29 Nisan 2009 Çarşamba
SIFIR KİLOMETRE
Bu akşam Sıfır Kilometre'nin yeni albümünü dinlemek üzere Levent Yüksel'in evine gidiyoruz. Safak (Ongan) ve ben. Çok inanıyorum o projeye; dinledikten sonra yine burdan anlatacağım :)
28 Nisan 2009 Salı
Göksel'in albüm 30 nisan'da...

Dün akşam, hem Göksel'i görmek hem de yeni albümü dinlemek için düştüm yola. İstikamet Göksel'in evi. Evde bizim dışımızda Göksel'in kadim dostu Emel Kurhan ve bittabi ikimizin de iyi dostu Defne Turaç var (kısmen şirketi temsil, kısmen muhabbet için)...
Göksel ilk kez konsept bir albüm yaptı. İşin dışardan şöyle görünme ihtimali var: işte efendim hiçbir şey satmıyor, müzik şirketleri ve müzisyenler de işin kolayına kaçıyor. Nedir o kolayı? Baktığınızda başkalarının şarkılarını söylüyorsun. Evet o şarkılar zamanının önemli şarkıları aynı zamanda. Yani birinin çıkıp nostalji albümü yapmış diye yafta yapıştırması çok kolay.
Ama Göksel öyle doğru şarkılar seçmiş ve o kadar güzel yorumlamış ki o şarkıları; siz de dinleyince net bir şekilde işin kolayına kaçma çabası içinde olmadığını anlayacaksınız. Anladığım kadarıyla şirket de parça seçimleri konusunda Göksel'i özgür bırakmış. Hatta başta Sarp Özdemiroğlu olmak üzere birden fazla aranjörle çalışmış olmasına karşın albümün müzik direktörlüğünü bizzat yapmış.
Kendi şarkılarını söylemeye alışık biri için yeni bir deneyim olduğunu söylüyor. Çok da mutlu ve heyecanlı görünüyor.
Albümün çıkış parçası Ajda Pekkan'ın "Baksana Talihe" adlı şarkısının yorumu. Fransızca orijinali "Viens Dans Ma Vie". Hatta bir Müjde Ar filminde tema müziğidir.
Klibi Murat Küçük çekecek. Değişik fikirleri var onun da.
Daha fazla detay vereceğim ama albüm çıktıktan sonra...
26 Nisan 2009 Pazar
HER DAİM BAŞKANIM AYÇA

Aylin'in çarşamba günkü performansından gaz alıp cuma günü de Ayça Şen'i dinlemek üzere tuttum Ghetto'nun yolunu. Aslında olayın bu şekilde gelişmesinde Ayça'nın da payı var. Aylin'in konserinde karşılaştık; "albüm lansmanına gelmedin, sonra Babylon yaptık ona gelmedin; bozuluyorum ama" dedi. Normalde haftasonu dışarı çıkmayı tercih etmeyen biri olarak kafamın dağarcığına nasıl girdiyse artık Ayça'nın sitemi, robota bağlayıp direkt gittim. Yanımda da şu hayattaki tek kadim dostum Okan var. Bir yandan da oldskool iki erkek çıkıyoruz falan iyice keyifli hissiyatlar içindeyim.
Ghetto'nun bir sorunu var. Yani o mekan canlı müzik yapılacağı düşünülerek tasarlanmamış. Tavan yüksek , sahnenin yeri yanlış falan. Öte yandan Redd'in o muhteşem akustik audio, video kaydı orda yapıldı ama çok emek vermek, masraf yapmak gerekiyor bence müzisyen olarak tatmin olmak için. Ayça gene olanca güzelliğiyle sahnedeydi. Hep diyorum; Ayça küfür etse paso sıkılmazsınız, sahneye yakışır; sevgili güzel bi kişi. Ama müzisyenin, hele bir de ilk albümünü çıkarmış, müzisyenliği de bilinmeyen bir müzisyenin performansı için riskli bir yer Ghetto.
Sözün özü, ses düzeni çok fenaydı. Ama Ayça yine nezaketi, güzelliği, karizmasıyla işin üstesinden geldi. Konser sonrası çok konuşmak istedim ama, bi anda kayboldu bir daha da bulamadım. Gece gelenlerden sevdiğim selebriti kıvamında Sebati Karakurt (Sebastian Carlos), Janset, Burak (albümün müzikal prodüktörü, MVÖ) onlarla sohbet ettim. Barmene votka kola dedim votka tonik verdi. Ben bunu istememistim dedim, deistiriym dedi. Deistiricek bisiy yok, içtim; barmen bu uyuma saygı duydu.
24 Nisan 2009 Cuma
AYLİN YENİDEN SAHNEDE

