18 Mayıs 2008 Pazar

Pinhani şahane


Pinhani’nin 2006’nın Nisan’ında çıkardığı “İnandığın Masallar” adlı ilk albümünden birkaç kez bahsettim. Hemen her seferinde çok beğendiğim bu albümün; eğer reyting alan bir dizinin, “Kavak Yelleri”nin müzikleri olarak TV izleyicisiyle buluşma şansı olmasaydı tarih yaprakları arasındaki diğer haysiyetli çabalar arasına gömülmesi an meseleseydi.

Dinleyene kolayca geçen basit ve güzel nakarat melodileri, Sinan Kaynakçı’nın yumuşak vokali, konser atmosferi hissettiren naif düzenlemeleri ve Akın Eldes’in usta gitarı ile baştan sona hayranlık uyandıran bir işti “İnandığın Masallar”.

Albümün çıktığı 2006’dan bugüne 100’e yakın konser yaptı grup. Daha fazla da yapabilirdi. Örneğin Kavak Yelleri dizisi daha önce başlamış olsaydı…

Kavak Yelleri hala büyük bir ilgiyle izleniyor. Dizide Pinhani’nin ilk albümünden “İstanbul’da”, “Hele Bi’gel”, “Beni Al”, “Ben Nası Büyük Adam Olucam” gibi hitlerin yanı sıra, albümde olmayan kimi şarkılar da çalıyor bazı sahnelerde. “Bir Anda” ve Ne Güzel Güldün” deyince dizinin takipçileri hemen hatırlayacaktır.

İşte geçtiğimiz ay çıkan Pinhani’nin ikinci albümü “Zaman Beklemez”de bu iki şarkının stüdyo kayıtları var.

Eğer geçtiğimiz iki yıl içinde bir şekilde Pinhani konserlerini izleme şansınız olduysa ikinci albüm size aşina gelecektir. Çünkü Pinhani çok akıllıca bir iş yaptı ve konserlerinde; ikinci albümde yer alacak tüm şarkılarını çaldı. Neredeyse yeni şarkılarını hayranlarına ezberletti ve beklenti yarattı. Başta “Bir Anda” ve “Ne Güzel Güldün” olmak üzere “Zaman Beklemez”de yer alan 11 şarkı da Pinhani severlerin çoktandır dilinde.

Bu anlamda cesur bir duruş göstererek konserlerinde başkalarının şarkılarını çalmak yerine kendi yeni şarkılarını çalan Pinhani’yi kutlamak lazım. Mütevazılıkları, müzisyenlikleri, huzur veren enerjileri ile farklılar ve bunu herkes hissediyor.

İlk albümün kayıtlarında yer alan Akın Eldes ve Cem Aksel gibi ustaların yanı sıra bu albümde işin müzikal zenginliğine daha fazla yatırım yapma kararı almışlar ki başta Demirhan Baylan olmak üzere; Erkan Oğur, Oğuz Küçükberber, Yinon Muallem, Sunay Özgür, Serkan Çağrı, Hasan Gözetlik gibi iyi müzisyenlerin parmağı var.

İlk albüme göre düzenlemeleri daha olgun bulduğumu da söylemeliyim. Düzenleme itibariyle ön planda olduğu durumda gitarlar daha sert geldi bana. Üflemelileri ise yer yer gereksiz buldum.

Ama Pinhani’nin, ikinci albümü “Zaman Beklemez”de doğru olanı yaptığı kesin. Yine baştan sona hiç boş şarkı yok. Hem de daha olgun bir sound’la… Yeni konserlerde yeni şarkıların albüm için kaydedilen stüdyo versiyonlarını çok seveceğinize eminim. “Sevmekten Usandım”daki Erkan Oğur dokunuşu’na, “Sırası Değil”e, “Ne Güzel Güldün”e, “Ağlama”ya, “Bir Anda”ya, “Yansın”a, “Zaman Beklemez”e, “Yalnızlık”a ayrı ayrı özen göstereceğinize de kesin gözüyle bakıyorum. İki versiyonu olan “Düğün (Düğün Dernek)” de konserlerde en çok istek alan şarkılardan biriydi. Benim tercih edeceğim bir şarkı değil; albümün bütünlüğü içinde bir miktar da sakil duruyor ama öte taraftan konserde dinlemek hakikaten keyifli olabilir.

