26 Haziran 2009 Cuma

maykıllar ölmesin


Ben "Beat it" la "Billie Jean"le başladım tüm işlere... Plak duruyo...
Şimdi o ölmez gibi bi ruh halidir... Hani şimdi geri saysam bütün çocukluğum gider...
Alla baba herkese ay yürüyüşü nasip etsin...
Yazamıyorum ki şimdi, sonra dilerim.

Michael Jackson Memorial Song - King of Pop from Kevin Roney on Vimeo.

25 Haziran 2009 Perşembe

PURE MORNING


Bundan 10 küsur yıl kadar önce Virgin Fest'i (V Festival) izlemek üzere İngiltere'ye gitmiştim. Virgin 98 oluyor yanlış hatırlamıyorsam. Şahane bir deneyimdi. Londra'nın göbeğinde bir bed and breakfast'ta kalıyorduk. Onu da Heatrow'a indikten hemen sonra metrodaki desklerden birinde bulmuştuk :). O zamanlar Blue Jean yayın yönetmeniyim. Benimle beraber derginin müzik editörü, şu hayattaki en iyi dostlarımdan Ergün Arsal var. Her gün festival alanına ulaşmak için 3 saat yol yapıyorduk, Leeds'te miydi neydi :) unuttum şimdi (ergün nerdeydi yav unuttum :)) ... Hatırladım Ergün :) Biz Chelmsford ayağına gitmiştik...
Bir de dönüşü var, ne müzik, festival aşkıysa artık o. O zaman Mercury Records'un ANR'larından Kevin vardı (Universal üzerinden bağlantı kurmuştuk) bize her türlü kolaylığı gösterdi sağolsun. Bir minibüs tuttu konforlu, Ben, Ergün Blue Jean'den; onun dışında Reagan Dergisi'nden bir de Q'dan, Rolling Stone'dan gazeteciler var... Super adamlardı, ne muhabbet dönmüştü :)Kevin da şimdi müzik yazarlığı birşeyler yapıyor bildiğim kadarıyla London'da...
Burda festivali anlatmayacağım. Hayatımın en güzel 4 gününü geçirdim o ayrı. Iggy Pop hiç kimseyle görüşmezken bizle saatlerce muhabbet etti falan, acaip bi deneyimdi.
Yazının başlığını doğru okuyanlar anlayacaktır. Pure Morning Placebo'nun görücüye çıktığı şarkı. Acaip catchy bi şarkıydı. 98'de ilk single çıkmış. Festivalde gruplar arası boşluklarda bangır bangır çalıyordu Pure Morning. Hemen çarpılmıştım.
İşte dün kaçıncı kere izlediğim Placebo'da duygulanıp o anı hatırladım. Brian yaşlanmış, Steve tabanca gibi başta yadırgasak da. Güzel konserdi...
Bu sabah da pure bir morning'e uyandım :)

V 98 Line up

67y • All Saints • Bjorn Again • Boom Boom Satellites • Catatonia • Chumbawumba • Cornershop • Cuba • Dean Thatcher • Disque Blu • DJ Norman Jay • Faithless • Feeder • Fun Lovin Criminals • Gomez • Green Day • Headswim • Ian Brown • Iggy Pop • James • James Brown • K-Gee • Karen Ramirez • Lightning Seeds • Lionrock • Lo Fidelity Allstars • Marion • Midget • Moloko • Montrose Avenue • Morcheeba • One Lady Owner • PJ Harvey • Regular Fries • Republica • Rialto • Roachford • Robbie Williams • Roni Size • Saint Etienne • Space • Stereophonics • Superstar • Texas • The Charlatans • The Dandy Warhols • The Jesus and Mary Chain • The Seahorses • The Smiles • The Verve • theaudience • Tin Star • Underworld • Whale • Young Offenders

23 Haziran 2009 Salı

PLACEBO ERTELEME KARARI ÜZERİNE

Sanıyorum Placebo'nun ertelendiğini Facebook üzerinden (ve tabii Friendfeed) ilk duyuran ben oldum. Saat 18.20 itibariyle henüz bir açıklama yapılmamıştı, dolayısıyla internette de bir bilgi yoktu. Ben başka bir sebeple Turkcell'le ve BKM ile konuşurken öğrendim ve hemen paylaştım. Zaten başlangıçta kimse inanmadı. :)
Hadi eksik belgeleri vardı; Bulgar Gümrük yetkililerini de bir şekilde ikna edemediler ve bu iş bu noktaya geldi. Peki ya perşembe günü Atina da Prag'da konfirme edilmiş bir turne ayağı olsaydı ne olacaktı? Konsere iki saat kala fısıltıyla duyulan haberden bihaber olanların, diğer bir deyişle şu an Arena'nın kapısında olanların günahı ne bu sıcakta? Koca Placebo yahu... Eksik belge ne demek? Dua edelim perşembeleri boşmuş...

