Asya'ya, Erol Büyükburç'tan Cici Kızlar'a, Altın Mikrofon'lara, Eurovision'lara; hep bir ağızdan söylediğimiz o unutulmaz şarkıların gecesi... Arife tarif gerekmez: NAİM DİLMENER'le Pop Anahtarı.
Bilet yok, giriş yok, gam yok, tasa yok. Sadece pop var, dans var, eğlence var.
http://www.facebook.com/event.php?eid=109647953738

NARPERA
Asmalımescit Mahallesi Gönül Sokak 9/B Beyoğlu
0212 245 36 29
info@narpera.com

16 Temmuz 2009 Perşembe

FOMA on stage

Maslak'ta Atatürk Oto Sanayi'de küçücük bir prova stüdyosu... Daha ilk günlerde, ilk provalardan birinde yanlarına gitmiştim. Hücum kayıt kafasıyla şarkılar yazıyorlardı. Bir yaratıcılık sürecine şahitlik yapmak çok ayrıcalıklı. Şarkıların hepsini ilk elden, o şarkılar kıvranırken dinlemek çok özel bir deneyim.
Aradan iki yıl geçmiş, FOMA iki yaşına gelmiş. Bugün Rock'n Coke'un alternatif sahnesinin headliner'ı oldukları için harıl harıl prova yapıyorlardı. Bu akşam aynı saatte ana sahnede olacak Prodigy için değil, FOMA için, başından beri şahit olduğum inancın, iyi niyetin ve iyi müziğin meyvelerini toplayacağım için heyecanlıyım.
O gün ikinci yaş kutlaması için beni de çağırdılar sağolsunlar prova stüdyosuna. Pasta falan kestik, çekirdek bir kadro geyik çevirdik. Nice güzel yaşlara FOMA akşama konserde görüşürüz.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

HARUN'LA SOHBET

Harun (Tekin)la epeydir görüşemiyoruz. Ben Baykuş Cihangir'le iş ilişkimi bitirdiğimden ve orası buluşma noktası olmaktan çıktığından beri taş çatlasın bir iki kere konuştuk, o da telefonla. Harun da bu mahalleden arkadaşım (bkz: bir önceki yazı). Harun; yok ama sitem etmiyorum, yanlış anlama :)
Harun'la üniversite arkadaşıyız biz. Harun, Alman Liselidir. Ne kadar serserilik yapsa disiplinini kaybetmez. Pek az insan bilir belki ama Türkiye'nin en köklü ve talep edilen üniversitelerinden birinden çok yüksek ortalamayla hem de iki bölümün birden diplomasını alarak mezun olmuştur. Bunu ineklik yapmadan beceren insanlara gıpta ederim, herkes de etmelidir. Ben 5 buçuktan 6 bir tip olduğum, son dakikacı olduğum için belki; hem serseriliğini hem de görevini yapabilen insanlara hep hayranlık duydum. Harun da bu listenin başında gelir. Neyse ki ikimiz de mezun olduk. Diplomada bu az önceki bilgiler yok neyse ki:) Hoş yazdığım birçok bilimsel makalede Harun'un büyük desteği olmuştur, onun yardımı olmasa benim mezuniyetim daha da uzardı. Bu vesileyle tekrar teşekkür ederim kendisine :))
Üniversitenin üzerinden çok zaman geçti. Galiba asıl dostluğumuz da üniversiteden sonra başladı.
Üç aydır neredeyse hiç yüz yüze görüşemiyorduk, demin de dediğim gibi.
Geçen gün yolda karşılaştık, uzun uzun sarıldık. Özlemişiz birbirimizi; Harun eve gidiyordu, ben bir arkadaşımla buluşacaktım ama kısa süreliğine plan değiştirip mahallemizin popüler kafelerinden birine oturduk.
Kırk beş dakikalık bir sohbetti ama yetti. Futbol, Playstation, müzik; kısa sürede ortak dünyalardan konuştuk. Ortak olmayanlardan da. Ama öyle tv programı gibi değildi sohbet, orada olup şamataya şahit olmanızı isterdim inanın.
MVÖ biliyorsunuz bu yaz çok ayaklı KoçFest performansını bitirdi. Şimdi Harun eve kapanmış ve yeni albümün şarkılarına; hadi albüm demeyelim "yeni şarkılara" konsantre olmuş durumda. Hem "Deli"nin hit olarak gücü, hem de çıkarttıkları hit dolu maxi single "Başıbozuk" sonrası sanıyorum 2010 baharına denk gelecek yeni şarkılar için bir nevi müzikal istihare denilebilir. Önümüzdeki sonbaharda ise sanıyorum Başıbozuk'un önemli şarkılarından "Sonbahar"a bir klip çekmeyi planlıyorlar.
Giderken arkasından dedim ki Harun'un "yav arada ara da planlı programlı buluşalım, olay sadece halı saha maçı, playstation gecesi değil ki:)))"
Güldü...