13 Mayıs 2008 Salı

Tezgah 5 yaşında


Tezgah Bar; 18 Mayıs Pazar akşamı 5. yaşını kutluyor!
Gece boyunca bira 3, votka 5 YTL olacak.
Malumunuz Tezgah; Galatasaray'da Ara Cafe'nin sokağından girince soldan dümdüz aşağı yürüyorsunuz, ilerde solda göreceksiniz...


Helldorado'dan albüm


‘A DRINKING SONG’ isimli şarkılarıyla ülkemizde büyük ilgi gören ve verdikleri konserlerle binlerce dinleyiciye ulaşmayı başaran Helldorado’nun beklenen albümü ‘The ballad of Nora Lee’ Artist Müzik etiketiyle ülkemizde de Mayıs ayında yayımlanıyor.
Helldorado 2001 baharında, Norveç’in Kuzey Denizine bakan şehri Stavanger’de kuruldu. Helldorado kurulmadan önce yerel bir grup olan The Tramps'le bir çok konser vermiş ve stüdyo çalışmalarında bulunmuştu tüm üyeler.
The Tramps'le "cover" çalarken gelişen sound'ları, Helldorado ile birlikte sözlere de yansıdı ve kendi şarkılarını yazmaya başladılar. Ardından gelen bir kaç konser, ünlerinin şehir dışına çıkmasına fazlasıyla yetti. 2002 sonbaharında Zoom isimli yarışmayı kendi şehirlerinde kazanan ve Oslo’daki büyük finale giden üçlü, burada da birinci oldu. Yarışma ödülü olaraksa Norveç turnesiyle birlikte birkaç İngiltere ve Almanya konserine çıkma hakkı kazandılar.
Kısa bir süre sonra, 2002 Kasımında yerel plak şirketi CCAP’den mini albümleri "Lost Highway" yayınlandı. Konserler ile kesintiye uğramayan 2003 yazını stüdyoda geçiren topluluk uzun zamandır beklenen ilk albümü “Directors Cut”ı Şubat 2004’te yayınladı. Albüm, 2004 Ekiminde ise Glitterhouse etiketiyle Avrupaya’ya dağıtıldı. Bu sayede Avrupada da grup tanınma fırsatını yakaladı.
Glitterhouse İngiltere direktörü Helldorado’yu; "The Cramps, 16 Horsepower, Chris Isaac ve The Gun Club karışımı mükemmel bir sentez" olarak yorumluyor ve canlı performanslarının aklından hiç çıkmayacağını söylüyordu. Norveç’li grubun son albümleri “The Ballad of Nora Lee” ise 2007 yılında, sürpriz bir şekilde ülkemiz müzikseverleri tarafından keşfedildi ve özellikle albümde yer alan ‘a drinking song’ isimli şarkı dillere dolandı.

Grup üyeleri:

Dag Vagle – Vokal + gitar
Hans Wassvik – Bass, geri vokal
Morten Jackman – Drums, geri vokal