22 Haziran 2009 Pazartesi

EPOL PAZARI


Söylemiştim pazarın gelişi cumartesiden belliydi. Cumartesi mesela Tricky sahnedeyken içerde 7-8 bin kişi varsa, pazar günü Starsailor sırasında kafadan 10 bin kişi vardı. Takdir edersiniz ki Santralİstanbul'da EPOL için belirlenmiş alan o kadar kişiyi kaldırmaz. Kaldırmadı da... Ne tuvaleti, ne yemeği ne içkisi... Kendi adıma iki güzelim performansı (Starsailor ve Röyksopp) adam gibi seyredemediğim için çok mutsuzum. Evde kalıp Dream TV'den takılsaydım keşke diye düşündüm kaç kere ama nafile. Biraya verdik kendimizi. Basına ayrılan bölümün önünde barın kenarında sıkıştık kaldık. Tuvaletim gelmesin diye dua etmekle zaman geçirdim ağırlıklı olarak.
Şimdi hariçten gazel okumak istemiyorum. Festival son derece başarılıydı. Hem line up hem de katılım açısından... Pozitif'i de Efes Pilsen'i de tebrik ederim. Kendi çıtalarını yükselttiler.
Öte yandan önümüzdeki yıllar için dikkat edilmesi gereken konular var. Çünkü iki günlük bir festival olma iddiasındalar ve işin çapının büyüdüğünü bu sene net biçimde gördük. Yazının başında da söylediğim gibi bu çapta katılım olan bir festivalde insanları o alana sıkıştırmamak gerek. DM için belirlenen alanın kullanılması (otoparkın da konser alanına dahil edilmesi) pekala bir çözüm olabilirdi.
Festival öncesi Efes Pilsen İletişim Müdürü Emre Topsakaloğlu ile yemek yeme fırsatımız oldu. Kendisi, alanı tam ters yönden büyütmek için girişimlerde bulunduğunu ancak Bilgi Üniversitesi yetkililerinin sıcak bakmadıklarını söyledi. Neden otoparkı kullanmadıklarını sorduğumda ise işin içine beton girmesinin festival ruhuna aykırı düşeceğini söyledi.
Bir anlamda haklı Topsakaloğlu. Ancak oluşan durum keşke beton olsaydı da böyle olmasaydı dedirtecek cinsten. Çünkü bırakın festival ruhunu çayırı çimeni kıpırdayacak yer yoktu. Aktivite alanları, yiyecek içecek standları, tuvaletler, sahne, insanlar iç içe. Bana soracak olursanız o alanda bir festival ambiyansı yaratmak için 5000'den fazla bilet kesmemek gerek. Ya da ille de yesillik diyorsanız otoparka yapay çimen getirirsin olur biter.
Festival ambiyansının bir diğer unsuru da gündüz aktiviteleri. Evet geçen yıla göre gündüz aktiviteleri daha güçlüydü bu yıl. Ama içerik olarak o sıcakta o insanları orada bulunmaya motive edecek kadar değil. Gündüz aktivitelerinin içeriği çok önceden tasarlanmaya başlamalı ve iletişimi merak uyandıracak şekilde çeşitli mecralar yoluyla yapılmalı bence. Line up'ın açıklanmasından bağımsız biçimde; yıl boyunca... Konaklamalı festivaller için durum farklı ama şehir içinde iki günlük bir festival yapıyorsanız insanları gündüz vakti oraya getirmek için daha yaratıcı olmanız şart.
EPOL, memleketim festivallerinin çeşitli sebeplerle havlu atması, uygun bilet fiyatları, şehir merkezine yakın konumu gibi avantajlarını iyi değerlendirdi. İyi gruplar da vardı. Kırkına merdiven dayamış ve sadece performans izleme derdi olan benim gibi bir müziksever sızlanabilir ama 17-25 yaş arasındaki kitle müthiş bir haftasonu geçirdi, orası kesin.

