20 Aralık 2008 Cumartesi

KADINLAR VARDIR

Bir kadına vuran erkeğe; bırakın onu, bir insana vurana insan denir mi çok düşündüm. Çünkü şöyle bir yanılsama var: kadın güçsüzdür o nedenle ona vurmak “güçlü” olan erkeğe yakışmaz…

Yoksa kadın da bilekliyse bir erkek olarak vurabilirsin gibi bir mesele varsa; ya da erkek erkeğe dövüşmeyi az da olsa meşru kılıyorsa “kadına karşı şiddete son” demek, insan tarafıma dokunur.

Aile İçi Şiddete Son Kampanyası bu anlamda söylenmesi gerekeni layıkıyla söylüyor.

Aile içi şiddet meselesine değinmek, temeldeki şiddet problemini çözmeye dönük çabanın güzel bir başlangıcı: bir sosyal sorumluluk projesi; benim de Hürriyet ailesinin bir ferdi olarak gururla arkasında durduğum bir vesile konuyu anlamak, anlatmak için.

Aylin Aslım’ın başından beri gerektiğince anlaşılamayan üslubunun; Güldünya’nın hazin hikayesini, “Güldünya Şarkıları” projesinin isim annesi haline getirmesine aracı olmasıyla ilgili de dikkatle düşünmek lazım. Çünkü bazı konular; hiçbirimizin duymak, görmek istemediği kadar tatsız. “Ah yazık” deyip geçtiğimiz onca iç ağrısı olayın vicdan azabını hep beraber çekmeyi becerebilsek hayatımızın daha anlamlı olacağı kesin bu ülkede.

Aylin Aslım bunu en başından beri kararlılıkla yapıyor. Olay, bir şarkı yazarak Güldünya’nın dramını gündeme getirmek değil sadece; Güldünya’yı gündemin kendisi yapacak tutarlılığı göstermek daha mühim.

Şarkı; sloganın, vecizenin taşıyıcısı değildir elbet ama bir kadın, bir Türk kadını, bir sanatçı; bu sancıdan rahatsız olmuyorsa orada da bir sorun var demektir. Bu anlamda Aylin Aslım’a fitile verdiği ateş için teşekkür ediyorum. Sezen Aksu’nun bir duayen olarak bu projede Aylin’in yaktığı ateşi harlıyor, yani “Güldünya”yı seslendiriyor olması da ödül işte tüm bu emeğe…

Güldünya Şarkıları Projesi’nin danışmanlarından, müzik yazarı ağabeyim Naim Dilmener bu albüm için “… kadın sanatçıların kadınlar için söylediği şarkılar…” tabirini kullanmış. İşte bu ifadeyi doğrulayan şarkı, “Kadınlar Vardır” ile açılıyor albüm. Yaptığı işleri gururla takip ettiğimiz Mustafa Ceceli’nin düzenlemesiyle Filiz Kerestecioğlu’na ait şarkıyı Sezen Aksu, Nilüfer, Zuhal Olcay, Nazan Öncel, Aylin Aslım, Aynur ve Rojin’den oluşan koro seslendiriyor.

Aylin Aslım’ın Nilüfer’in “Karar Verdim”ini, Nilüfer’in; Ajda Pekkan’ın “Sanane Kimene”sini; Rojin’in Şebnem Ferah başyapıtı “Sil Baştan”ı, Şebnem Ferah’ın Sezen Aksu şarkısı “Masum Değiliz”i, Zuhal Olcay’ın Funda Arar’dan “Neyse”yi, Funda Arar’ın da Zuhal Olcay klasiği “Dünden Sonra Yarından Önce”yi söylediği bir kadın albümü…

Kadın vokal olarak büyük hayranlık duyduğum Şevval Sam ve yine özellikle altını çizerek söylüyorum bir kadın sanatçı olarak bayıldığım Nazan Öncel’in iki yeni şarkısı da var albümde. Aynur’un “Kumrucuk’u, Ajda Pekkan’ın “Kadın Dediğin”i, Ayten Alpman ustanın yıllar sonra yeniden söylediği “Ve Tanrı Kadını Yeniden Yarattı”sı ile tamamlanan özel bir proje “Güldünya Şarkıları”.

Galiba yapmamız gereken Güldünya’ya rahmet okumanın da ötesinde bir duruş belirlemek, tutarlı ve kararlı olmak; şiddetin her türüne karşı durmak.

Güldünya ve onun kaderini paylaşan diğerleri artık aramızda olmasa da dünya gülsün diye ve tabii bu albümü satın aldığınızda vereceğiniz her kuruşun bu amaca hizmet edeceğini de unutmadan…


Serhan Şeşen'in ardından...


Gözlerinin içi gülen genç bir adam… Zekâ ve yetenek dolu güzel gözlerinde hep ışık var çünkü… Bunu her yerde fark ediyorsunuz. İster sahnede çalarken, ister bir dost meclisinde muhabbette, ister ağabey yerine koyduğu birine gösterdiği saygıda ve nezakette; o ışık hep var. Hiçbir şeyi ciddiye almıyor gibi görünen o hoyratlığının altında çok duygusal bir adam. Güzel gülümsemesinden kimseleri mahrum etmeyen, sarıldı mı adam gibi sarılan, samimi, afra tafrası olmayan Serhan…
Yirmi altı yıllık yaşamına bir müzisyen olarak bir dolu başarı iliklemiş; emin olun daha da çok ilikleyecek büyük potansiyeli olan bir fidan…
İnsanın aklı almıyor yahu… Böyle bir gidiş, insanda akıl bırakmıyor.
Burada ona çok seven bir ağabeyi olarak öfkemi kontrol etmem lazım. Serhan’ın aramızdan ayrılışına neden olma ihtimali olan ihmallerden, akabinde yapılan akıl almaz açıklamalardan, kimi meslektaşlarımın konuya yaklaşım biçimlerindeki hastalıklı ruh halinden falan hiç söz etmeyeceğim. Kardeşim Serhan geçtiğimiz çarşamba aramızdan ayrıldı. Hastanede onca seveniyle yüzümdeki umut ifadesini bir an olsun yitirmeden beklerken; benim ağabeyim, Serhan’ın babası Burhan Şeşen’in metanetiyle avunup bir kez daha düşündüm Serhan’ı ve güzel insan olmanın ne demek olduğunu. Kötü haberi aldıktan sonra da; yirmi altı yıl değil yüz yıl yaşayıp geride kalanların kalbinde Serhan’ın zerresi kadar yer tutamayacak diğer insanları düşündüm. Burhan Ağabey’i, Serhan’ın annesini, birçoğu benim de dostum olan dostlarını; umudumuzu, çaresizliği, her şeyi düşündüm. Emin olun; biz fiziksel olarak Serhan’ı bir daha göremeyecek olsak da bu dünyada insan diye yaşayan kimilerinden daha güzel yaşayacak aramızda.
Bir Nil Karaibrahimgil Konseri’nde Uludağ’da tanıştığım güzel gözlü arkadaşım Serhan; o bahsettiğin grupların albümlerini verecektin bana; hala bekliyorum, lütfen unutma…