UNI-ROCK FESTIVAL 2008


Bu yıl Parkorman'da (evet festivalin yeri değişti) 20-22 Haziran tarihleri arasında yeni bir konaklamalı müzik festivali düzenleniyor. Uni Rock Open Air Festival.
Birçok farklı şehirden üniversite öğrencilerine ev sahipliği yapacak olan festival, Opeth (İsveç), Dark Tranquillity (İsveç), Testament (ABD) ve Orphaned Land (İsrail) gibi rock müziğin uluslararası devlerinin yanısıra ülkemizin ünü yurt sınırları dışına taşan ismi Pentagram'ı ağırlayacak. Toplam 20 civarında grubun sahne alacağı ve 10.000 civarında rock müzikseverin katılmasının beklendiği festivalde katılımcılar, Parkorman'da geçirecekleri 3 gün boyunca başta yüzme havuzu olmak üzere birçok farklı aktiviteden yararlanabilecekler.
Bilet satışının Biletix tarafından gerçekleştirildiği festivalin bilet fiyatları kombine + kamp 56 YTL, günlük ise 28 YTL olarak belirlendi. İndirimli dönem satışları 20 Mayıs tarihinde sona eriyor ve bu tarihten sonra yeni bilet fiyatları geçerli olacak.
Uni-Rock Festival'da sahne al
acak başlıca gruplar;

DARK TRANQUILLITY
OPETH
TESTAMENT
PENTAGRAM
ORPHANED LAND

MALT
CATAFALQUE
FALSE IN TRUTH
SOUL SACRIFICE

www.unirockfest.com

12 Mayıs 2008 Pazartesi

One Love'dan son dakika


"...Bunlar yetmezmiş gibi Efes Pilsen One Love Festivali de son derece zayıf bir line up açıklıyor. Ağırlıklı olarak isimsiz gruplardan oluşan; daha önce Rock’n Coke’da izlediğimiz Gogol Bordello’nun headliner olduğu söylenen One Love da, sanırım iptal kararı almak yerine böyle bir yol çizmiş kendine..."

Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet Cumartesi Eki'nde "Rock'n Coke'un hatası" başlıklı yazımda Efes Pilsen One Love Festivali'nin line'up'ından yukardaki yorumu yaparak söz etmiştim. Hafta arası Efes Pilsen'in üst düzey yöneticileri ile konu hakkında yüz yüze konuştuk. Kendileri bunun bir tercih olduğunu; büyük isimlerden vazgeçip alternatif isimlere yönelmeye karar verdiklerini ve festival kültürüne yatırım yapmayı hedefleyen bir strateji belirlediklerini söylediler. One Love'a geri sayım devam ederken işte son tablo...


Yılın en uzun günü 21 Haziran’da santralistanbul’da kapılarını bu sene daha erken açacak Efes Pilsen One Love Festival, iki gün boyunca misafirlerine eğlence, dans, müzik dolu saatler yaşatacak. Efes Pilsen One Love Festival’de gün hiç bitmeyecek!
Efes Pilsen One Love Festival, değişen konsept ve mekanı ile bu yıl 7’den 70’e herkese eğlence, dans, müzik dolu saatler yaşatacak. Gün boyunca arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirmek isteyen festival katılımcılarını müzik dolu saatler dışında eğlenceli aktiviteler ile değişik yemek ve içecek seçenekleri bekliyor. Festival konukları, etkinlik alanında langırt, dart, çeşitli masa oyunları, yarışmalar ve daha birçok eğlenceli etkinlikle coşarken, ünlü grupların performanslarını izleyerek müziğe ve dansa doyacaklar. Festivalciler poi ve jonglörlerin baş döndürücü gösterilerini izlerken workshoplarla kendilerini bir anda bu eğlencenin tam ortasında bulacak. Top cambazlarının, illüzyonistlerin, perküsyonistlerin ve pandomim sanatçılarının gün boyunca gösteriler sergileyeceği Efes Pilsen One Love Festival tam anlamıyla bir şenlik havasında geçecek. Bu sene Efes Pilsen One Love’da festival kavramı yeniden tanımlanacak.

Festival komşunuza bir daha bakın!
Bu yılki Efes Pilsen One Love Festival’de katılımcıları bambaşka ve yepyeni bir deneyim daha bekliyor: Festival sanatçıları, gün içerisinde alanda dolaşıp festivalcilerle birlikte etkinliklere katılacak ve festival eğlencesini sahnenin ötesine taşıyacaklar.