Çarşamba günü Aylin Aslım'ın üçüncü albümünün ilk konserini dinlemek üzere cümbür cemaat Jolly Joker Balans'taydık. İpek (Atcan), Murat (Tümer), Eren (Erdem), Mehmet (Turgut), Harun(Tekin), Hayko (Cepkin), Ogün (Sanlısoy), Selim (Serezli), Şemsettin (Göktaş), Özge (Fışkın), Ayça (Şen), İzzet (Öz), Nihan (Kızıltan), Evrim (Sümer), Mirgün (Cabas) hatırladıklarım. Bayağı kalabalık bir ekip olduk. Balans'ta üst katta sahneye giden asma kattan seyrediyoruz. Aşağıda kim var kim yok onu kesiyorum bir yandan da. Eskiden orda durulmuyordu ama şimdi masayı sahneyi tam karşıdan görecek şekilde taşıdılar. İyi oldu böyle.
Masa deyince masada Sarp (Özdemiroğlu) var. Aylin'le Sarp bir süredir beraberler. İyi de gidiyor gördüğüm kadarıyla. Albümü de Sarp'ın stüdyosunda Sarp'la birlikte yapıyorlar. Şarkılar çok güzel. "Canını Seven Kaçsın" Aylin'in üçüncü stüdyo albümü belki ama bana göre Aylin'i en iyi taşıyan, ruhunu en iyi yansıttığı albüm oldu. Mayıs ortası gibi piyasada olacak. Kimden çıkacağını bilmiyorum ama Şemsettin Göktaş Sony'Den çıkacağını söyledi. Aylin'e soramadım o kargaşada. En son kendimiz finanse etmeyi düşünüyoruz sadece dağıtıma vereceğiz demişti. Sony'le anlaşma da söz konusu olabilir gibi gözüküyor.
Aylin epeyce kilo vermiş. Cihangir'den taşındığından beri pek görüşemiyorduk, özlemişim. Sahnede şahane görünüyordu. Ayça, Barış, Mert ve Erik Ponti'den oluşan grubu da canavar gibi çaldı. Grup böyle çok iyi oldu bence; Ayça'sız düşünemiyorum Aylin'i. Mert zaten çok iyi bir davulcu. Erik Ponti'yi bilenler biliyor Kaçak'tan. Barış zaten Aylin'in çok eski dostu...
Konserden sonra Jolly Joker'in üst katında after party tarzı küçük bi toplandık. İçki sohbet falan... Sonra da neredeyse hiç fire vermeden Hayal Kahvesi'ne Özge Fışkın'ı dinlemeye gittik. Ekip gene direkt üst kata çıktı. After party hesabı... Ben bir süre aşağıda kalmayı tercih ettim. Reyhan'la Cenk vardı arkadaslarım, onlarla takıldım biraz. Sonra onlar gidince ben de yukarı çıktım. Ogün'le muhabbet ettik uzun uzun. Daha sık görüşme kararı aldık. Sonra Hayko'nun sevgilisi Aslı geldi onla muhabbet ettik. Hayko'yla klasik geyiğimizi çevirdik. Harun yorgun olduğu için Hayal'e gelmemişti. Gecenin sonunda Harun'un sevgilisi Aylin'i evine bırakarak kendi evimin yolunu tuttum. Özlemişim... Hem Aylin'i hem de dostlar arasında olmayı...
yaftaları
ayca sen,
aylin aslım,
canini seven kacsin,
harun tekin,
hayko cepkin,
izzet oz,
jolly joker balans,
mehmet turgut,
mirgun cabas,
Ogün Sanlısoy,
ozge fiskin,
sarp ozdemiroglu,
tolga akyildiz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)