Sadakat Ortamında Bir Kır Düğünü

Oturduğum muhitte birçok yakın arkadaşımla çok yakınım, komşu kadrosundan. Üstelik, bu insanlarla bu muhitte tanışmadım, senelerdir muhabbetimiz var farklı nedenlerle. Bir seçim, bir tercih bizi İstanbul'un enteresan semtlerinden birinde tuhaf bir şekilde bir araya getirdi.
Benim çocukluğum güzel bir mahallede geçti. Birçok şanssız akranım benim çocukken yaşadığım aidiyet duygusunun yanından bile geçemedi belki. Ama kırklarıma merdiven dayadığım şu yıllarda sevdiğim dostlarımla bu muhitte görüşemiyorum bile. Belki benim beklentim büyüktür. Çoğumuz kendi hayatımıza, belki yaşamak istediğimiz hayata o kadar uzağız ki aslında...
Bu satırları yazmadan önce inanın saydım. Biri iki merdiven uzağımda, öteki üç sokak yanda; evine gitmeye üşendiğim ve en uzağımda oturan mahalle arkadaşımla 100 metre yok aramda. Ve çok sevdiğim en az 50 arkadaşımla 50 metreden daha uzak değilim. Gitmiyoruz ama. Burası böyle bir semt. Herkes birbirine çok yakın ama inanın tahayyül edilemeyecek kadar uzak birbirine. Belki savrulduk, belki hayatın bizi birbirimize bu kadar yakına savurması da bir derstir.
Geçen cumartesi yine yakın komşularımdan Kenan'la güzel bir maksat vesilesiyle yola çıktık (Kenan, yukardaki lakırdıların seninle bir ilgisi yok :). Kemerburgaz'a gidiyoruz. Çok sevdiğimiz iki dostumuzun uzunca bir süredir devam eden aşk hikayesini nihayetlendirmeleri, hayatlarını birleştirmeleri vesilesiyle olay mekanına hareket ediyoruz Kenan'la. Serkan ve İpek evleniyorlar.
Minimal bir kır düğünü. Aile ve yakın dostlar için tahsis edilmiş masalar son derece zevkli ve iddiasız giydirilmiş. Sahnemiz var. Sahnedeki grup ve repertuvarı incelikli. Ben düğünün erkek tarafının yakın dostlar masasında onurlandırılmış tek gazeteciyim.
Çünkü bu düğün, Türkiye'nin son dönemdeki en popüler rock gruplarından Yüksek Sadakat'in gitaristi Serkan'ın ve o an itibarıyla tazecik eşi İpek'in düğünü. Mekanda bir dost olarak davetli olmanın ayrıcalığını bunca yıl bu sahte dünyanın içinde gazetecilik yapmış biri kadar anlayamazsınız. Grubun, elemanların, eşlerinin, sevgililerinin, menajerlerinin; her türlü şöhretten, şarkıdan bağımsız olarak yakınım olması bile önemli değil. Gerçekten orada olmaktan ötürü çok mutluyum. Yüksek Sadakat gibi beni aileden gören, ben onlarla ilgili birşey yazdığımda, hoşlarına gitmese bile beni anlayışla karşılayan bu insanlar gerçek dostlarım çünkü.
Elimde, o güzel geceyi anılarımda perçinleyecek çok güzel bir fotoğrafla ve yine beni oraya arabasıyla getirme nezaketi gösteren Kenan (Vural)la mahallemize dönüyoruz. Kenan ertesi gün kafa dinlemek üzere motora atlayıp biraz güneye kaçacak. Yolda başka şeyler konuşuyoruz ama kafamda hep aynı soru dönüyor: bu semt bizi niye bu kadar uzak düşürdü... (Kenan sana söylemiyorum valla:)))

YS FANLARI İÇİN FAYDALI BİLGİLER

Grup yeni albüm için şarkıları oluşturmaya başladı bile. Öte yandan, grubun kurucusu; Blue Jean'in efsane yayın yönetmenlerinden Kutlu Özmakinacı, super bir starın :) bundan sonraki 3 özel albümünün proje yönetmenliğini yapmaya hazırlanıyor.
Grubun menajeri Afşin Akın, son dönemde menajerliğini aldığı Asfalt Dünya için de sürprizleri olduğunu iddia ediyor. Detayları zamanı gelince vereceğim.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