Teknoloji ve kolaylık festivalcilerin emrinde...
Efes Pilsen One Love’da teknoloji meraklılarının merakını ise Samsung giderecek. Efes Pilsen One Love Karaoke Powered by Samsung” etkinliğiyle festivalin gizli starları keşfedilirken, çimenlerde yuvarlandığı sırada üstünü başını kirletenleri susuz temizliğin şaşırtan teknolojisi Samsung Air Wash standı karşılayacak. Festivalciler, Efes dünyasında çektirecekleri festival hatırası fotoğraflarını, hatıra poster, mug, mouse pad, puzzle ya da t-shirt’lerini Narpost’un çevreci paketleri ile Türkiye’de ve Dünya’da istenilen adrese gönderebilecek.

Efes Pilsen One Love Festival’in sürprizleri bunlarla bitmiyor. Festivalciler iki gün boyunca dans ve müziğe doyacak…

Festivalde yine dünyaca ünlü gruplar ve Türkiye’nin seçkin müzisyenleri sahne alacak. Temponun bir saniye bile düşmeyeceği festivalin konukları arasında; dans müzik arenasının en iyi isimlerinden biri olan, değişik giyim tarzı ve sanatsal bakış açısıyla sadece müzikal anlamda değil sanat camiası tarafından da ikon olarak kabul edilen, bir döneme damgasını vuran Moloko’nun solisti Roisin Murphy ve tüm dünyaya farklı kültürlerin eğlenceli ritimleri eşliğinde aynı hisleri paylaşarak dans edilebileceğini kanıtlayan, profesyonel sahne performansıyla dinleyicisini kendine hayran bırakan Gogol Bordello bulunuyor.

Efes Pilsen One Love Festival, 21 Haziran Cumartesi günü dans pistlerinin aranan isimleriyle, 22 Haziran Pazar günü ise gypsy müziğin en sıcak ve en hareketli ritimlerinde ustalaşmış sanatçılarla festival müdavimlerini kendinden geçirecek. İki ayrı günde, iki ayrı konseptle ayakları yerden kesilecek misafirler yemeğe, içmeye, müziğe ve dansa doyacak.
Pozitif organizasyonuyla gerçekleştirilen Efes Pilsen One Love Festival, bu yıl kapılarını saat 14.00’de açacak ve eğlence gün boyu aralıksız devam edecek.

Efes Pilsen One Love Festival Sanatçı Bilgileri

21 Haziran

Yılın en uzun dans günü!

Roisin Murphy

Hot Chip

The Long Blondes

Bedük

Kreş

Style-ist


22 Haziran

Gypsy patlasın, punk oynasın!

Gogol Bordello

Shantel & Bucovina Club Orkestar

Miss Platnum

Baba Zula

Gevende

Selim Sesler

Kolektif İstanbul

Ahmet Musluoğlu

mor ve ötesi Belgrad'ta!

İki ayrı etapta sırasıyla Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Portekiz, Gürcistan, Ukrayna ve Azerbaycan'ı kapsayan promosyon turnesini tamamlayan mor ve ötesi 53. Eurovision Şarkı Yarışması için Belgrad'a uçtu. 10 günlük bir hazırlık dönemi geçirecek olan grup 22 Mayıs'ta yarı finalde 3. sırada yarışacak.

efsanenin 20 yılı


Yıllardan 2007. Şubat ayının 4’ü. İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nin önü mahşer yeri gibi. İçeri girmek için; benim bir Türk rock grubunun konserinde daha önce görmediğim uzunlukta kuyruk oluşturmuş bir kitle var gişenin önünde. Hava buz gibi ama bilet almak için kuyrukta bekleyen insanların yüzünde en küçük bir mutsuzluk ifadesi yok. Bilakis; az sonra izleyecekleri konserin coşkusundan olsa gerek, yerlerinde duramıyorlar.