21 Haziran 2009 Pazar

One Love sağlam başladı...


Geçen sene aldığı eleştirilere rağmen iki günü de dolu geçiren Efes Pilsen One Love (işbu yazıda bundan böyle EPOL olarak geçecektir) bu yıl daha iyi bir line up açıkladı.
Geçen yıl itibariyle Parkorman ambiyansından çıkıp (bence daha iyi oldu, çünkü Parkorman'da bir festival ambiyansı yaratmanın imkanı yoktu; gündüz havuzcular, yiyecek içecek desen tamamen Parkorman'cıların elinde; köfteydi, sucuktu, fişti, kuyrukta telef oluyorduk...) Santralİstanbul'da gerçekleşmeye başlayan festival; bu girişimi ile Bilgi Üniversitesi'ne ait bu alanı konser alemine kazandırdı. Eğer Dave Gahan hastalanmasaydı DM'i de orada daha geniş bir alana yayılarak izleyecektik.
Yeri gelmişken, İstanbul'da festival yapacak alan kalmadığının farkında mısınız? Parkorman tamamen çıktı hayatımızdan. Küçükçiftlik Parkı, Kuruçeşme Arena falan var ama bence oralarda ancak günübirlik konser olur. Hezarfen de RNC'nin bu yıl F1 Pisti'ne taşınmasıyla tarihteki yerini aldı. Geriye galiba bir tek Santralİstanbul kaldı.
Dediğim gibi geçen yıl festival olma iddiasının altını çizmek için konsept üzerine giden EPOL her ne kadar ikinci günü Balkan konseptine ayırması nedeniyle çingene festivali olmakla suçlansa da (ne komik); layıkıyla üstesinden geldi Santralİstanbul'daki ilk sınavın.
Az önce de belirttiğim gibi bu yılki line up kaydadeğerdi. Dün ilk gündü. Ben bugünkü line up'a göre daha zayıf bulduğum cumartesinin boş geçeceğini düşünüyordum. Ama gerek bilet fiyatlarının uygunluğu gerekse milletin festival açlığı beni haksız çıkarttı.
Gündüz saatlerinde sıcağın da etkisiyle boş kalan alan ilerleyen saatlerde dolmaya başladı. Olan son derece eğlenceli performansıyla boş alana şarkı söyleyen Ayça Şen'e oldu. Ayça'dan hemen sonra sahne alan Bora Uzer enerjikti ve sahneyi güzel doldurdu. Hele sahneye çıkartıp dans ettirdiği bir veled vardı ki anlatmakla bitmez.
M83 sahneye çıktığında güney iyiden iyiye çekilmeye başladı. Elektronik alemlerinin saygıdeğer ekibi M83 beklediğimden sert performansı ile kitleyi Tricky'ye hazırladı.
Türkiye'ye ilk kez gelen Tricky sahneye çıktığında alan maksimum kalabalığa ulaşmıştı. Tricky sahnedeyken ve ben kendisini kalabalıktan izleyemezken acaba yarın (yani bugün) nasıl olacak diye kaygılanmaya başladım. Çünkü bugün alanın daha kalabalık olacağı kesin, bakalım ne yapacağız...
Gecenin son ekibi alternatif camianın yakınen tanıdığı Klaxons'du. Görebildiğim kadarıyla iyi bir performans gösterdiler. Kalabalıktan bunalarak yarısında çıktım ve konserin yakaladığım kadarını evde Dream TV'den seyrettim.
Bugün Yasemin Mori sahnedeyken alanda olup Portecho, Starsailor ve Röyksopp'u izlemeyi umuyorum. Ama sadece umuyorum. Eskisi gibi önlere gidecek enerjim yok. Geride de durmak pek mümkün değil Santral İstanbul'da. Arkada tahta masalarda falan oturmak lazım. O vakit de festivalde gibi hissetmiyorsunuz kendinizi. Önümüzdeki yıl kesin alanın büyümesi lazım. Festival ruhunu rahat rahat, çimlere yayılarak, bunalmadan yaşayabilmek için.

6 Haziran 2009 Cumartesi

SEVGİ DUVARI (bugün benim yaş günüm)

SEVGİ DUVARI

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can YÜCEL