BU NE IZDIRAP


Şiir yazmak bir mesele; dünyayla bir tür başetme, belki edememe halidir. Hasan Bayrı; bu şiiri, parası olmadığı için kaybettiği bir büyük aşkı için yazmış. Kimse bilemezdi tabii, Halk Evleri döneminde Bartın'da askerlik yapan Abdullah Yüce'nin bir şekilde böyle bir beste yapacağını, sonra bu kadar güzel okuyacağını; 60 yıl sonra; her ne kadar için için üzülsem de; şimdiki meyhane ortamlarında bile bir manada içtenlikle okunacağını...
Şimdikiler belki, tribünde tezahurat yapıyormuş gibi böğürüyorlar ama o bu şarkıdan, bu şiirden birşeycik eksiltmiyor. Şarkının ya da o şarkıya ruh olmuş şiirin kötü okunması da mesele değil. Hasan Bayrı'yı, Abdullah Yüce'yi, o şarkıyı yazdıran aşkı, o aşkı anlayan bestekarı anlayacak bir şekilde büyümüyoruz; müsade yok. Yoksa içmenin de, meyhanenin de, şarkı söylemeyi beceremesen bile şarkı söylemek istemenin de; ne sakıncası olabilir...
Şimdi kulağınızda çalsın lütfen; "Bu ne sevgi ah, be ne ızdırap"... Kim böyle yazabiliyor; kim o yazılana öyle notalar ekleyebiliyor şimdi?
Sebebi yeteneksizlik değil. Sebebi şu: duygularımızı ve samimiyetimizi aldılar elimizden. Emin olun, öyle olmasaydı bugün meyhanelerde sarhoş bile olsalar söyleyen; en azından Reina'ya gitmeyip fasıla eğilimlenenler daha güzel söylerdi bu şarkıları.
Abdullah Yüce'den sonra, bu şarkıyı en güzel okuyan Zeki Müren'e de rahmetle...

Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap
zavallı kalbim ne kadar harap
Nasibim olsun bir yudum şarap
Sun da içeyim yârin elinden
Al şu kadehi yasla doldurma
Düşürme yeter gönlümü gama
Gurubun rengi vurmadan cama
Ver mezesini tatlı lebinden
Bahtım sarılmış simsiyah tüle
Nemli gözlerle yalvardım güle
Uzak kalırsan bana acele
Selamlar gonder seher yeliyle

Hasan Bayrı/Abdullah Yüce

3 Temmuz 2009 Cuma

NARPERA'DA YAZ


Beyler ve bayanlar,
Malumunuz artik NARPERA'dayım. Asmalımescid farklı bir alemmiş, ruhum ferahladı :)Yine güzel hareketler yapma peşindeyiz. 10 Haziran'da süper duygulu geçen bir doğumgünü partisinden sonra (benimkisi) partiler zincirine başladık. Placebo tırlarının gazabına uğrayan "I Saw Nadir Duman" partimiz çok nezihti. Ben Nadir'in ruhunda DJ'lik olduğuna iyice inandım. Kendisi Ceza ile turladığı için yakalamak çok zor, Fanta falan var; ama Nadir de tekrar çalmak istiyor, çok güzeldi.
Arkasından Zafer Çeçen'le "Funky Wednesday" yaptik. Zafer, benim tanıdığım en funky insandır. Şahane çaldı, içeri funky insanlar doluşunca da coştu. O da sanıyorum gene çalmayı planlıyor, kaçıranlar üzülmesin.
Dün akşam Kaptan Şener Çetin yönetiminde şahane bir Jacko gecesi yaptık. Jackson 5'tan girdi Motown'dan çıktı, arada MJ'ın sevdiklerini de çaldı, ben şapka çıkarttım.
Önümüzde Popvirüs var, ben çalacağım. Bildiğiniz Popvirüs. Uzun bir aradan sonra heyecanlıyım. En damarlar, en komikler, Ajda'sı; Sezen'i, Tanju'su, Türkçe rock'ı; komple bir muamele.
Sonra Hasan Ferit Giresunlu'nun "Barfly" Gecesi vuku bulacak. Artist Müzik'in kurucu ortağı, rahmetli Universal Müzik Türkiye'nin en güzel genel müdürü Hasan Ferit bize bar ortamlarının en haysiyetli şarkılarından alışılmadık bir playlist hazırladı. Çok eğlenceli, pozitif bir repertuvar; satisfaction guaranteed türünden...
HFG'den sonra prenses Melike Karakartal var. Kelebek Eki'ndeki köşesinden adını alan gecesi "Habitus"ta iyi müzik bilen kadın köşe yazarlarının varlığına dair bir ders verecek; ben dinledim daha önce.
Arkasından büyük sürprizler de geliyor, hazırlıklı olun...
Sözün özü; bu yaz Narpera'dayız. Haftaarası, haftasonu, öğlen, akşam...

NARPERA
ASMALIMESCİT MAHALLESİ GÖNÜL SOKAK 35/B
02122453629
www.narpera.com