Aynı saatlerde Türk rock ve heavy metal’inin efsane grubunun elemanları konser alanına gelmek üzere evlerinden çıkıyorlar. Onlar da kuruluşlarının 20. yılı nedeniyle az sonra verecekleri konser için heyecanlılar. Sound check yapılıyor, hazırlıklar tamamlanıyor. Artık geri sayım başladı.

Kapılar açılıyor. Az önce kuyrukta gördüğüm kitlenin benim tahminimden de büyük olduğunu o an anlıyorum. Bostancı Gösteri Merkezi, tarihi bir gün yaşıyor. İçerde 6000’i aşkın insan var. Ve hepsi de, başlamak üzere olan Pentagram’ın 20. Yıl Konseri’ne kilitlenmiş durumda.

Pentagram; o Türkiye’de rock ve metal müzikle uğraşmanın tukaka olduğu yıllardan beri bu işin içinde; kendini hiç bozmadan inandığı müziği yapıyor. Grubun kurulduğu 1987 yılında henüz doğmamış olan hayranları var o gün Bostancı Gösteri Merkezi’ni dolduran kalabalığın arasında. Grup kurulduğu yıl Pentagram Konserlerinde kafa sallayanlar ise bugün 40’lı yaşlarını sürüyorlar. Ve inanıyorum bazıları hala Pentagram dinliyorlar.

Pentagram, böyle bir grup işte. Bana göre dünya heavy metal müziği içinde de otantikliği, güçlü sound’u ve karizmasıyla çok önemli bir yerde. Ama hala içimde uktedir; bence dünyada hala hak ettiği kadar tanınmıyor. Yok öyle Avrupa’ya açılma klişesi değil. Özellikle Avrupa’da binlerce potansiyel Pentagram hayranı olduğuna yürekten inanıyorum, o nedenle…

Geçtiğimiz haftalarda; Sony BMG etiketi ve Dream TV’nin katkılarıyla bir DVD bir de canlı albüm yayınlandı. Her ikisinin de adı “1987”. Son albümünü 2002 yılında çıkaran Pentagram’ın geçtiğimiz yıl doldurduğu 20. yılı onuruna…

24 şarkıdan oluşan konser albümünü çift cd olmasına karşın tek cd fiyatına satılıyor. DVD’nin prodüksiyonu ise Pentagram’a yakışır şekilde son derece ustalıklı olmuş. İnanın DVD’yi izlerken konser gününe gittim yeniden. Evde, oturduğum yerden şarkılara eşlik ettim; hatta kafa bile salladım.

DVD’nin 20 sayfalık bir de kitapçığı var. Pentagram hayranı olup da almamak ayıp olur. Bakın “almamak” derken kastım yasal olan CD ve DVD’yi almamak. Yoksa evde kopyalayarak, internetten indirerek kim bilir kaç kişiye ulaşıyor. Ancak tam bu noktada biraz da sıkıcı olmayı göze alarak dikkat çekmek istiyorum. Pentagram’ın o son derece sert, konserlerde “popçular dışarı!” diye bağıran sadık hayran kitlesini iyi tanırım. Onlar için dünya bir yana Pentagram bir yanadır. Pentagram’a kimsenin laf söylemesine müsaade etmezler. Gel gelelim iş yasal CD ya da DVD satın almaya gelince “para yok ne yapalım, mecburen kopyalayacağız” diyorlarsa gerçekten çok ayıp. Her şeyden önce bunlar koleksiyon ürünler. Kopyasını yapıp saklamanın, internetten indirmenin hiçbir manası yok. Önemli olan bu ürünlerin orijinallerine sahip olup saklamak. Bu işe 20 yılını vermiş bu grubun gerçek hayranıysanız lütfen çok sevdiğiniz Pentagram’a bari siz ayıp etmeyin.

“In Esir Like An Eagle”, “Unspoken”, “Şeytan Bunun Neresinde”, “1000 In The Eastland”, “Anatolia”, “Powerstage”, “Dark Is The Sunlight”, “Secret Missile”, “Gündüz Gece”, “Take My Time”, “Ölümlü”, “Give Me Something To Kill The Pain”, “Rotten Dogs”, “Bu Alemi Gören Sensin” ve diğerleri. Dinlemeye de, izlemeye de değer iki ürün. Özellikle mastering konusunda Çağlar Türkmen’i de kutlarım. “Secret Missile” ve “Bir”de grubun eski solisti Ogün Sanlısoy da var.

Yeri gelmişken; başta vatani görevini yaparken şehit düşen Ümit Yılbar olmak üzere (fly forever Ümit), gelmiş geçmiş tüm Pentagram elemanlarına bir selam yollamak isterim… Burak Kalaycı, Murat Net, Bartu Topbaş, İhsan Şen, Onur Pamukçu, İlhan Barutçu, Demir Demirkan ve tabii Ogün Sanlısoy. Son olarak bir de havadis; Sony BMG pek yakında tüm Pentagram albümlerini yeniden yayınlamaya hazırlanıyor.

4 Mayıs 2008 Pazar

Rock'n Coke'un hatası...

Geçtiğimiz haftalarda “Festivalin Tadı Kaçtı” başlıklı bir yazı yazmıştım. Önce Coca Cola’nın bu yılki Rock’n Coku’u iptal ettiğini açıklaması, arkasından çok sevdiğimiz Radar Live’ın da bu yılki organizasyonunu gerçekleştiremeyecek olması; artık yaz festivallerine iyiden iyiye alıştığımız şu dönemde şoke olmamıza neden oldu desem yeridir.

Bunlar yetmezmiş gibi Efes Pilsen One Love Festivali de son derece zayıf bir line up açıklıyor. Ağırlıklı olarak isimsiz gruplardan oluşan; daha önce Rock’n Coke’da izlediğimiz Gogol Bordello’nun headliner olduğu söylenen One Love da, sanırım iptal kararı almak yerine böyle bir yol çizmiş kendine.

Yine büyük açık alan festivali kapsamında değerlendirilebilecek Masstival; Def Leppard, Whitesnake, Alanis Morissette gibi isimlerle anlaştı ama bakalım gerisi nasıl gelecek; belini doğrultacak sponsor desteğini alabilecek mi?

Turkfest yapılacaktı sonra… Tamamı Türk sanatçı ve gruplardan oluşacak bir line up ile iddiali bir festivaldi. Aldığım habere göre o da finansal nedenlerle iptal edilmiş.

Böyle umutsuz konuşuyoruz ama bu, 2008 yazı boş geçecek anlamına gelmesin. Metallica, Kylie Minogue, Bon Jovi, Jethro Tull, Massive Attack, Lenny Kravitz, Travis gibi büyük konserler olacak bir aksilik olmazsa. Sonra elektronik ortamları sevenler için Global Gathering ve Electronica Festivali gibi geçtiğimiz yıllarda rüştünü ispatlamış büyük organizasyonlar var. Sonra festivali yazlık ortama taşıyan; bol denizli, güneşli Zeytinli Rock Festivali var. Sembolik bir giriş ücreti olan festivale, bu yıl 100 bin kişilik bir katılım bekliyorlar. Barışarock deseniz öyle.

Hepsi tamam da; bu yıl niye böyle oldu? Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda 2007 yazı ile ilgili yazdığım yazıda yukardan aşağı gelen sanatçı ve grupları saymıştım bir bir. O kadar çok isim geliyordu ki geçen yıl Türkiye’ye, neredeyse bir yorum yapacak yerim kalmamıştı yazıda. Ben de tek bir paragraf yazıp şöyle demiştim özetle: “Bunca sanatçı geliyor Türkiye’ye, çok sevindirici gelişmeler bunlar. Ancak umarım seyircileri ile buluşurlar. Çünkü konser sayısı arttıkça seyirci beklentisi yükseliyor. Gerek maddi sebepler, gerekse konser kültürüne sahip olmayışları sebebiyle de seçicilikleri artıyor. Eğer bu yılki konserler dolmazsa, önümüzdeki yıl sponsorlar da desteği çekecekler ve organizasyon şirketleri konser yapamayacak hale gelecek…”

Kesinlikle; “bakın ben söylemiştim” demeye çalışmıyorum. Aklı selim herkes bu çıkarsamayı yapabilir. Üzüldüğüm nokta haklı çıkmamız. Bizim öngörülerimiz üstüne bir de ekonomik koşullar belirsizlik arz edince sponsorlar daha büyük geri adımlar attılar. Netice de böyle oldu işte.

Peki bu gelişmeleri markalar açısından okuyacak olursak? Koskoca Coca Cola’nın büyük emek vererek yarattığı; kendi deyimleriyle Avrupa festivaller atlasına soktuğu, Yourope üyesi yaptığı Rock’n Coke’u bu kadar kolay iptal etmesinin arkasındaki temel neden nedir? Evet bütçeyi kısmışlardır. Evet, festival tarihini daha iyi gruplar almak için eylülden temmuza çekmiş; ancak öte yandan da ağustosta Ramazan kampanyaları olduğu için bir başka baskı altına girmişlerdir. Ama bunların hiçbiri Rock’n Coke gibi bir markanın yıpratılması için geçer sebep olamaz. 3 gün değil de 1 gün yaparsın; ama yaparsın. Hepimiz biliyoruz o “kısılan” bütçelerin kısılmalarına rağmen ne kadar “büyük” olduklarını. Düzenli sponsor desteği olmayan bağımsız festivallerin o bütçelerin yarısıyla nasıl harikalar yarattıklarını…

Rock’n Coke; geçtiğimiz 5 yıl içinde öyle bir noktaya gelmiştir ki depremdi, darbeydi, krizdi olmadıkça iptal etmeniz hoş karşılanmaz. Bunu hesaba katmaları gerekirdi diye düşünüyorum. Her sene daha büyük gruplar getirmek, yine onların deyimiyle “çıtayı her yıl yükseltmek” gerçekte mümkün değil. Rock’n Coke da bundan sonra böyle büyük bir sorunla tekrar karşılaşmamak için festival kültürüne daha çok yatırım yapmalı. Alternatif sahnelerinde gerçekten alternatif gruplar görmeliyiz. Rock’ın daha sert uçlarını da kucaklayabilmeli. Sadece Avrupa ve Amerika’dan değil; dünyanın 4 bucağından hiç tanımadığımız sıkı rock gruplarını seyredip o sahnede, şaşırmalıyız. Türk gruplar, Rock’n Coke sahnesindeki performansları için aylar öncesinden çalışmaya başlayacak kadar heyecan duymalı. Rock’n Coke’a özel başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz performanslar tasarlanmalı. Zor mu? İnanın, her yıl Radiohead’i, U2’yu, Red Hot Chili Peppers’ı getireceğiz diye tırmalamaktan; sonra da koca Rock’n Coke’u iptal ederek kendini dosta düşmana güldürmekten daha doğru ve kolay bir yöntem.

Anadolu'nun Kayıp Şarkıları


Nezih Ünen’le dostluğumuz çok eski yıllara dayanıyor. Boğaz’daki şirin ev stüdyosunda müzik ekseninde başlayan uzun sohbetler, yerini zamanla kalıcı bir dostluğa bıraktı. Nezih; yirmili yaşlarını karşılarken İstanbul’a gelmiş, mühendislik okumuş lakin içindeki müzik aşkını hiçbir zaman yenememiş bir adam. Aslında kafası stüdyo adamı matematiğinde çalışır. Birçok önemli işin altına imza attı bugüne kadar. Yapımcıdır, bestecidir, aranjördür, yorumcudur, klip yönetmenidir. Belki siz bilmezsiniz ama Özcan Deniz’in, son dönemde kendi kategorisinde kazandığı başarıyı yaratan mimardır aynı zamanda. Profesyonel ve yaratıcı bir müzik adamıdır çünkü. İşine bakar.

Yıllar önce çok meşhur olan, sound olarak döneminin de çok ilerisinde bir parça vardı; “Haremde Dans”. Nezih Ünen’in henüz tanınmadığı dönemde yaptığı “Yasak Elma” adlı projenin alamet-i farikası. Nerden hatırlarsınız şarkının temasını, onu da söyleyeyim. Yıllarca Süper FM kullandı bu temayı jingle olarak. Sonra yine iyi tanınan “Çingene Yüreğim” adlı şarkısı var. Siz farkına varmadan birçok projeye bulaşmışlığı, değer katmışlığı var.

Ancak Nezih’in içinde bir heyecan vardı uzun süredir. Yaklaşık 5 yıldır, onun için de çok özel olan ama aslen bu memleketin kültür mirası açısından büyük önem taşıyan bir projeyi hayata geçirebilmek için uğraşıp duruyordu.

Projenin adı; “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları”. Nezih Ünen’in yönetmenliğinde hayata geçen uzun metraj bir belgesel/müzikal. Meselesi; 10 bin yıllık Anadolu kültürünün müzikal yolculuğu. “Bir senaryosu yok; Anadolu yapmış, biz çektik sadece” diyor Ünen. “Dünyanın son büyük uygarlığı Anadolu’nun; yıllar boyu bizi kendine hayran bırakan batı kültürüne söyleyecek bir sözü vardı; ben buna aracılık ettim” diye de ekliyor.

Çekim sırasında tüm Anadolu’yu gezip 40 bin kilometre kat etmiş Nezih. Tam 133 otantik performans çekmiş kamerasına. Bu performansların 43 tanesini seçip montajını yapmak için tam 4 yıl uğraşmış. Çektiği performansların bazılarını yeniden ve layıkıyla düzenleyebilmek içinse 3 yılını vermiş. Tam bir gönül işi; başka türlüsü çok zor.

Nezih Ünen’in bu önemli filmi, geçtiğimiz günlerde 27. Uluslararası Film Festivali kapsamında gösterildi. Akabinde ise aynı akşam Babylon İstanbul’da “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” konsepti altında bir konser oldu. Nezih Ünen Band olarak; Alp Ersönmez, Sarp Maden, Mert Önal, Serhat Ersöz, Osman Aktaş, İzzet Kızıl gibi önemli müzisyenlerin yer aldığı konserin de; filmin ilk ve tek gösteriminin yapıldığı Beyoğlu Sineması’nın da; ayakta alkışlayan izleyicilerle dolup taştığını özellikle söylemek isterim. Herkes gurur duydu yapılan işle.

Mardin’den Süryani ilahileri, Düzce’den Çerkez oyunları, Tokat’tan semah ve türküler, Rize’den Hemşin ve atma türküleri, Bingöl’den Kartal Dansı, Bursa’dan Kılıç Kalkan, Denizli’den Zeybek, Kırıkkale’den Bozlak, Muğla’dan Roman davul zurnası, Kars’tan âşık atışması, İstanbul’dan sema dönen dervişler, Ermeni ve Rum şarkıları…

Burada saymaya kalksam, bitiremem. O 10 bin yıllık, hayranlık uyandıran kültürün, yani Anadolu’nun yok olmaya yüz tutmuş şarkıları, dansları…

Nezih Ünen’e ne kadar teşekkür etsek az. Gönülle başlamadan, fedakârlık yapmadan bu işlerin altından kalkmak mümkün değil çünkü.

Peki, siz bu filmi nasıl seyredeceksiniz? Maalesef biraz beklemeniz gerekiyor. Çünkü sonbaharda vizyona girecek. Yine de bir fikir edinmeniz için şimdiden fragmanı izlemenizi isterim.

http://www.youtube.com/watch?v=JCwabQkPbT0